{
    "issueRecord": {
        "header": {
            "identifier": "oai:https:\/\/www.adeddergi.com\/:sayi\/68a8c3ebe8bfe",
            "datestamp": "2020-08-30"
        },
        "metadata": {
            "title": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi, Cilt: 4 Sayı: 2",
            "creator": "",
            "subject": null,
            "description": null,
            "publisher": "Prof. Dr. Mehmet Özdemir",
            "date": "2020-08-30",
            "type": "Journal Issue",
            "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/sayi\/68a8c3ebe8bfe",
            "language": "tr",
            "rights": "Creative Commons"
        }
    },
    "articles": [
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c403ddc33",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Klasik Türk Şiirinde Nağmelerin Tınısı ve Nâilî Divanı&#039;nda Musiki Unsurları",
                "creator": " Mustafa Sefa Çakır",
                "subject": null,
                "description": "Tekâmül etmiş medeniyetlerde ilim, fikir, sanat gibi sahalar uyum içerisindedir ve bir bütünlük arz eder. Bu bütünlük farklı alanlar arasında olduğu gibi yalnız bir unsur içinde de görülebilir. Örneğin; şiir, musiki, minyatür gibi sanatın alt dallarını birlikte düşünmek mümkündür. Şiir ve musiki arasındaki bu birliktelik sadece şiirlerin bestelenmesiyle gerçekleşen bir ilişki olarak kalmamış ve klasik şiirimizde de klasik musikimizin unsurlarının çokça karşımıza çıkmasıyla tezahür etmiştir. Birçok şairin musiki unsurlarını kullandığını, divanların musikinin sesini mısralara taşıyacak ögelerle dolu olduğunu görmekteyiz. Bu çalışmada öncelikle klasik şiirde musiki ile ilgili kavramların kullanılışı ele alınmış ve ardından bir örnek olarak Nâilî Divanı'nda kullanılan musiki unsurları tespit edilmiştir. Böylelikle musikiye ait kavramları kullanmakta zengin bir isim olan Nâilî'nin Divan'ı bu açıdan incelenmiş ve şiir-musiki ilişkisini irdeleyen çalışmalara bir yenisi daha eklenmiştir. İncelemeler sonucunda görülmüştür ki Nâilî farklı musiki aletlerinden, makamlarından, kavramlarından vs. şiirlerinde çokça malzeme kullanmış ve bir anlamda musiki nağmelerini okurlarının kulaklarına mısralarıyla nakşetmiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c403ddc33",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c404de001",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Fatma Aliye’nin Romanlarındaki Erkek Kahramanlar Üzerine",
                "creator": " Zeliha Öztürk",
                "subject": null,
                "description": "Fatma Aliye Hanım romanlarında kadınlar açısından Osmanlı toplumu içerisinde problem olarak görülen konulara yer verir. Bu konular genel itibari ile evlilik, eş seçimi, boşanma hakkı, eğitim ve çalışma hayatı gibi konulardır. Fatma Aliye Hanım bu başlıklar etrafındaki problemleri romanlarında kadın kahramanların hikâyeleri üzerinden anlatmıştır. Kadın kahramanlar bu problemler etrafında tasvir edilirken bir yandan da eril düzende görünme çabası göstermektedirler. Fatma Aliye Hanım bu kadın kahramanlarını ve hikâyelerini görünür hale getirmek için erkek kahramanlarını belirli bakış açılarına göre şekillendirmiştir. Bu tek boyutlu erkek kahramanlar kadın için kimi zaman problemli olan alanları yaratan kahramanlar iken kimi zaman da bu problemleri aşmak üzere kadına yol gösterici işlev üstlenen kahramanlardır. Bu erkek kahramanların yarattığı dünyalar ve problemler kadın kahramanların serüvenini ortaya çıkarmak adına önem arz etmektedir. Çalışma, kadınların ana kahraman seçildiği Fatma Aliye Hanım romanlarında erkek kahramanların kurgulanışını ve bu kurguların kadın kahramanın serüvenine olan katkısını merkeze alarak bunların hem toplumsal hem edebi metin düzeyinde ürettiği anlamı çözümlemeyi hedeflemiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c404de001",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c40609235",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Tezkire Yazarı Mehmed Tevfik’in Göz Ardı Edilmiş Siyer-i Nebî’si: Levâmi‘ü’n-nûr",
