{
    "issueRecord": {
        "header": {
            "identifier": "oai:https:\/\/www.adeddergi.com\/:sayi\/68a8c2d6a6c86",
            "datestamp": "2020-09-11"
        },
        "metadata": {
            "title": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi, Cilt: 4 Sayı: 3",
            "creator": "",
            "subject": "",
            "description": "",
            "publisher": "Prof. Dr. Mehmet Özdemir",
            "date": "2020-09-11",
            "type": "Journal Issue",
            "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/sayi\/68a8c2d6a6c86",
            "language": "tr",
            "rights": "Creative Commons"
        }
    },
    "articles": [
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c2ffbc19f",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal Romanlarında \"Küçük Adam\"ın Yitim Görüngüleri",
                "creator": " Ülkü Eliuz",
                "subject": null,
                "description": "Sanat, kâinattaki fenomenleri sorgulamak yerine onlara kalbin sonsuz muhabbetini sunarak kucaklayan bir kavrayış sistemidir. Orhan Kemal, özündeki insan sevgisini bu kavrayış sistemi ile sentezleyerek yansıtan bir sanatkârdır. Asgari şartlarda yaşama mücadelesi veren ʹküçük adamʹın tarihi ve sosyal perspektif içerisinde ʹyer edinmeʹ sorunsalını, dil aracılığıyla varlık bulmuş gerçeğimsi dünya içinde ele alır. Orhan Kemalʹin eserleri, belli bir yer ve zamana özgü egemen dünya görüşünün birey yoluyla ifade bulmuş biçimleridir. O, bireysel ve kolektif değerler sistemini, ideolojik koşullanmalar ile bütünleştirir.Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı içinde, önceden vaaz edilmiş kuralların değil bir yaşam tarzının metinleşmesi olan Orhan Kemal romanı, küçük adamʹın kendini gerçekleştirme serüveninin yansımasıdır. İnsanın varlığıyla yokluğu arasındaki derin anlamlar, onun eserlerinin özünü oluşturur. Değerlerin olması gerek sesine duyarlı olan sanatkâr, geçmiş ve şimdi arasındaki çatışmaları mekân ve zaman boyutunda sorgularken; kukla, kimliksiz, tekdüze, şeyʹleştirilmiş kişilerle yığınlaştırılan toplumun geleceğinin endişesini duyar. Orhan Kemal, insan sevgisi ve insanı eğitme gayesi paralelinde yıpranmış, boyutsuzlaşmış, rutinleşmiş bir anlam düzenini kırarak değerler dünyasını yeniden anlamlandırmak arzusu içinde, yadsırken bile yeniden kurabilme gayreti içerisindedir. Bu makalede Orhan Kemalʹin niyete bağlı olarak birey ve toplum düzeyinde psikolojik ve sosyolojik çözümlemeler yaptığı romanlarında ʹküçük adamʹın yitim görüngüleri yozlaşma ve sosyal adaletsizlik izlekleri bağlamında tahlil edilecektir. Yazarın eserleri aracılığıyla ulaştırmak istediği mesaja yönelik olarak küçük adam tipinin çözülüşündeki temel belirteçlerin kurgusal varlığı değerlendirilecektir.  ",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c2ffbc19f",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c300c13fc",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal Romancılığının Nitelikleri Yenilikleri",
                "creator": " Mehmet Narlı",
                "subject": null,
                "description": "Orhan Kemal, çok genel manada, en azından vakayı diyaloglarla takdim etme ve şiveleri kullanma açısından Hüseyin Rahmi Gürpınar’a kadar uzanan natüralist ve realist roman anlayışını, Sadri Ertem, Sabahattin Ali gibi romancılar kanalından devralan \"sosyal gerçekçi\" bir romancıdır. Türk romanında \"Anadolu’ya yöneliş\" şeklinde kendini gösteren içerik genişlemesi, Orhan Kemal’de, küçük, haylaz ve yoksul gençlerin yaşayışları; sınıf değiştirmek veya ekmeğini kazanmak için mücadele eden işçi, küçük esnaf mücadeleleri; yeni gelişen sanayileşmeyi ağalık ve patronluk arası bir tutumla yansıtan fabrika sahiplerinin hayatları; köylülükten şehir işçiliğine doğru kaymaya çalışan insanların yaşadıkları değişimler olarak görünür. Orhan Kemal, bu malzemeye yaklaşırken \"diyalektik materyalizm\"in bakış açısına bağlıdır. Yani sosyal çatışmaları \"sınıfsal bir bakış\"la görür. Fakat bu malzemeyi işleyişi, kendi çağdaşları olan bazı yazarların (mesela köy romancılarının) uyguladığı \"toplumcu gerçekçilik\" anlayışından farklıdır. Diyebiliriz ki o, sosyal hayata bakarken ve malzemesini seçerken \"toplumcu gerçekçi\"; bu malzemeyi yansıtırken \"gözlemci ve eleştirel gerçekçi\"dir. Bu tavrın Orhan Kemal tarafından \"Aydınlık gerçekçilik\" olarak adlandırıldığını söyleyebiliriz.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c300c13fc",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c301a800d",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal&#039;in Şiirlerine Kurgusal Bir Bakış",
