{
    "issueRecord": {
        "header": {
            "identifier": "oai:https:\/\/www.adeddergi.com\/:sayi\/68a8c688b462a",
            "datestamp": "2019-08-30"
        },
        "metadata": {
            "title": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi, Cilt: 3 Sayı: 2",
            "creator": "",
            "subject": null,
            "description": null,
            "publisher": "Prof. Dr. Mehmet Özdemir",
            "date": "2019-08-30",
            "type": "Journal Issue",
            "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/sayi\/68a8c688b462a",
            "language": "tr",
            "rights": "Creative Commons"
        }
    },
    "articles": [
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c6992f8cd",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "XIX. Yüzyılda Kaleme Alınmış Bir Eserin İnşâ ve İlm-i Belâgat Kısımları Üzerine Bir Değerlendirme",
                "creator": " Fatma Aydın",
                "subject": null,
                "description": "Tanzimat Dönemi’ndeki yeniden yapılanma çabalarının sonucunda Osmanlı eğitim kurumlarına yönelik olarak yenilik arayışlarına girilmiş ve orta öğretim kurumları yaygınlaştırılmıştır. Bu okulların ders programlarına, dil bilgisi ve yazışma konularının öğretilmesi amacıyla “usûl-i kitâbet ve inşâ” gibi derslerin yanı sıra “belâgat” de alınmıştır. Bu derslerde okutulmak üzere “inşâ, kitâbet ve münşeât kitabı” gibi adlar altında çeşitli kitaplar hazırlanmıştır. Bu kitapların bir kısmı doğrudan doğruya okullardaki yazı derslerinde okutulmak üzere inşâ, mektup ve belge yazma usul ve yöntemlerini konu edinmiştir. Bu dönemdeki öğrencilerin Arapçayı çok iyi bilmemeleri de Türkçe belâgat kitaplarının yazımını zorunlu kılmış ve bu alanda pek çok eser kaleme alınmıştır.Bu çalışmada Milli Kütüphane Yz A 9216\/2 arşiv numarasında İlm-i Belâgat adıyla kayıtlı olan bir eserin İnşâ Kitabı ve İlm-i Belâgat başlıklarını taşıyan kısımları ele alınarak incelenmiştir. XIX. yüzyılda yazılan eserde yazarın kimliğine dair bir bilgi bulunmamaktadır. Eserin yazılma sebebine dair herhangi bir açıklama bulunmamakla birlikte; içerik ve üslubu göz önüne alındığında, döneminin eğitim kurumlarında okutulmak üzere hazırlanmış bir ders kitabı olduğunu söylemek mümkündür. İnşâ Kitabı’nda çeşitli makamlara hitaben yazılacak resmî ve özel yazılarda kullanılması gereken hitap sözleri, yazışma tür ve şekilleri ve bunların usullerinin öğretilmesine dair kuramsal bilgiler yer almakta; uygulamaya yönelik olarak da 74 adet temsilî yazı örneği bulunmaktadır. İlm-i Belâgat ise belâgati üç şubesiyle ele alan bir eserdir. Eserde belâgat terimleri, soru-cevap yöntemi kullanılarak açıklanıp örneklendirilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, varlığı daha önce bilinmeyen bu eserin Türk edebiyatı çalışmalarına katkı sunması amaçlanmaktadır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2019-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c6992f8cd",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c69bd03b8",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Bir Geçiş Dönemi Eseri Olan Risale-i Kudsiyye’deki Mental Fiillerin Kipliklerdeki Görünümü",
                "creator": " Tarik Çeli̇k",
                "subject": null,