                "creator": " İsmail Yıldırım",
                "subject": null,
                "description": "XIX. yüzyıl Türk Edebiyatı’nın yetiştirdiği gayretli yazarlardan birisi de Mehmed Tevfik’tir (ö. 1893). Edebiyat tarihlerinde daha çok Kāfile-i Şu‘arâ adlı şairler tezkiresi ile tanınan müellif, kaleme aldığı eserleriyle Türk kültür ve medeniyetine, millî değer ve geleneklerine katkıda bulunmuştur. Bunun yanı sıra Hz. Peygamber’in doğumundan ölümüne kadar olan süreyi ifade eden ve “Siyer” adı altında başlı başına bir türün teşekkül etmesine kaynaklık eden Hz. Peygamber’in manevî hayatına da kayıtsız kalmamıştır. Bu bağlamda yazarın 1308 (1891) yılında basılan Levâmi‘ü’n-nûr’u “Siyer” sahasında kaleme alınmış fakat göz ardı edilmiş bir eseridir. 124 sayfadan müteşekkil bu eser, özellikle Hz. Peygamber’in gazâ ve seriyyelerini, bunun yanı sıra asr-ı saâdetin önde gelen şahsiyetlerini ayrıntılı bir şekilde ele almasıyla ön plâna çıkmaktadır. Levâmi‘ü-nûr, konuların akışı ve vak‘aların tarihî seyrinden hareketle İbn Sa‘d’ın (ö. 845) Tabakāt’ından izler taşımaktadır. Bu yönüyle Levâmi‘ü’n-nûr, İbn Sa‘d’ın Tabakāt’ıyla benzerlikler göstermektedir. Bu yazıda Siyer’le alakalı genel bilgi verildikten sonra, Mehmed Tevfik ve eseri Levâmi‘ü’n-nûr tanıtılmaya çalışılacaktır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c40609235",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c40d58e93",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Hacı Bektâş-ı Velî’nin Eserlerinde Geçen Akrabalık Adları",
                "creator": " Fatma Koç",
                "subject": null,
                "description": "Bir dilde akrabalık adları o dildeki söz varlığı için önemli bir yer tutar. Bu durum Türk dili için de geçerli olmakla birlikte insan ilişkilerinin dile bir yansıması olarak da görülmelidir. Akrabalık insanların birbirleriyle olan ilişkilerinin belli bir yakınlığa göre konumunu bildirmektedir. Dolayısıyla bir dildeki akrabalık ile ilgili söz varlığının çok olması o dil için bir zenginlik olarak addedilmelidir. Toplumda sosyal paylaşımı, dayanışmayı ve yardımlaşmayı ayakta tutan unsur akrabalık bağlarıdır. Türk kültüründe akrabalık ilişkileri önemli bir yer tutmaktadır. Bu durum aynı zamanda sosyokültürel yapının ayakta kalmasını da sağlamıştır. Dil ve kültür birbiriyle sıkı bir ilişki içerisinde olduğu için sosyokültürel yapı doğal olarak söz varlığına da yansımıştır. Türkçe akrabalık bildiren kelimeler açısından zengin bir dildir. Çünkü Türk toplumu akrabalık ilişkilerine ve geleneklerine oldukça değer vermiştir. İnsanların sosyal ilişkilere ve kültürlerine son derece bağlı olması doğal olarak söz varlığını etkilemiştir. Çalışmada Hacı Bektâş-ı Velî’nin Makâlât, Velâyet-nâme, Fatihâ Tefsiri ve Besmele Tefsiri olmak üzere toplam dört eserinde yer alan akrabalık adlarının ortaya çıkarılmış ve bu noktada tarama yöntemi kullanılmıştır. Tespit yöntemiyle akrabalık değerine sahip olan sözcükler belirlenmiştir. Sözcükler gruplandırma yöntemi kullanılarak iki başlık altında toplanmış ve kategorize edilmiştir. Sonraki aşamada sözcükler, metindeki anlamına göre değerlendirilmiş olup metinde geçtiği yer ile birlikte cümle içinde verilmiştir. Cümlelerin ait olduğu metinlerin kısaltması ise cümlenin yanında belirtilmiştir. Tespit edilen sözcüklerin kullanım sıklıkları belirlenerek çıkarımlara ulaşmak hedeflenmiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c40d58e93",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c410918e4",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Bosnalı Mehmet Fâzıl Paşa Divanı’nda Şahıs İsimleri",