                "creator": " Meral Demiryurek",
                "subject": null,
                "description": "Orhan Kemal (1914-1970) Türk edebiyatının önemli roman ve hikâye yazarlarından biridir. Gerçek adı Mehmet Raşit Öğütçü olan romancı, işçi ve emekçi sınıfının meselelerini insanî özle birleştirerek anlatan toplumcu bir çizgiyi benimsemiş, hayatı boyunca çok sayıda hikâye ve roman yazarak geçimini kalemiyle sağlamıştır. Tiyatro ve senaryo çalışmaları da bulunan yazarın edebiyata ilgisi lise bitirme sınavları esnasında başlamış ve ilk denemeleri şiir türünde olmuştur. Birçok edebiyatçı gibi kendini edebiyat âlemine şiirleriyle kabul ettirmek üzere yola çıkan Orhan Kemalʹin edebî çizgisi Bursa Hapishanesinde Nâzım Hikmet ile bir araya gelmesiyle değişir. Yazdığı şiirleri Nâzım Hikmet beğenmez. Şiirleri dışında kaleme aldığı roman denemesini ise çok başarılı bulur. Böylece Nâzım Hikmetʹin yönlendirmesiyle şiirden hikâye ve romana geçiş yapar.Orhan Kemalʹin 1939-1969 yılları arasında yazdığı şiirleri ölümünden sonra oğlu Işık Öğütçü tarafından günlükleriyle birlikte tek kitap halinde yayımlanır. Yazmak Doludizgin (2002, 2007) adlı eserdeki şiirler bir bütün halinde incelendiğinde, Orhan Kemalʹin ileride güçlü bir kurgu ustası olacağı şiirlerindeki anlatıya dayalı unsurlardan açıkça bellidir. Onun şiirleri kurgusal bir metnin taşıması gereken olay örgüsüne bağlı kişi, zaman, mekân, dil ve anlatım özelliklerini bünyesinde barındırır. Şiirlerinin çoğu manzum hikâye şeklindedir. Hatta bazı şiir başlıklarında \"hikâye\"yi kullandığı görülür.Bu çalışmada Orhan Kemalʹin roman ve hikâye yazarı kimliğiyle tanınmadan önce edebiyat çevrelerine dâhil olmasını sağlayan şiirleri, anlatma esasına dayalı metinlerde bulunan unsurlar açısından incelenerek yazarın şiirleriyle hikâye ve romanları arasındaki örtüşen taraflar tespit edilecektir. Böylece onun manzum kurgusal metinler yazdığı görüşü dikkatlere sunulacaktır. ",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c301a800d",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c306df327",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal’in “Bir Filiz Vardı” Adlı Romanının Düşündürdükleri",
                "creator": " Ayfer Yılmaz",
                "subject": null,
                "description": "Bir Filiz Vardı, Orhan Kemalʹin kendi yaşam tecrübelerinden esinlenerek yazdığı romanlardan biridir. Romanda, İstanbulʹun kenar mahallelerinden birinde ailesiyle birlikte yaşayan on altı yaşındaki Filizʹin hayatından bir kesit sunulur. Ailesinin ekonomik yönden sıkıntıda olması sebebiyle eğitimini yarım bırakarak iş yaşamına atılmak zorunda kalan Filiz, mahalle çevresinde olduğu gibi iş yaşamında da çeşitli tacizlere uğramaktan kendisini kurtaramaz. Geleceği hakkında henüz ciddi planlar yapmaktan uzak olduğu bu dönemde tanıştığı Romancı ve onun vasıtasıyla girdiği sendikada tanıştığı Dokumacı genç kızın hayata karşı hayalci tavrını değiştirerek, gerçek bir emekçi olmasının yolunu açarlar.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c306df327",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c30c1a651",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal&#039;in \"Uçurum\" Romanında Yapı ve İzlek",
                "creator": " Fatih Sakallı",
                "subject": null,