                "description": "XIV ve XV. yüzyıllar Anadolu’da varlığını sürdüren Batı Türkçesinin klasik bir yazı dili olarak standartlaşmaya başladığı dönemdir. Bu standartlaşma Eski Anadolu Türkçesi olarak da adlandırılan dönemden Klasik Osmanlıca dönemine geçişle gerçekleşmiştir. Belirli bir sürece yayılan bu geçiş döneminde telif edilen eserler söz varlıkları ve her iki döneme ait özellikler taşımaları bakımından incelemeye değerdir. Çalışmaya konu olan Risale-i Kudsiyye miladi 1498 tarihinde telif edilmiş dini-tasavvufi içerikli bir eserdir. Bu çalışma XIV ve XV. yüzyıllardaki Türk duygu ve düşünce dünyasına kapı aralamayı amaçlamaktadır. Çalışmanın amacı Risale-i Kudsiyye adlı eserde mental fiil olarak adlandırılabilecek fiillerin kiplik kategorilerindeki görünümünü ortaya koymaktır. Fiillerin dilin söz varlığındaki yeri çok önemlidir. Bu öneme bağlı olarak çok farklı tasnif incelemeleri yapılmıştır. Yapılan tasnif çalışmalarında ortaya çıkan inceleme alanlarından birisi de mental kategoridir. Bu çalışmada XV. yüzyılda telif edilen Risale-i Kudsiyye adlı eserin Ankara Milli Kütüphane nüshasından yararlanılmıştır. Transkribe edilmiş metin üzerinde mental özellikte olan fiiller tespit edilmiş ve Yaylagül’ün yaptığı tasnif esas alınarak fiiller “duyu, duygu, anı ve uslamlama, açıklama fiilleri” olmak üzere dört grupta incelenmiştir. Aynı fiiller kiplik kategorileri bakımından Palmer’ın tasnifi üzerinde incelenerek mental özellikteki fiillerin kiplik görünümleri ortaya konulmuştur. Kiplikler, konuşurun bir olay veya durumla ilgili tutum, tavır ve bilgisini yansıttığı dilsel işaretleyicilerdir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2019-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c69bd03b8",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c69f16892",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Nev’î Divanı’nda Atasözleri, Deyimler ve Bunların Kullanımı Üzerine",
                "creator": " Sedanur Dinçer Arslan",
                "subject": null,
                "description": "Şair ve yazarlar, edebiyatın her döneminde ve eserinde anlatımlarını güçlendirmek, zenginleştirmek gayesiyle dil malzemesi atasözleri, deyimler ve halk söyleyişlerinden istifade etmişlerdir. Halkın yıllar boyu edindikleri deneyimlere ve genel kaidelere dayanan, öğüt verici, bilgece, kalıplaşmış sözler atasözü; öğüt vermekten çok bir durumun yahut kavramın belli kalıplar içerisinde, çoğunun gerçek anlamının dışında bir anlamı ihtiva ettiği birden fazla sözcükten oluşan yine kalıplaşmış söz öbekleri de deyim olarak tanımlanır. Klasik Türk edebiyatı şairleri de az sözle çok şey anlatabilmek, ifadeyi daha akıcı kılmak için şiirlerinde deyim ve atasözlerini kullanmışlardır. XVI. asır şairlerinden Nev’î (d. 1533-ö. 1599) de; yetiştiği sanatsal, kültürel çevre ve aldığı eğitimin tesiriyle, şiirlerinde bu kalıplaşmış söz öbeklerini ziyadesiyle kullanan şairlerden biridir. Bilge bir şair olması nedeniyle sahip olduğu bilgi birikimini, amaçları doğrultusunda, daha geniş kitlelere aktarabilmek için yalın bir dil kullanmak gerektiğini şiirlerinde sıklıkla dile getirir ve uygular. Nitekim Nev’î’nin divanında 15 civarında atasözü, yaklaşık 100’ün üzerindeki mecazlı söyleyişler de dâhil edilirse, 2000’e yakın deyim tespit edilmiştir. Bu çalışmada tespit edilen deyim, atasözleri ve bunların nasıl, ne kadar sıklıkla kullanıldıklarından bahsedilecektir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2019-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c69f16892",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c6a12d6cf",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Tunuslu Mahmut Paşa’nın Korusunda Geçen Bir Sami Paşazade Sezai Hikayesi",
                "creator": " Derya Kılıçkaya",
                "subject": null,