                "creator": " Mehmet Akif Duman",
                "subject": null,
                "description": "Bosnalı Mehmet Fâzıl Paşa (1799-1882), hem Osmanlı Devleti’nin topyekûn bir değişime uğradığı Tanzimat Dönemi’ne mensup bir devlet adamıdır, hem de çağına tanıklık eden kalburüstü bir şairdir. Birçok mühim şahsiyette görülen bu çok yönlülük Fâzıl Paşa’da birbirinden ayrı istikametlerde hareket eden vasıtalar olmayıp nihayetinde birleşen karakterler cihetindedir. Daha özet bir ifade ile Paşa, şairlik hünerini devlet adamlığının lehine kullanmıştır. Ziyâ Paşa’nın meşhur hicviyesi Zafer-nâme’de ağır eleştirilerin hedefi olan Fâzıl Paşa’nın bu çatışmaya girme sebebi de yine şairliğini bu istikamette kullanmış olmasıdır. Aslında Ziyâ Paşa ile arasında bir husumet bulunmayan Fâzıl Paşa (ki Divandaki 48 nolu tarih Ziya Paşa’nın Bosna Müfettişi olmasını tebrik münasebeti ile düşülmüştür) Ali Paşa’ya yakınlığı ve (Ziya Paşa’nın tasavvuruna göre) haksız bir makam elde etmek sebebi ile “köpek”, “soytarı” gibi ciddi hakaretlerle tahkir edilir. Her ne kadar Zafer-nâme kadar ses getirmese de Paşa “Reddiye ve Tekzibiyye” ile kendini savunmaya çalışır. Daha ağır bir şekilde ve bilhassa kültürel seviyesi bakımından da eleştirilen Fâzıl Paşa, bu makale ile incelemeye çalışacağımız ve Divanındaki hususiyetlerden sadece biri olan “şahıs isimleri”nin de göstereceği üzere en azından zamanına tanıklık etmek ve mazmun kültürüne vakıf olmak bakımından taktir edilmelidir. Fâzıl Paşa Divanı’ndaki şahıs isimleri çok geniş bir alanda konuşlanır. Başta Osmanlı padişahları ve devlet adamları olmak üzere, kadim zamanların hükümdarlarından, mitolojik kahramanlara; mutasavvıflardan, sair şair, âlim ve filozoflara kadar pek çok tanınmış kişi Divan’da zikredilmiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c410918e4",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c4160b0cf",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Füsun Akatlı’nın Rüzgâra Karşı Felsefe Adlı Eserinde Denemeciliğinin Tematik Boyutta İncelenmesi",
                "creator": " Atiye Akbalık",
                "subject": null,
                "description": "Bu çalışmada Cumhuriyet dönemi yazarlarından Füsun Akatlı’nın denemeciliği üzerine bir inceleme yapılmıştır. Bu inceleme, Akatlı’nın Rüzgâra Karşı Felsefe adlı eserinden yola çıkılarak kaleme alınmıştır. Altı bölümden oluşan bu çalışmanın giriş bölümünde deneme türünün tarihsel gelişimine, Türk edebiyatındaki oluşumuna değinilmiştir. Ayrıca Türk edebiyatında deneme türünde yazan yazarlardan bahsedilmiştir. Birinci bölümde deneme metinlerinde yazarın tavrı hakkında bilgi verilmiş, ikinci bölümde ise denemeler konuları bakımından tasnif edilmiştir. Bu bağlamda eleştirel deneme, güncel deneme, portre deneme, fantezi deneme ve nekrolojik deneme başlıklar açılmıştır. Üçüncü bölümde Füsun Akatlı’nın kim olduğuna kısaca değinilmiş, ikinci bölümde ise eserleri kronolojik olarak listelenmiştir. Beşinci bölümde Akatlı’nın denemeci tavrına değinilmiştir. Buna bağlı olarak yazıları ve üslubu hakkında bilgi verilip, deneme türü hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir. Denemelerini sohbet havası içinde işlemesi, deneme yazılarını alıntılar yaparak desteklemesi, denemelerini bir sonuca bağlayarak ve öneriler sunarak bitirmesi denemelerinin öne çıkan özellikleridir. Altıncı bölümde Akatlı’nın Rüzgâra Karşı Felsefe adlı eserinden hareketle denemeciliği incelenmiştir. Akatlı, denemelerinde tiyatro, edebiyat, eğitim, müzik, aydın-sanatçı gibi konuları işlemiştir. Bu konuları ele alırken Türkçenin yanlış kullanımı, dilin yozlaşması, dilin kirlenmesi gibi dil ile ilgili sorunlara değinmiştir. Akatlı, denemelerine felsefeci kimliğini yansıttığı için yazılarında soran, sorgulayan, eleştiren bir üslup kullanmıştır. Dili süsten uzak, yalın ve açık bir özelliğe sahiptir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c4160b0cf",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c41f7f786",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Abdullah Safi&#039;nin Akif Paşa&#039;ya Ait \"Adem\" Kasidesine Yazdığı Nakize",