                "description": "Orhan Kemal’in Türk edebiyatının usta yazarlarından biridir. Edebiyatımıza kazandırdığı roman ve hikâyeleriyle okurların beğenisini kazanmıştır. Birçok çalışmada onun eleştirel sosyal gerçekçi bir romancı olduğu ifade edilir. Romanlarının birçoğunda büyük şehirde ve Anadolu’da sosyal statü olarak alt sınıf insanların ele alınması sebebiyle ‘küçük insanı’ anlattığı belirtilir. O, aynı zamanda Türk insanının yaşamış olduğu sosyal ve siyasi olaylara da şahitlik etmiş, bunu da eserlerinde gerçekçi bir şekilde yansıtmasını bilmiş bir yazar-dır. Çok üretken bir romancı olan Orhan Kemal’in vefatından yıllar sonra ortaya çıkan romanları da vardır. Yüz Karası, Uçurum, Kenarın Dilberi adlı eserleri bunlar arasında yer alır. Makalemize konu olan Uçurum romanı da ifade edildiği gibi bunlardan birisidir. Bu çalışmada ilgili roman, yapı ve izlek başlığı altında romanı oluşturan unsurlar çevresinde incelenmiştir. Romanın kimliği başlığı altında yazarın oğlu Işık Öğütçü’nün romanın bulunması ve yayımlanması hakkındaki görüşleri, olay örgüsü başlığı altında ise romandaki vaka (olay) üzerinde durulmuştur. Şahıs kadrosunda romandaki şahıslar kadınlar ve erkekler başlığı altında tanıtılmıştır. Mekân ve zaman başlığı altında ise romandaki mekânlar ve romandaki vaka zamanı hakkında bilgilere yer verilmiştir. Bakış açısı ve anlatıcı başlığı ile romanın hangi bakış açısıyla ve ne tür bir anlatıcı tarafından nakledildiği vurgulanmıştır. İzlek, başlığı ile de romanın teması değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise bütün bu başlıklar altındaki yorumlardan hareketle roman hakkında bir yargıya varılmıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c30c1a651",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c311595c7",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal&#039;in \"İspinozlar\" Adlı Oyununda Yapı ve İzlek",
                "creator": " Öznur Özdarıcı",
                "subject": null,
                "description": "Orhan Kemal; roman, hikâye, şiir ve tiyatro türünde eser vermiş Cumhuriyet devri Türk edebiyatının önemli sanatkârlarından biridir. 1914-1970 yılları arasında yaşamış olan yazar, toplumcu gerçekçi bir anlayışla ele aldığı \"küçük insan\" ın problemlerini dramatik bir üslûpla ve eleştirel bir dikkatle aktarır. Eserleri arasında tiyatro türündekilerin sayısı 5ʹtir. Ancak bunların dördü hikâye ve romanlarından uyarlanmıştır. İspinozlar, onun doğrudan doğruya oyun olarak yazdığı tek eseridir. İlk kez 1964 yılında oynanmış, 1965ʹte basılmıştır. Sonradan Yalova Kaymakamı adıyla sahnelenir. Romanları gibi oyunlarının da konusunu \"küçük insan\" ın sıradan hayatı ve imkânsızlıkları oluşturur. Oyunları daha sonra Bütün Oyunları I-II adıyla yayınlanmıştır.Bu çalışmada İspinozlar oyunu isim-içerik, olay örgüsü, çatışmalar, şahıs kadrosu, zaman, mekân, bakış açısı-anlatıcı ve izlek bağlamında ele alınmıştır. İsim-içerik kısmında oyunun başlığı ile metin arasında bağ kurulmaya çalışılmış, başlık ile içerik ilişkisi dikkatlere sunulmuştur. Olay örgüsünün anlatıldığı satırlarda vakanın ne olduğu belirtilmiş, daha sonra söz konusu vakaya vücut veren vaka parçaları ve çatışmalar irdelenmiştir. Şahıs kadrosunda oyunda yer alan kişiler önem derecelerine ve özelliklerine göre dikkatlere sunulmuştur. Zaman ve mekân başlıkları ile oyunun vaka zamanı verilirken oyuna sahne olan mekânlar vurgulanmıştır. Bakış açısı ve anlatıcı bölümünde oyunun hangi bakış açısı ile yazıldığı ve nasıl bir anlatıcı tarafından anlatıldığı üzerinde durulmuştur. İzlek bahsinde ise oyunda yer alan temalar sıralanmış ve açıklanma gayreti içerisine girilmiştir. Oyuna ilişkin elde edilen bütün bu malzemeden sonra sonuç kısmında genel bir değerlendirmeye gidilmiştir.  ",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c311595c7",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c31892320",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal’in Yüz Karası\/Para ve Namus Adlı Romanında Sınıf Atlama Olgusu",
                "creator": " Musa Demir",
                "subject": null,