                "description": "İki Yüz Elli Kuruşa Bir Asır isimli, Sami Paşazade Sezai’ye ait hikâye 1892 senesinde Küçük Şeyler adlı kitapta yayımlanır. Yazarın tüm hikâyelerini ise yeni harflerle Zeynep Kerman 1981 yılında hazırlayıp yayımlamıştır. Hazırlanan bu kitaptan faydalanarak inceleyeceğimiz bu hikâyenin de aslında bir hikâyesi vardır. Hikâyeden bahseden kaynaklarda sıkça dile getirilmese de aslında, bu eserin yazılmasına vesile olan kişi, Tunuslu Mahmud İbn İyâd olarak da bilinen Tunuslu Mahmut Paşa’dır. Yazıda, bu hikâye ile ilgisi olan Tunuslu Mahmut Paşa ve meşhur korusundan bahsedilecek, ardından da Sami Paşazade Sezai, çevreci duyarlılık açısından ele alınacaktır. Hikâye ise bu çerçeve etrafında değerlendirilecektir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2019-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c6a12d6cf",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c6a6592e6",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Fuzulî&#039;nin Şiirlerinde Sıra Dışı Bir Anlam Kopyası Örneği: Ancak Et-",
                "creator": " Metin Samanci",
                "subject": null,
                "description": "Üç dilin konuşulduğu bir muhitte yetişen Fużūlî’nin şiir dili yaşadığı çevrenin etkisiyle Osmanlı şairlerinden farklıdır. Şiir yazabilecek seviyede Arapça ve Farsçaya hâkim olan şairin Türkçesi zaman zaman bu dillerin etkisi altındadır. Bu nedenle onun şiirlerinde Türkçenin yapısına uymayan kullanımlarla karşılaşmak mümkündür. Bu çalışmada Fużūlî’nin şiirlerinde geçen sıra dışı bir yapı söz konusu edilmiştir. Fużūlî’nin şiirlerinde ancak et-\/eyle- şeklinde yer alan fesahate aykırı bir ifadenin varlığı tespit edilmiştir. Bu ifadenin, ancak kelimesinin ‘fakat’ anlamından ziyade ‘o kadar, o derece’ anlamlarından hareketle ve Osmanlı şiirinde yeter et- şeklinde karşılık bulan Farsça bes kerden ifadesinin tesiriyle oluştuğu tespit edilmiştir.Çalışmada bu ifadeye ‘son vermek; bırakmak; vazgeçmek, bu kadarla yetinmek’ gibi anlamlar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Araştırmacıların bir kıyaslama yapabilmesi için dil içi çeviri içeren neşirlerde ifadeye verilen karşılıklar da sunulmuştur.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2019-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c6a6592e6",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c6ab594c8",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Mücadele Ekseninde Mizah ve Basın",
                "creator": " Bahar Kuru",
                "subject": null,
                "description": "Toplumdaki adaletsizliklere, haksızlıklara karşı mücadele etmeyi amaç edinen mizah, otoriteye direnerek onu ortadan kaldırmayı arzular. Bu işlevini yerine getirirken gülmece silahını aktif bir şekilde kullanır ve muhatabına doğrultur. Var olan düzene karşıt bir düzen kurarak kendi adaletini sağlamaya çalışır. Bu nedenle çoğu zaman baskı altına alınarak faaliyetleri engellenmeye çalışılır.Eski çağlardan beri mizahın birçok işlevi vardır. Bu çalışmada mizah ve basının mücadele işlevi üzerinde durulmuştur. Mizah ve basın, muhaliflerine karşı tavır takınırken bazı dönemlerde ileri gittikleri gerekçesiyle birçok yaptırımlarla karşılaşmışlardır. Bu tür uygulamalara rağmen halkı bilinçlendirmede önemli bir görev üstlenmişlerdir. Gerçekleştirdikleri faaliyetlerle kendilerince kötü olan hükümeti uyarmaya tabir-i caizse kulaklarını çekmeye çalışmışlardır. Kitle iletişim araçlarının yaygın olmadığı dönemlerde karikatürler de bu işlev için kullanılmıştır.Kısıtlama dönemlerinde baskı altına alınan basın, kamuoyu oluşturmada etkin bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Halk ile yönetim arasında aracı işlevi gören basın, baskı dönemlerinde duygu, düşünce ve fikirleri yansıtma olanağı bulmuştur. 1908 II. Meşrutiyetin ilanı ile birlikte özgürlük ortamında gelişme olanağı bulan mizah basını, despot rejim ve yöneticileri hedef almış ve muhalif bir güç olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışma yüksek lisans tezinin bir bölümü olup bazı yerlerinde değişiklik yapılmıştır. Söz konusu çalışmada etkili bir silah konumundaki mizahın işlevinden ve kamuoyu oluşturmada etkin bir araç olan basından söz edilmeye ve bu iki kavramın mücadele ekseninde öneminden bahsedilmeye çalışılmıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2019-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c6ab594c8",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c6b235bc1",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Uygur Halk İnanışları ve Yasak-Örtmece Üzerine",
