{
    "issueRecord": {
        "header": {
            "identifier": "oai:https:\/\/www.adeddergi.com\/:sayi\/68a8ca5e670bd",
            "datestamp": "2018-08-30"
        },
        "metadata": {
            "title": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi, Cilt: 2 Sayı: 2",
            "creator": "",
            "subject": null,
            "description": null,
            "publisher": "Prof. Dr. Mehmet Özdemir",
            "date": "2018-08-30",
            "type": "Journal Issue",
            "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/sayi\/68a8ca5e670bd",
            "language": "tr",
            "rights": "Creative Commons"
        }
    },
    "articles": [
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ca688724c",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "XVII. Yüzyıl Şairlerinden Vardarlı Fazlî’nin Mahzenül’l-Esrâr (Dâfi‘ü’l-Hüzn) Mesnevisi",
                "creator": " İsmail Hakkı Aksoyak",
                "subject": null,
                "description": "Bu makalenin konusunu 17. Yüz yıl şairi Vardarlı Fazlî’nin Mahzenü’l-Esrâr (DÀfi'ü’l-Hüzn) Mesnevisi oluşturmaktadır. Fazlî’nin hayatı hakkında kaynaklarda bilgi yer almaz. Fazlî’nin edebiyat tarihine dâhil edilmesini sağlayan tek eseri Mahzenü’l-Esrâr isimli mesnevisidir. Eserin bilinen tek nüshası DTCF Ktp. İsmail Saib I. nu:1422’de kayıtlıdır. Fazlî, eserini 1636-37 yılında yazmıştır. Aruzun “fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün” kalıbı ile yazılan eser toplam yedi yüz atmış dört beyittir. Fazlî, eserinin bir adının Mahzenü’l-Esrâr diğer adının ise Dâfiü’l-Hüzn olduğunu belirtir. Mahzenü’l-Esrâr’ın giriş bölümünde tevhit, münacat ve naat konulu beyitler yer alır. Daha sonra şair on iki imamdan bahseder ve onlara olan bağlılığını bildirir. Bu bölümlerden sonra eserin konusunu oluşturan bölüme geçilir. Eserin konusu keyif verici maddeler Esrar, Beng, Falûniyyâ, Kahve, Bâde, Şarap ve Boza’nın münazarası şeklindedir. Her madde kendini tanıtma ve diğerlerinden üstün olduğunu kanıtlama gayreti içindedir. Dil ve edebiyat açısından zengin olan Mahzenü’l-Esrâr’da dönemin bazı sosyal olayları da yer almaktadır. Bu makalede Mahzenü’l-Esrâr’ın çeviri yazı metni neşredilecektir. ",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2018-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ca688724c",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ca6995271",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Klasik Türk Şairlerinin Dilinden Kudüs ve Mescid-i Aksâ",
                "creator": " Mehmet Altinova",
                "subject": null,
                "description": "Bir edebî eserin temel yapısını oluşturan ögeleri arasında mekân son derece önemlidir. Gerek manzum gerekse mensur eserlerde mekân, olayın geçtiği bölge olarak tasavvur edilir. Olayı gerçekleştiren kahramanların, bu mekânın çevresinde bulunması sebebiyledir ki çoğu zaman mekân ile olay ya da kahramanlar ile mekân arasında bir bağlantı kurulur. Edebiyat tarihinin her döneminde hem gerçek hem de hayalî mekânlar kullanılmıştır. Klasik Türk edebiyatı dönemi olarak tanımlanan XIII. ve XIX. yüzyılları kapsayan dönemde gerek mesnevi, gazel, kaside gibi manzum gerekse tazarru-nâme, tevârih, tezkire gibi mensur eserlerde mekânın kullanıldığı bilinmektedir. Kudüs ve onunla bağlantılı olarak Mescid-i Aksa ile Kubbetü’s-sahre de Klasik Türk edebiyatında bu minvalde sıklıkla kullanılmıştır. Üç ilahî din tarafından kutsal kabul edilen ve Osmanlı devletinin uzun süre elinde tuttuğu bu mekânlar, bu çalışmada sözü edilen dönem boyunca nazımda nasıl ele alındığı incelenecek, değişik yüzyıllarda yazılan divanlar taranarak elde edilen şiirler, bize Klasik Türk şiirinde Kudüs ve Mescid-i Aksa ile Kubbetü’s-sahre’nin divan şairlerince nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verecektir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2018-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ca6995271",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ca6aa9bd5",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Divan Şiirinde Remil",
                "creator": " Emrah Aydemir",
                "subject": null,