                "description": "Cumhuriyet dönemi Türk roman ve öykücülüğünün önemli isimlerinden toplumcu gerçekçi sanat anlayışına sahip Orhan Kemal’in hemen bütün eserlerinde, bir taraftan sürekli olarak zorlu hayat koşulları içinde çırpınan ve öte yandan da içinde bulundukları alt sınıflardan, alt tabakalardan bir yolunu bularak daha iyi yaşam koşullarına kavuşmak isteyen, dahası, bulunduğu sınıfı, toplumsal tabakayı değiştirmek isteyen, diğer bir söyleyişle sınıf atlama kaygısı içinde olan karakterler dikkati çekmektedir. Bununla birlikte hemen belirtilmelidir ki, bu sınıf atlama kaygısı\/düşüncesi\/mücadelesi, Marksist terminolojideki “sınıf” ve bu sınıfların “savaşımı” tarzında ya da anlamında ortaya çıkmamaktadır. Yazarın eserlerindeki karakterlerin içinde bulundukları zor koşullardan kurtulmaları\/kurtulma istekleri, örgütlü bir şekilde ve toplu halde verilen bir mücadele\/”savaşım”la değil; daha çok, ülke insanın pratik zekasının ve oportünizm duygusunun duruma göre gerektirdiği herhangi bir yolla gerçekleşmektedir. Bir başka ifadeyle, kendisini, “toplumcu gerçekçi bir yazar” olarak takdim eden Orhan Kemal’in eserlerinde sergilenen gerçekçilik, sosyalist edebiyattaki bilinen anlamıyla organize bir mücadeleyle daha yaşanabilir bir geleceği inşa etmek isteyen devrimci romantizmle karakterize edilen bir toplumcu gerçekçilik değildir. Sözü edilen anlamda bir toplumcu gerçekçi tavır, yazarın sadece birkaç eserinde (Grev adlı öyküsü ve Bereketli Topraklar Üzerinde’nin kahramanlarından patos ustası ve ırgat Zeynel etrafında beliren kısmi bilinçlenme.. vb. gibi) yer yer ve o da kısmen görülmektedir. Onun eserlerindeki gerçekçilik, daha çok, kendisinin “aydınlık gerçekçilik” olarak tarif ettiği daha iyimser ve insana inanan başka türlü bir gerçekçilik anlayışıdır. Bu çalışmada yazarın, vurgulanan oportünist tarzdaki sınıf atlama mücadelesinin bariz bir şekilde görüldüğü eserlerinden biri olan Yüz Karası \/Para ve Namus adlı romanı ele alınmıştır. Yazarın ölümünden 51 yıl sonra oğlu tarafından keşfedilen bu eserde, Adana-İstanbul hattında verdikleri yaşam mücadelesi ile birlikte aynı zamanda bir çeşit sınıf atlama deneyimi de yaşayan bir aile ve bu aile fertleri ile onların sosyal çevreleri etrafında cereyan eden sınıf atlama olgusu, karakterlerin kimlikleri, eylemleri, söylemleri ve yer yer de hayalleri ve özlemleri üzerinden gösterilmiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c31892320",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c31db9627",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Ödüllü Bir Kitap: Orhan Kemal’in \"Önce Ekmek\" Adlı Eseri",
                "creator": " Ozlem Kayabaşı ",
                "subject": null,
                "description": "Orhan Kemal, Türk hikâyeciliğinin önemli yazarlarından biridir. 1950ʹli yıllardan itibaren eser veren Orhan Kemalʹin hikâyeleri pek çok ödül almıştır. Önce Ekmek adlı 1968 yılında basılan hikâye kitabıyla döneminin en itibarlı iki ödülü olan Sait Faik Hikâye Armağanı ve Türk Dil Kurumu Hikâye Ödülüʹne lâyık görülür. Hayattayken çıkardığı son hikâye kitabıyla iki ödül almış olması onun bu alanda ne kadar başarılı olduğunun kanıtı gibidir.Orhan Kemal, yazdığı hikâyelerde ve romanlarda küçük insanı odak noktası olarak belirler. Bu insanların geçim sıkıntıları, hayata tutunma çabaları yazarın kullandığı temaların şekillenmesinde temel oluşturur. Bu kitapta ise yine küçük insan ve çocuk merkezli hikâyelerin varlığı dikkat çeker. Kitaptaki on yedi hikâyede ekonomik problemler, küçük yaşta çalışmak zorunda kalan çocuklar, işsizlik, nesil farklılıkları gibi unsurlar öne çıkar. Yazarın hikâyelerindeki dil ve üslûbun en belirgin özellikleri samimi ve doğal olmasıdır. Sokak ağzı ve argodan da yararlanan yazarın hikâyelerindeki kişileri bildiği çevrelerin içinden seçtiği de söylenebilir. Halkı tanımadan hikâye yazılmayacağını ifade etmesi de bu görüşü destekler niteliktedir. Hikâyelerdeki mekân unsurunun da mahalle, sokak, dükkân gibi insanların ortak kullandıkları yerlerle birlikte otobüs, dolmuş, tren gibi toplu taşıma araçları olması da yazarın halkın içinden gelen hikâyeler yazdığını gösterir. Sadece kişilerde değil dil ve mekân seçiminde de topluluğun yanında yer alır. Bu makalede Orhan Kemalʹin Önce Ekmek eserindeki hikâyeleri kısaca özetlenip, belirgin özellikleri hakkında bilgiler verilmiştir. Böylece yazarın hikâye kitaplarının son halkası hakkında inceleme yapılmış, kitabın ödül alma süreci anlatılmıştır. Orhan Kemalʹin romanlarına da kaynaklık eden hikâyeleri ödüllü bir kitabın ışığında değerlendirilmiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c31db9627",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c32736013",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal&#039;in \"Eskici Dükkanı\"nda Toplumsal Değişme ve Aile",