                "creator": " Zeynep Türkeri",
                "subject": null,
                "description": "Tarihî İpek Yolu üzerinde yer alan Doğu Türkistan topraklarında yaşayan Uygurlar, zengin bir yazılı edebiyata ve sözlü kültüre sahiptir. Yaşadıkları coğrafya dolayısıyla merkezi konumda olan Uygurlar, Brahmanizm, Manihaizm, Budizm gibi dinî kültür çevrelerine girmiş ve son olarak da X. yüzyıldan itibaren İslamiyet’i kabul etmiştir. Uygur Türklerinin muhtelif halk inanışları bu dinlerden etkilenirken aynı zamanda eski mitolojik dönemin izlerini taşımaktadır. Bu inanışlar Türk mitolojisinin gelişmesini sağlarken yasak gibi insanın ve toplumların ortaya koyduğu dinamik bir sistemde yaşamaya devam etmektedir. Uygulamadaki davranış ve âdetler, yasağın (perhiz) bir diğer ifadesi olan örtmecenin de konusu olmuştur. Uygurların hayatında yasaklar, gündelik işlere, geçmişten bu yana uyguladıkları ritüellere, gökyüzü ve yeryüzü olaylarına, bitki ve hayvanlara karşı tutumlarına, vücut fonksiyon biçimi ile ilgili insan bedenine ve kişisel hayatına ilişkin konulara etki etmiştir. Bu çalışmada eski Türk dini ve inanışları, yasak-örtmece konuları değerlendirilecektir. Ayrıca Uygur Türklerinin inanç ve düşünce sistemine bağlı olarak şekillenen kültürel değerleri, halk inanışları ve yasak-örtmece konusu üzerinden analiz edilecektir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2019-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c6b235bc1",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c6b6eb704",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Malkaralı Nev&#039;î’nin Edebî Bir Mektubu: Risâle-i Şikâyet-i Rûzigâr",
                "creator": " Mehmet Aki̇f Yalçinkaya",
                "subject": null,
                "description": "  Mektup, en eski devirlerden itibaren insanlar arasında kullanılan en temel haberleşme araçlarından biri olmuştur. Klasik Türk edebiyatında mektup türü münşeât başlığı altında ele alınmıştır. Münşeatlarda yer alan mektuplar genellikle tehniyetnâme, şefâatnâme, tahiyyetnâme, taziyetnâme, talepnâme vb. başlıklar altında konularına göre tasnif edilmiş, bu türler hakkında bilgi verildikten sonra konuya uygun mektup örnekleri sunulmuştur. Mektup örneklerine ekseriyetle münşeatlar içinde rastlanmakla birlikte zaman zaman divan, külliyat vd. muhtelif eserlerde de mektuplara yer verilebilmektedir. Makalemize konu olan eser 16. yüzyıl şairlerinden Malkaralı Nev'î’nin tek nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Ayasofya nr. 2893’te kayıtlı Fezâilü’l-vüzerâ ve hasâilü’l-ümera adlı eserin sonunda 8b-10a varakları arasında yer alan Rîsâle-i Şikâyet-i Rûzigâr başlıklı talepnâmesidir. Nev'î, öncelikle zamaneden ve içinde bulunduğu durumdan şikayetlerini arz etmiş ardından mektubun muhatabı Cigalazâde Yusuf Sinan Paşa’ya talebini beyan etmiştir. Sanatlı bir dilin hakim olduğu mektupta hikaye, ayet, hadis ve şiirler yer alır. Bu makalede önce Nev’î’nin hayatı ve eserleri hakkında kısaca bilgi verilmiş, Rîsâle-i Şikâyet-i Rûzigâr adlı mektubu dil, üslup ve muhteva yönünden incelendikten sonra mektubun transkripsiyonlu metni ile orijinal metni sunulmuştur.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2019-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c6b6eb704",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        }
    ]
}