                "creator": " Mehmet Ömer Kazancı",
                "subject": null,
                "description": "Abdullah Safi (1809-1898) Irak Türkmen şairleri arasında görkemli bir konuma sahip olan bir şairdi. Nesir konusunda da üstat olduğu bilinmektedir. Hatta bazı edebiyat tarihçilerine göre nesrinin nazmından daha üstün olduğu değerlendirilmektedir. Şiirin her türünü denemiştir. Bunlar arasında gazel, kaside ve tarih düşürme manzumeleri çoğunluğu oluşturur. Kasidelerinden biri, Akif Paşa'nın \"Adem Kasidesi\"ne yazmış olduğu \"nakize\"dir. Günümüze kadar her hangi bir kaynakta adına işaret edilmeyen bu kaside, gerek içerik, gerekse de teknik bakımından Safi'nin üst düzey bir şair olduğunu gösteren önemli eserlerinden biridir. 47 beyitten oluşan kasidenin metninde yer yer tasavvuf kavramlarının kullanılmış olduğu gözlerden kaçmamaktadır. Kasidenin metnini ilk olarak edebiyat dünyasına sunarken, tahlilini, şerhini ve estetik değerini divan edebiyatı uzmanlarımıza bırakıyoruz",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c41f7f786",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c422bb6cd",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Nebih Nafile&#039;nin Şiirlerinde Çocukluk",
                "creator": " İbrahim Gündoğdu",
                "subject": null,
                "description": "Nebih Nafile; öğretmen, şair, yazar, müzisyen ve program yapımcısı gibi pek çok kimliğe sahiptir. Sanatçı, bu makalede, şairlik yönüyle ve şiirlerinde göze çarpan bir konu olan “Çocukluk” açısından değerlendirilecektir. Asırlardır siyasetten sanata, bilimden eğitime kadar pek çok alanda merak ve çalışma konusu olan çocukluk, şair ve yazarların da ilgisini çekmiş, dolayısıyla edebiyatta sıklıkla işlenmiştir. Özellikle son otuz yılda yaşanan bilimsel ve teknolojik gelişmeler, yaşamı büyük ölçüde değiştirmiş, bu gelişmelerin aksine sosyal bağlar gerilemiş; içten ve derinlikli ilişkiler, yerini geçici ve yüzeysel iletişimlere bırakmıştır. Tüm bu değişmeler; çocukluğu, çocuğa bakışı ve elbette çocukların yaşam algısını da değiştirmiştir. İşte Nebih Nafile de çocukluğunu ve ilk gençliğini geçirdiği dünya ile yetişkinlik dönemindeki dünyanın farklarını görmüş ve şiirlerinde de bunu işlemiştir. Yayımlanmış beş şiir kitabı bulunan Nafile, tüm kitaplarında çocuklukla ilgili şiirlere yer vermiş; kimi zaman o günleri özlemle anmış kimi zaman çocukluğun yetişkinliğe taşınan yaralarından söz etmiş kimi zaman da çocuğu, özünde bulunan iyilik ve masumiyetle yaşamın kötülüklerine karşı mücadele eden ve tüm dünyaya bu iyiliği, güzelliği yayan bir role büründürmüştür. Üç bölümden oluşan makalemizin ilk bölümünde Nebih Nafile’nin yaşamı ve eserleri hakkında kısaca bilgi verilecek, ikinci bölümde sanatçının şiirlerinde çocukluğun nasıl konu edildiği incelenecek, son bölümde ise, Nafile’nin şairliği hakkında bir değerlendirmede bulunulacaktır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c422bb6cd",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c42818aca",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Köprülü Abdullah Paşa’nın Üç Gazeli",
                "creator": " Tarık Fi̇dan",
                "subject": null,
