Latîfî Tezkiresi Mukaddimesini Ben-Anlatısı Olarak Okumak
Makale Bilgileri
|
Başlık
Türkçe
|
Latîfî Tezkiresi Mukaddimesini Ben-Anlatısı Olarak Okumak |
|
Başlık
İngilizce
|
Reading The Preface of Latîfî's Tazkirah As a Self-Narrative |
|
Yazar
|
Doç. Dr. Kadri Hüsnü Yilmaz |
|
Anahtar Kelimeler
Türkçe
|
Klâsik Türk Edebiyatı, Biyografi, Latîfî Tezkiresi, otobiyografi, Ben-anlatısı |
|
Anahtar Kelimeler
İngilizce
|
Classical Turkish Literature, Biograpy, Latîfî’s Tazkirah, Autobiograpy, Self-narrative |
|
Makale Dili
|
Türkçe |
|
Yayınlandığı Sayı
|
|
|
Dosya
|
İndir |
|
DOI
|
https://doi.org/10.34083/akaded.1873160 |
Özet
Şair ve yazarların, genellikle eserlerinin başlarında, özellikle de sebeb-i telif veya hasbihal kısımlarında, seyahat ettikleri yerler ve buralarda karşılaştıkları olaylar, içerisinde bulundukları durumlarla ilgili sıkıntı, endişe, yalnızlık gibi hisler ya da şahsi gözlemlerine dair kendi hayat hikayelerinden izlere rastlamak mümkündür. Bu izlere dair tespitler, kimi zaman kurmaca da olsa yazarların kendi kalemlerinden çıktığı için biyografi yazımı açısından değer taşırlar. Ancak yalnızca bu amaca mahsus kaleme alınan metinler için “ben-anlatısı” teriminin kullanılması gerektiği görüşlerinin yanında bu bakış açısıyla incelenecek yazma kültürü içinde kaleme alınmış neredeyse her eserde, yazarın “ben”ine ait unsurlar bulunabileceği için “ben-anlatısı”nın birer parçası olarak değerlendirilebileceği görüşleri de mevcuttur. Nitekim, Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme, Kâtip Çelebi’nin Mizânü’l-Hakk fi İhtiyâri’l-Ehakk, Taşköprülüzâde’nin Eş-Şakâ'iku'n-Nu'mâniyye Fî ‘Ulemâ'id-Devleti'l-‘Osmâniyye ve Âşık Çelebi’nin Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ adlı eserlerinin bu nazarla incelendikleri ve yazarlarının hayat hikayelerinden kesitlerin tespit edildiği görülmektedir. Bu çalışmada, klasik Türk edebiyatının biyografi sahasında, yer verilen şairlerin seçilme ölçütleri ve onların edebî yetkinliklerine dair kaydedilen isabetli görüşleri barındırması açısından en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ’nın mukaddimesinde müellifi Latîfî’nin “ben”ine dair izler aranmıştır. Bu bakış açısıyla incelenen mukaddimede, Latîfî’nin sıkıntıları, endişeleri, yalnızlığı, dost/ları, eserleri ve edebî kişiliği gibi hayatına dair çeşitli bilgiler tespit edilmiştir.
It is possible to find traces of poets' and writers' personal life stories in the beginnings of their works, especially in the sections on the reason for writing or conversation, where they describe the places they have traveled to and the events they have encountered there, along with their feelings of distress, anxiety, loneliness, or personal observations related to the situations they found themselves in. These observations, even if sometimes fictional, are valuable for biographical writing because they come from the authors' own pens. However, alongside the view that the term “self-narrative” should only be used for texts written specifically for this purpose, there is also the view that, since elements belonging to the author's ‘I’ can be found in almost every work written within the writing culture examined from this perspective, they can be considered part of the “self-narrative.” Indeed, Evliya Çelebi's Seyahatname, Katip Çelebi's Mizanu'l-Hakk fi Ihtiyari'l-Ehakk, Taşköprülüzâde's Eş-Şakâ'iku'n-Nu'mâniyye Fî ‘Ulemâ'id-Devleti'l-‘Osmâniyye, and Âşık Çelebi's Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ have been examined from this perspective, and excerpts from the authors' life stories have been identified. This study seeks the traces of author Latîfî's self in the preface of Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, considered one of the most important works in the field of classical Turkish literature biography, due to its accurate criteria for selecting the poets included and its assessments of their literary competence. Examining the introduction from this perspective, various aspects of Latîfî's life have been identified, including his hardships, anxieties, loneliness, friends, works, and literary personality.
PDF