                "creator": " Jale Gülgen Börklü",
                "subject": null,
                "description": "Toplumsal değişme, toplumların hayatında hızlı ya da yavaş yavaş gerçekleşen, devamlılık gösteren ve bir durumdan başka bir duruma geçişi ifade eden bir kavramdır. Aile ise bu yapının en küçük canlı birimi olarak hem bu değişmelerden etkilenir hem de bu değişmeleri şekillendirir. Türkiye’deki toplumsal değişimlerin ailede yarattığı sancılar, romancılarımızın her zaman ilgi duyduğu bir mevzu olagelmiştir. Bu mevzuya dikkatle odaklanan isimlerden biri \"toplumsal değişmenin romancısı\" olarak tanınan Orhan Kemal’dir.Bu çalışmada Orhan Kemal’in \"Eskici Dükkânı\" adlı eseri \"toplumsal değişme ve aile\" açısından incelenecektir. Eserde siyasal, ekonomik ve teknolojik değişimlerin hızlı olduğu ve sancılı bir toplumsal değişim sürecini zaruri kıldığı 1950’li yılların Türkiyesi’nde, zanaatkâr bir ailenin neler yaşadığı, nasıl çetin bir süreçten geçtiği takip edilecek, bunun nedenleri üzerinde durulacaktır. Yazar, toplumsal değişme süreçlerinin aile üzerindeki etkilerini nasıl yorumlamıştır? Hangi yönlerini özellikle öne çıkarmıştır? Söz konusu aile, yeni iktisadî anlayışla gelişen üretim-tüketim ilişkilerine neden uyum sağlayamamıştır? Bu uyumsuzluğun kefareti ne olmuştur? Ailenin günden güne çöküşüne ivme kazandıran unsurlar neler olmuştur? Geleneksel değerler-modern değerler farkı aile fertleri arasındaki ilişkileri nasıl şekillendirmiştir? Bu sorulara cevaplar aranırken, bütün bunlarla yazarın okuyucusuna nasıl bir mesaj vermek istediği de ortaya konmaya çalışılacaktır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c32736013",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c32a4f0a2",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal’in Şiirlerinde Hayat ve Mekân Kaynaklı Bungunluk",
                "creator": " Dinçer Atay",
                "subject": null,
                "description": "Türk edebiyatında romancılığı ile ön plana çıkan Orhan Kemal, edebî hayatına şiir türü ile başlar. Hapishaneden arkadaşı Nâzım Hikmet’in telkinleri ile nesre dönüş yapan Orhan Kemal’in şiirleri, şiir aşığı bir gencin terennümlerini andırır. Devrinin önde gelen şairlerinden etkilenen Orhan Kemal, şiirlerinde genel olarak bireysel duyuşlarını işler. Biçimsel anlamda hece ölçüsüne ağırlık veren şair, Nâzım Hikmet tesiri ile serbest nazmı da dener.Orhan Kemal’in şiirlerinde görülen temel izlekler, bireysel düzlemdedir. Şahsî biyografisindeki gelişmeler, mazideki aşklar, kadın, yalnızlık, iç sıkıntısı ve sonrasında az da olsa görünüm veren toplumcu gerçekçi hususiyetler onun şiirlerindeki izleksel haritayı teşkil eder. Bununla birlikte hayata dair felsefî ol(a)mayan itirazlar ve sorgulamalar, şiirlerdeki duyuşlar arasındadır. Özellikle hapishane yıllarında yazdığı şiirlerinde karşımıza çıkan bunaltı, ontolojik derinlikten uzak bir görünüm verir. Özgürlük yitimi kaynaklı bungunluğun hâkim olduğu şiirlerin sayısı dikkat çekici seviyededir. Şiirlerde somutluk kazanan bunalmışlık hâli, eşine ve kızına duyduğu özlem, hayatın zorlukları, umulanların gerçek hayatta karşılığının olmayışı, hapishane mekânının insanı baskılayan boyutları ve mahkûmların muhtelif hâlleri genç şair Orhan Kemal’in şiirlerinin çıkış noktalarını verir.Bu çalışmada bugüne kadar üzerine pek az çalışma yapılan Orhan Kemal’in şiirlerindeki felsefî derinlikten yoksun, bireysel yaşantı kaynaklı görünüm kazanan bungunluk, bunalmışlık hâlleri ve hisleri şahıs – eser bağlamlı bir bakışla değerlendirilecektir. ",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c32a4f0a2",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c32f6ebb6",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Sermayenin Tüketiş Kurgusu: Bereketli Topraklar Üzerinde",