                "description": "Bir döneme ilim, edebiyat, idare alanında damgasını vuran Köprülü Ailesi, 17. yüzyılın ikinci yarısında devletin çalkantılar yaşadığı bir dönemde mutlak otoriteyi ele geçirmişlerdir. Köprülü Ailesinden olan Kars Seraskeri Abdullah Paşa, devletin otoritesini sağlamak amacıyla çeşitli görevlerde yer almış ve kılıcıyla, kalemiyle daima hizmetlerin içerisinde bulunmayı istemiştir. Hayatı boyunca ilim tahsil etmeyi kendine şiar edinmiş ve bu vesileyle çeşitli eserler kaleme almıştır. Köprülüzâde Abdullah Paşa edip, adil, şair ve cesur bir kişiliğe sahipti. Kurmuş olduğu vakıflarla adından sıkça söz ettirmiş bir devlet adamıdır. Özellikle Arap şiirine beslediği sevgi sayesinde çeşitli şiirler kaleme aldığı görülmektedir. Geleneğimizin yapısını yansıtan şiir mecmuaları birçok şairimizi ve şiirlerini gün yüzüne çıkarmaktadır. Bu mecmualardan birisi olan ve İstanbul Atatürk Kitaplığında Melih Cevdet Yazmaları K.249 numarada kayıtlı bir mecmuanın içerisinde Abdullah Paşa’ya ait olan üç gazel tespit etmiş bulunmaktayız. Abdullah Paşa’nın yazmış olduğu kasidelerden hariç gazel nazım şekliyle kaleme aldığı şiirlerinin de olduğu görülmektedir. Şairin şiirlerinde kullanmış olduğu mahlası da bu mecmua sayesinde öğrenmiş bulunmaktayız. Çalışmamızda şairin hayatı ve eserleri ele alındıktan sonra gazellerin çeviri yazı alfabesiyle tanıtımı yapılıp şiirler üzerinden şairin edebî kişiliği hakkında tespitler ortaya koymaya çalışacağız.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c42818aca",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c42d7abfd",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Çuvaşlar ve Çuvaşça İle İlgili Çalışmalar Üzerine Kronolojik ve İstatistiksel Bir Bibliyografya Denemesi",
                "creator": " Kubilay Fener",
                "subject": null,
                "description": "Bu çalışmada, yurt içi ve yurt dışında pek çok Türkoloğun araştırma konusu olan Çuvaşlar ve Çuvaşça üzerine Türkiye’de yapılmış çalışmalarla Türk Türkologların yurt dışında yayımlamış olduğu çalışmaların altı farklı kategoride istatiksel sonuçları ve aynı zamanda bu çalışmaların kronolojik olarak derli toplu bir şekilde sunulması amaçlanmaktadır. Eldeki yazı, giriş ve 3 bölümden oluşmaktadır: Giriş, I. İstatistik, II. Bibliyografya, III. Sonuç. Çalışmanın giriş bölümünde Çuvaşların yaşadığı coğrafya ve Çuvaşçanın Türkoloji dünyası için önemi, çalışmanın özü ve amacı hakkında bilgiler verilip makalenin sınırları belirtilmiştir. İstatistik bölümünde hangi çalışmaların hangi kategoriye dahil edildiğine dair bilgi verildikten sonra tespit edilen çalışmalar dil, edebiyat, folklor, din, genel bilgiler ve yayın değerlendirme kategorileri olmak üzere altı başlık altında sınıflandırılmış ve çalışmaların bu kategoriler esasında oranları tablo üzerinde belirtilmiş ve ardından da istatistiklerin sonuçları analiz edilmiştir. Bibliyografya bölümünde, taranan çalışmalar kronolojik bir şekilde sıralanmış, Sonuç bölümünde ise çalışmalar hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c42d7abfd",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c4354a5a4",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Seyyid Nesîmî&#039;nin Neşredilmemiş Tuyuğları",
                "creator": " Mehmet Özdemir",
                "subject": null,
                "description": "Türk şiirinin lirik söyleyişlerine farklı nazım şekilleriyle ses veren Seyyid Nesîmî tuyuğ nazım şekliyle en çok şiir yazan şairdir. Nesîmîʹnin tuyuğları Türkiyeʹde ve yurtdışında neşri yapılan Nesîmî Dîvânı çalışmaları başta olmak üzere bazı araştırmacıların makalelerine de konu olmuştur. Bu çerçevede Türkiyeʹde ve Azerbaycanʹda neşredilen Nesîmî Dîvânı çalışmalarında yer almayan Nesîmî tuyuğları konusunda iki adet makale yazılmıştır. Türkiyeʹde bulunan yazma eser kütüphanelerinde kayıtlı mecmualarda yer alan bu tuyuğların neşri ile bilinen Nesîmî tuyuğlarına yenileri eklenmiştir.Nesîmî Dîvânıʹnın bilinmeyen nüshaları ya da Nesîmî şiirlerinin