                "description": "Klasik Türk edebiyatı; sosyal, edebî, tarihî, kültürel yönden büyük bir kaynak ve birikime sahiptir. Bu unsurlardan biri de remil ilmine dair şiirdeki kullanımlardır. İnsanlar hayatları boyunca hep geleceği merak edip onu öğrenmeyi arzulamışlardır. Bu duygu ister güvenlik ister güç veya insanî bir merak olsun hep ön planda olan duygulardan biri olmuştur. Âdemoğlu sevdiğinden tutun da sevmediğine, dosttan-düşmana, iyiden-kötüye, güzelden-çirkine kadar büyü, fal, sihir gibi yasak olan ve büyük günahlardan sayılan bu yollara çeşitli sebeplerden dolayı yönelmiştir. Divan şairleri de bu konuya kayıtsız kalmamış ve şairler şiirlerinde buna yer vermişlerdir. Böylece remil ilmi de kendine ait özellikleri ve unsurlarıyla şairlerin bakış açılarıyla Divan edebiyatında yer almıştır. Bu çalışmada dinen yasaklanan ve büyük günahlardan sayılan falcılığı –özellikle remile- yönelik şairlerin düşünceleri, duyguları ve bu hassas konuya nasıl değindikleri üzerinde durulacaktır. Ayrıca şairlerin; edebî zevk, güç-otorite; merak, iyilik-kötülük, âşık-maşuk, mazmun, malzeme veya başka hangi sebeplerden ötürü bu ilmi kullandıkları da yine göz önünde bulundurularak ortaya koyulacaktır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2018-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ca6aa9bd5",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ca6e8f8a0",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Memorat Kavramının Tanımlarındaki Belirsizlik ve Bir Tanım Denemesi",
                "creator": " Ahmet Tacetdin Hallaç",
                "subject": null,
                "description": "Nesir anlatı geleneği içerisinde uzun zamandır kabul görmüş olan mit, masal, efsane, halk hikayesi, fıkra türleri çeşitli inceleme metotlarıyla ele alınıp araştırmalar genişletilmeye devam etmiştir. Sık sık ele alınan bu türlerin yanına, “memorat” adında yeni bir tür eklenmiş olması hiç şüphe yok ki kısa zamanda büyük görüş ayrılıklarının ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Makalemizin merkezini teşkil eden ve “memorat” adı verilen anlatılar, 1934 senesinde terminolojiye dahil olmasıyla birlikte Avrupa’da, 1970’lerden itibaren ise Amerika halkbilim çalışmalarında birtakım sorunlara sebep olmuştur. Von Sydow tarafından ortaya atılan ve beraberinde temel tanımlara sahip olan “memorat” ve “fabulat” kavramı, yalnızca ne olduğu ile alakalı değil, ne olmadığı ile alakalı da ifadeler içerdiğinden dolayı uzun müddet boyunca bu iki kavram çeşitli şekillerde tanımlanmaya çalışılmıştır. Bu tanımlama ve kavramın sınırlarını çizme denemeleri kısmen kavramın bir zemine oturtulmasına fayda sağlamıştır fakat kapsamlı bir mutabakatın kesinlikle ortaya çıkmadığını da belirtmek gerekir. Bunun sebebi ise bu iki kavramın farklı şekillerde algılanmasıdır. Bu çalışmayı üç aşama ile tamamlamanın daha isabetli olacağını düşünmekteyiz. Bu bakımdan ilk kısımda kavramın ortaya çıkışı ve bu kavram üzerine yapılan tanımları, ikinci kısımda “memorat” ve “fabulat” kavramlarına ait tanımlardaki sorunları ele alacağız ve üçüncü kısımda ise elde edilen bütün veriler ve çalışmalar ışığında bir tanım denemesinde bulunacağız.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2018-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ca6e8f8a0",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ca73b8b54",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Düzyazılarından Hareketle Turgut Uyar’ın Şiir Anlayışı ve Bir Eleştirmen Olarak Turgut Uyar",
                "creator": " İsmail Kekeç",
                "subject": null,
                "description": "Bilindiği üzere bir şairin şiir anlayışı hakkında değerlendirme yapılacaksa kuşkusuz şairin kendisinin kaleme almış olduğu yazıları, başvurulacak kaynakların başında gelir. Bu açıdan bakıldığında Turgut Uyar, şair kimliği yanı sıra son derece üretken bir eleştirmen kimliği de ile karşımızda durmaktadır. 1950’den başlayarak 1980’li yıllara kadar çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar kaleme alan Turgut Uyar’ın bu yazılarında çoğunlukla ve doğal olarak şiire dair meselelere kafa yorduğu dikkatlerden kaçmamaktadır. Uyar’ın şiirle ilgili yazılarının dışında dile dair düşüncelerini dile getirdiği, ülkemizdeki edebî dergilerin (özellikle taşra dergilerinin) tanıtımlarını yaptığı, ‘eleştiri’nin ne’liği\/niteliğine dair tespitlerini sergilediği, teferruatlı olmasa da öykü, roman, mektup gibi edebî türlere dair ilgili yazarın eserinden yola çıkarak görüşünü bildirdiği yazıları da mevcuttur. Bu makale giriş ve sonuç kısımları hariç tutulacak olursa üç bölümden oluşmuştur. İlk bölümde Uyar’ın, şiir anlayışı ve şiir eleştirisi, ikinci bölümde şair tavrı ve şair eleştirisi, son bölümde ise eleştirmen tavrı ve eleştiri anlayışı ele alınmıştır. İlk bölümde Turgut Uyar’ın şiire dair düşünceleri genel hatlarıyla ortaya konulmaya çalışılmış, ikinci ve üçüncü bölümlerde ise genel bir bakış açısı yanı sıra Uyar’ın üstünde önemle durduğu kimi müstakil şahsiyetler hakkındaki düşüncelerine de yer verilmiştir. Böylelikle hem üzerinde fazla durulmayan eleştirmenlik tarafına dikkat çekebilmek hem de şiire olan bakış açısına dair ipuçları yakalayabilmek adına, bu türden yorumlamalara olanak veren şairin kaleme aldığı kimi yazılarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. ",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2018-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ca73b8b54",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        }
    ]
}