                "creator": " Ülkü Eliuz,  Burak Armağan",
                "subject": null,
                "description": "Sanayi devrimleri ile başlayan süreçte, endüstriyel çalışmalarda teknik icatların ve seri üretim modellerinin kullanımının yaygınlaşması, evrensel ölçekte iki zıt kutbun görülmesini sağlar: maddi gücün ilahlaştırıldığı yeni bir toplumsal düzeni inşa eden kapitalistler\/sermayedarlar ve onların kurguladığı tüketimi öğütleyen senaryoya tükeniş kanalından eklemlenen işçiler\/emekçiler.Kapitalizmin\/sermayenin tüketim üzerine kurguladığı yeni yaşam düzenine edebî sahadaki tepki, toplumcu gerçekçi kuram\/ akım doğrultusunda yazılan eserler tarafından gösterilir. Bu tepkinin Türk edebiyatındaki sözcülüğünü üstlenen yazarlardan olan Orhan Kemal, Bereketli Topraklar Üzerinde romanı ile farklı sektörlerdeki işçilerin, iş ahlakının, işçileşme süreçlerinin ve işleyişin görüntü düzeylerini aktarırken Türkiye’nin sanayileşme döneminde sosyal hayatta yaşanan sancılara da dikkat çeker. Yozlaşma teması üzerine kurgulanan eserde, üç karakterin fiziksel ve ruhsal bakımdan var oluş-yok oluş düzlemindeki serüvenleri trajik boyutları ile ele alınır.Bu makalede Bereketli Topraklar Üzerinde romanından hareketle sermayenin tüketiş kurgusunun maddi ve manevi alanlarda yarattığı tahribatlar, sebep-sonuç çerçevesinde incelenecektir. ",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c32f6ebb6",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c336af170",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal&#039;in Şiirsel Etkilenme Endişesi",
                "creator": " Elif Öksüz Güneş",
                "subject": null,
                "description": "Sanat insanın ölümsüzlük arzusuna karşılık bulduğu alanlardan biridir. Dünyada iz bırakma şeklinde tezahür eden bu faaliyet kişinin kendinden önce eser veren ve başarılı olan sanatkârları taklit\/etkilenme yoluyla başlar. Sanatın dünyasına yeni girmeye başlayanlar onun sınırsız alanında bağımsız bir şekilde varlık mücadelesi vermek yerine daha önce onaylanmış olana eklemlenmeyi tercih ederler. Taklit zamanla taklit edeni geliştirmezse faydasız bir edime dönüşür; ancak sanatkârın ʹkendi olmaʹsı yönünde sadece ilk basamakları teşkil edip yeni ufuklar açarsa yeni ve güçlü bir sanatkârın doğmasına neden olur.Toplumcu bir anlayışla eser veren, edebi dünyada romanları ve hikâyeleri ile tanınan Orhan Kemal bu türlerden önce bireysel duygularını, yalnızlığı ve bunaltıyı tematik düzleme yerleştiren kurguları ile şiire yönelir. Bu süreçte Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı, Asaf Halet Çelebi, Ahmet Muhip Dıranas gibi şairlerden etkilenir. Nazım Hikmet ile tanıştıktan sonra ise şiirlerinde Nazım Hikmetʹin toplumcu söyleyiş biçimi ve içerik ödünçlemesi ön plana çıkar. Kendi sesini bulamamanın, etki altından kurtulamamanın farkına varan Orhan Kemal sanatının yönünü değiştirir.Bu çalışmada Orhan Kemalʹin şiirleri şiirsel etkilenme teorisi bağlamında değerlendirilecektir. ",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c336af170",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c33be9cd8",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "\"Küçük Adam\" Tipinin Orhan Kemal Şiirindeki Yansımaları",
                "creator": " Gülşah Şişman",
                "subject": null,