yer aldığı mecmualar keşfedildikçe Türk şairler içinde en çok tuyuğ yazan şair olma unvanına sahip olan Nesîmîʹnin henüz neşri yapılmamış şiirlerine rastlamak mümkündür. Çalışmada, Nesîmîʹnin İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi yazmalar koleksiyonu Şevket Rado Yazmaları SR_000002 numarada kayıtlı el yazması Nesîmî Dîvânıʹnında yer alan ve bugüne kadar neşri yapılmamış tuyuğların ilim dünyasına tanıtılması hedeflenmiştir. Bu çerçevede Nesîmîʹnin neşredilmemiş 225 tuyuğunun tam metinleri Latin harfleriyle ve transkripsiyonlu metin halinde araştırmacıların dikkatine sunulmuştur.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c4354a5a4",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c43ab8178",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "XVI. Yüzyıl Şairlerinden Hakkânî’nin Cevâhir Adlı Mesnevisi",
                "creator": " Halil Kurt",
                "subject": null,
                "description": "Kanunî Sultan Süleyman devri şairlerinden Hakkânî’nin Cevâhir adlı mesnevisinin ortaya çıkarılması ve ilim âlemine tanıtılması çalışmamızın esas konusunu teşkil etmektedir.Yaptığımız araştırmalar sonucunda XVI. yüzyıla dair bilgi veren tezkire ve edebiyat tarihi türü eserlerde Hakkânî mahlaslı şair veya şairlere tesadüf edemedik. Bu sebeple Hakkânîʾnin hayatı hakkında şimdiye kadar fazla bir malumat elde edemedik. Fakat Hakkânîʾnin daha önce tespit edilmiş olan Manzume-i Nasayih Ala Meşrebi’t-Tasavvuf adlı eseri ile elimizdeki Cevâhir adlı mesneviden hareketle onun hakkında sınırlı da olsa birtakım bilgilere ancak ulaşabilmekteyiz. Makalemize konu olan Hakkânîʾnin Cevâhir adlı mesnevisinin bilinen tek nüshası İstanbul Millet Kütüphanesi, Ali Emiri Koleksiyonu 34 Ae Manzum 908\/1 künyesiyle kayıtlıdır. Harekeli nesih hattı ile yazılmış olan metin, baştan veya sondan eksik olmayan bir mecmuanın içerisinde birinci bölümde yer almaktadır. Mecmuanın ikinci bölümünde ise Kitab-ı Monla İlahî metni bulunmaktadır. Hakkânî, eserini Kanunî Sultan Süleyman’a takdim etmek üzere yazmıştır. Zira eserde Kanunî’ye övgü, ona dua ve nasihat bölümleri söz konusudur. Dinî-tasavvufi bir nasihatname özelliği taşıyan bu mesnevi, beş yüz kırk beyitten meydana gelmektedir. Hakkânî, Cevahirʾin giriş bölümünü; tevhit, münacat ve naat konulu beyitlere ayırmıştır. Sonra din ve tasavvuf konularından bahseder. Akabinde Sultan Süleyman’a övgü ve öğüt bölümleri gelir. Türk dili ve edebiyatı açısından zengin olan bu eser, dönemin edebi hayatı hakkında ipuçları vermesi bakımından önemlidir. Bu makalede Cevâhir üzerinde yapılan incelemenin ardından eserin çeviri yazı metni neşredilmiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c43ab8178",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c4403cb18",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "XIX. Yüzyıl Şairlerinden Nazmi ve Divanı",
                "creator": " Necmiye Kelemci̇",
                "subject": null,
                "description": "Türk edebiyatında XIII. yüzyıldan XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar geçen süreçte klasik Türk edebiyatının usul ve kaidelerine uygun nazım ve nesir alanında sayısız eser verilmiştir. Bu eserlerin başında dîvȃnlar gelmektedir. Nazmî’nin XIX. yüzyılda kaleme aldığı Dîvân’ı da bu eserlerden biridir. Nazmî Dîvânı, İzmir Milli Kütüphanesi Yazmalar Bölümü 1559 numarada kayıtlıdır. Biyografik kaynaklarda eserin müellifi Nazmî’nin hayatına dair kesin bilgiler bulunmamaktadır. Dîvân’dan yapılan tespitlere göre Nazmî’nin XIX. yüzyılın ikinci yarısında yaşadığı ve şiirlerini de yaklaşık olarak 1842 ila 1876 yılları arasında yazdığı söylenebilir. Nazmî’nin elde bulunan tek eseri Dȋvȃn’ıdır. Mürettep bir dȋvȃn hüviyetinde tertip edilen eser 227 sayfadan oluşmaktadır. Eserde 131’i gazeller bölümünde