                "description": "Orhan Kemal, yazın yaşamı boyunca öykü, roman, şiir, tiyatro gibi pek çok edebî türde eser vermekle birlikte Türk edebiyatındaki yerini, II. Dünya Savaşı sonrasındaki toplumsal ve ekonomik değişmeler neticesinde hayat sahnesinde ortaya çıkan ʹküçük adamʹı ve onun sosyal yapı içindeki durumunu anlattığı romanları ile elde eder. Var olanı ayıklayan, seçen, düşünsel süzgecinden geçirip hayal dünyasında yeniden üreten sanatkâr, içine doğduğu dünyayı yazarak anlamlandırmaya, metinleri aracılığıyla toplumun aksayan yönlerini görünür kılmaya çalışır. Yabancılaşma, ötekileşme, yozlaşma, sosyal adaletsizlik, yoksulluk, ölüm, sevgi gibi temler etrafında kurguladığı metinlerinin çıkış noktası insan gerçeğidir.Türk edebiyatında romancılığı ile öne çıkan Orhan Kemalʹin 89 adet şiirinin yer aldığı Yazmak Dolu Dizgin, 2002 yılında oğlu Işık Öğütçü tarafından yayıma hazırlanır. Türdeki ilk ürünlerini dönemin belli başlı şairlerinin etkisinde kaleme alan Orhan Kemalʹin şiiri, bireysel duygulanımlardan toplumcu duyarlılığa doğru evrilir. Romanlarında geliştirerek işleyeceği konu ve temaların habercisi niteliğindeki bu şiirlerinde geçim kaygısı içindeki ʹküçük adamʹın örneklerini veren sanatkâr, onun var oluş mücadelesini bireyselden toplumsala uzanan bir açılımla sunar. Bu makalede Orhan Kemalʹin sanatçı duyarlılığıyla yaklaştığı insanlık durumlarını ele aldığı şiirlerinden \"Komşunun Öksüzü\", \"Bir Fantezi\", \"Benim Oğlum\", \"Pınar Köylü Ahmetʹin Mektubu\", \"Dokumacı Haydar\" ve \"Kantar Başından Şiirler\" toplumcu gerçekçi bakış açısıyla tahlil edilecek; ʹküçük adamʹ tipinin hayaller, umutlar, gerçekler, değerler, kaybedilenler, yaşam, ölüm sarmalındaki görüngüleri ortaya konmaya çalışılacaktır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c33be9cd8",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c34546993",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Romandan Sinemaya \"Gurbet Kuşları\"",
                "creator": " Kazım Çandır",
                "subject": null,
                "description": "Orhan Kemal’in Gurbet Kuşları romanı göç olgusunu anlatan önemli romanlardan biridir. İlk baskısı 1962’de yapılan roman, 1954 yılında basılmış olan Bereketli Topraklar Üzerinde romanının devamı niteliğindedir. İlkinde İflahsızın Yusuf’un Çukurova hayatı anlatılırken, ikincisinde Yusuf’un oğlu olan İflahsızın Memed’in İstanbul’daki yaşamı ele alınmıştır. Romanda önemli meseleler olarak göç sebebiyle gecekondulaşmanın artması ve büyükşehirde ahlaki yozlaşmanın kolayca kabul edildiği gerçeğinin yer aldığı görülür. Her türlü insanın yer aldığı İstanbul’da Memed ve Ayşe çiftinin kendilerini geliştirerek yaşadıkları sınıfı bulduklarını görürüz. Romandan uyarlanan aynı adlı sinema filmi ise 1964 yılında beyaz perdede gösterime girmiştir. Filmde Kahramanmaraş’tan İstanbul’a göç eden dördü çocuk, altı kişilik bir ailenin daha iyi bir yaşam sürmek için verdikleri mücadele anlatılır. Girdikleri her işte başarısız olan bireyler bir bir ailesinden ayrılmış, sonunda kötü yola düşen kız kardeş kurtuluşu intihar etmekte bulmuştur. Aile bu olaydan sonra, küçük oğullarının telkiniyle yeniden memleketlerine dönmüşlerdir. Romanla film arasında çok fazla farklılıklar vardır. Biz bu yazımızda roman ve filmi geniş bir perspektiften ele alarak aradaki farklılıkları ortaya koyacağız.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c34546993",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c3486a426",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Düşler ve Düş Kırıklıkları Arzular ve Fanteziler Bağlamında Orhan Kemal’in \"Evlerden Biri\" Romanı",
                "creator": " İsmail Kekeç",
                "subject": null,
                "description": "Orhan Kemal’in İstanbul’a geldikten sonra kaleme aldığı romanlarından biri olan Evlerden Biri, yazarın popüler romanları kategorisinde değerlendirilmektedir. Sıradan kişilerin sıradan yaşamlarının konu edildiği eser yazarın diğer romanlarının gölgesinde kalmıştır. Ancak Orhan Kemal’in dikkati, gözlemciliği, çözümlemeleri kimi bölümlerde kendisini hissettirir. Bununla birlikte yazarların geri planda kalmış böylesi eserlerinde öne çıkan, onları diğer eserlerinden farklı kılan kimi unsurlar olabilmektedir. Evlerden Biri de barındırdığı kişilerinin arzularıyla, arzu nesneleriyle ve fantezilerinin yoğunluğuyla dikkatleri çeken bir romandır. Bu çalışmada odaklanılacak husus da romanın içerik ve teknik özelliklerinden ziyade bu unsurların, kavramların değerlendirilmesi olacaktır. Bu değerlendirme yapılırken de öncelikle arzu, arzu