olmak üzere toplamda 322 adet şiir bulunmaktadır. Dȋvȃn’da Arapça bir kıt’a dışındaki tüm şiirler Türkçe yazılmıştır. Bu çalışmada öncelikle XIX. yüzyılda Nazmî mahlası ile şiir yazmış şairlerle ilgili bilgiler verilmiştir. Daha sonra eserin müellifi olan Nazmî’nin hayatı hakkında Dȋvȃn’ından elde edilen tespitlere yer verilmiştir ve şairin elde bulunan tek eseri olan Dȋvȃn’ı şekil ve içerik yönünden tanıtılmıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c4403cb18",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c445827a4",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Romanda Çatışma Yapısı Üzerine Bir Okuma Denemesi: Leyla’nın Evi",
                "creator": " Özlem Kanat",
                "subject": null,
                "description": "Leyla’nın Evi, son dönemde çok okunan romanlar arasında yer almaktadır. Roman, bir anlamda dönemler arası geçiş romanı olarak adlandırılabilir. Öte yandan Leyla’nın Evi, kahramanı ve zengin yan kişi kadrosuyla farklılık gösterir. Romanın başkişisi olan Leyla’nın evinden zorla çıkarılmasıyla başlayan kurgu, bu ana çatışma etrafında sarmal bir biçimde yapılandırılır. Bu çatışmaya çözüm aranırken ortaya çıkan diğer çatışmalar hem birbirlerini hem ana çatışmayı etkiler ve ondan etkilenirler. Romanda kişinin kendisiyle çatışmasına, kişi-kişi çatışmasına, kişinin-toplumla çatışmasına, kişi-doğa çatışmasına yer verilmiştir. Romanın çatışmaları içerisinde en çok kullanılan çatışmalar, Leyla odağında kişinin toplumla çatışması ve Rukiye (Roxy) odağında kişinin kendiyle çatışmasıdır. Buna karşın çatışmaların bir birine neden-sonuç ilişkisi ile bağlanması romana süreklilik ve devingenlik kazandırır. Ana çatışmanın zeminine yerleşen diğer çatışmalar (büyük ya da küçük ölçekli) birbirlerine olaylar ve kişiler yoluyla bağlanırlar. Öte yandan roman kişilerinin inandırıcı biçimde yapılandırılması okurun “gerçeklik” algısına seslenir. Birçok yönüyle okura tanıtılan romanın kahramanı Leyla ve yan kişilerin kurgulanışı romanın çatışmalarının niteliğini de etkiler.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c445827a4",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c44ce3e67",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Zâtî’nin Bütün Beyitlerinde Cinas Sanatını Kullandığı Bir Gazeli ve Ona Yazılan Nazireler",
                "creator": " Ahmet Kemal Gümüş",
                "subject": null,
                "description": "Süleymâniye Kütüphanesi Hasan Hüsnü Paşa 1031 numarada kayıtlı Mecmûʻa-i Nezâ’ir, başlıklarında şairler hakkında muhtelif bilgilerin bulunduğu bir nazire mecmuasıdır. Toplamda 1495 gazelin yer aldığı mecmuanın 50b-100a sayfalarının incelendiği çalışmada 302 gazelin değerlendirilmesi yapılmış, gazellerin tenkitli metni ortaya konulmuştur. Söz konusu mecmuadaki gazellerin başlıklarında yer alan bilgiler kadar gazellerde kullanılan sanatlar da dikkat çekicidir.Lafızla ilgili sanatlar içerisinde ses tekrarına ve benzeşmesine dayalı bir edebi sanat olan cinas, söylenişleri ve yazılışları bir, anlamları ayrı iki kelimeyi bir arada kullanmaktır. Sözün bizzat kendisinin güzel olduğu şiirlerde, cinas sanatının doğal bir söyleyişle kullanılması şiire değer katar. Zorlanarak oluşturulan cinas, tek başına sözün değerini artırmaz.Elinizdeki çalışma, Zâtî’nin [ö. 1546] bütün beyitlerinde aynı ifadeler etrafında cinas sanatını kullandığı bir gazeli ve Mecmûʻa-i Nezâ’ir’de ona yazılan nazireler hakkındadır. İki bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde cinas sanatı üzerinde duruldu. İkinci bölümde ise Zâtî’nin bahsi geçen gazeli ve ona yazılan nazireler incelendi, gazellerin nesre çevirileri yapıldı, cinas sanatına konu olan ifadeler değerlendirildi.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c44ce3e67",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c4526015f",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Gender and Language: A Review on the Use of Language by Male and Female University Students",
                "creator": " Gökçen Kara",
                "subject": null,
                "description": "Language is socially constructed and used as a powerful means of repression, and language has an important place in the struggle of male\/female classes, which is the biggest class struggle. Since gender is an ideology, its language is constructed both socially and universally. Since the dominant ideology was patriarchal, the woman remained within the framework of the discourse determined by patriarchy. This patriarchal society makes the language, the object of man. This order that makes women passive takes them under the dominance of a language that is shaped by men. Based on this order, feminist linguists pointed out that women had to live in a language that was produced by men, which prevented them from expressing themselves. Language is such a strong and deep structure that even when women start to take part in the public arena, They to do it through a male dominant language.This study aims at investigating gender differences in language. The study consists of two parts: theory and practice. The first section covers gender and language theories. In the second section, the speech analysis method was used to determine the differences between female and male language. The participants, consisting of 16 university students, were divided into groups of 4 people and each group was interviewed separately. The evaluation of speech recordings is based on the work of Jennifer Coates. When the speech analysis data were examined, it was revealed that there were significant differences in speech between the female and male participants.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c4526015f",
                "language": "İngilizce",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c457c922e",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "A Review on Hancerli Hikaye-i Garibesi, Intibah and Zehra",
                "creator": " Seda İzmirli Karamanlı",
                "subject": null,
                "description": "This article examines the frame of rewriting practice, which I applied on novels of Namık Kemal’s İntibah (Awakening), Nabizâde Nâzım’s Zehra (Zehra) and an anonymous folktale Hançerli Hikâye-i Garîbesi (The Strange Story of the One with the Dagger) together. This paper explains how ambivalent narrator positions are sustained and how the “liminality” of these works can be evaluated with the help of close reading practice on these texts. I will expose that the relationship among Hançerli Hikâye-i Garîbesi, İntibah and Zehra is based on the concept of a “creative imitation” in accordance with the expectations of the historical addressee under the influence of social, political and historical circumstances in the Ottoman Empire. I will position “the reader” as the person who is expected to understand and expound the text according to his own background. And, I will interpret the intervening narrator as the one who meets the expectations of the historical addressee of the Ottoman society and who serves anti-adultery propaganda. I will demonstrate that in the texts in which the elements of preternaturalness and comedy are gradually disappearing and the signs of realism are increasingly strengthened, there is an ambivalent narration which is neither fully rooted in tradition nor in romanesque realism.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-08-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c457c922e",
                "language": "İngilizce",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        }
    ]
}