nesnesi, fantezi tanımlarına yer verilerek kapsamları ve çerçeveleri çizilmeye çalışılacaktır. Çizilen bu çerçeveler aracılığıyla bahsi geçen kavramlar hakkında okurun zihninde bir fikir oluşması düşünülmektedir. Ardından ilgili başlıklar altında roman kişilerinin arzularından ve fantezilerinden bazı somut örnekler verilecektir. Bu örneklerle romanda yer verilen kişilerin bu dürtülerinin ve eğilimlerinin altında yatan gerekçeler üzerine bir çözümleme yapılması planlanmaktadır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c3486a426",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c34da5cb2",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal’den Bir Alafranga Züppe Tipi Örneği “Nurettin Şadan Bey” Hikâyesi",
                "creator": " Atilla Aktaş",
                "subject": null,
                "description": "Orhan Kemal edebiyatımızın önde gelen toplumcu gerçekçi yazarlarından biridir. Çok sayıda eser veren bir yazar olan Orhan Kemal, hikâye ve romanlarında gerçek hayattan insan manzaralarına odaklanmış, güçlü gözlem yeteneği sayesinde bütün boyutlarıyla toplumun her katmanından insanı betimlemiştir. Onun hikâyelerinde düşkünler, çaresizler, kimsesizler, yetimler, mahpuslar gibi alt sınıf insanlar büyük yer tutarken ırgatların, köylülerin, işçilerin gündelik yaşantısı, fabrikadaki işçi ortamı, şehre gelen taşralının yaşadığı sıkıntılar, sermayenin güç ve para hırsı, hapishanedeki suçlular arasındaki hiyerarşi gibi temalar da çarpıcı şekilde işlenmiştir. Orhan Kemal’in hikâyeleri arasında farklılığıyla göze çarpan \"Nurettin Şadan Bey\" hikâyesi, Avrupa’da eğitim almış, varlıklı ve soylu bir adamın hapishanedeki tuhaf serüvenini anlatır. Tipik bir alafranga züppe olan Nurettin Şadan Bey üzerinden yazar, hem hapishanedeki mahkumlar arasındaki sınıf farklılığını, hem de Batılı tarzda yetişen insanların topluma bakış açısını yansıtır. Bu makalede \"alafranga züppe\" kavramı üzerinden Nurettin Şadan Bey tipi incelenerek, hikâyedeki sınıf çatışmaları, zaman ve uzam özdeşlikleri gibi kurgusal yapıyı oluşturan unsurlar çözümlenmeye çalışılmıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c34da5cb2",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c354088c1",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal&#039;in İlk Dönem Öykülerinde Küçük Adam&#039;ın Edilgin Görünümü Nesneleştirilen Kadınlar",
                "creator": " Gürhan Çopur",
                "subject": null,
                "description": "Orhan Kemal, anlatılarında yaşam mücadelesinin merkezinde yer alan Küçük Adamʹa odaklanır. Yazar, süreğen bir mücadele içerisindeki küçük adamın çoklukla müşahit olarak yer alır. Bunula birlikte anlatıları kurgularken yoğun olarak özyaşamöyküsünden de faydalanır. Yazarın oğlu Işık Öğütçü tarafından 2016 yılında tamamlanan \"Orhan Kemal, Unutulmuş Öyküler\" adlı kitap, Orhan Kemalʹin öykücülük anlayışının ilk yıllarına ışık tutmaktadır. Kitapta yer alan elli dört öykü yazarın yazınsal serüveninin ilk yıllarına dair özellikleri okurla buluşturur. Birçoğu, romanlarına eklemlenecek olan öykülerinde, Orhan Kemalʹin toplumcu gerçekçiliği kendi yorumuyla özgün bir forma soktuğu söylenebilir.Orhan Kemalʹin ilk dönem öykülerinde yer alan kadın kahramanlar, sıklıkla emeği ve bedeni sömürülen edilgin karakterler olarak çizilir. Yazar, küçük adam olarak adlanan toplumsal sınıfı tasvir ederken kadınları kendi trajedileriyle ayrıca ele alır. Böylelikle Orhan Kemalʹin yazınsal serüveninde Kadınʹın konumu ilk öykülerinden itibaren belirginleşir.Bu çalışmada Orhan Kemalʹin çeşitli takma adlar kullanarak kaleme aldığı, birtakım dergi ve gazetelerde yayımlanmış öyküleri nesneleştirilen ve sömürülen yönüyle kadın izleği çerçevesinde ele alınacaktır. Orhan Kemalʹin yazarlığının ilk dönemlerine ışık tutan, \"Asma Çubuğu\", \"Güllü\", \"Vatana Dönüş\", \"Sevgili\", \"Küçücük\" ve \"Birtakım Gençler\" adlı öyküleri çerçevesinde irdeleme yapılacaktır. Öykülerde yer alan yoksul ve düşük gelirli toplum tabakasına mensup kadın karakterlerin ev, iş ve toplum üçgeninde üzerlerine giydirilen edilgin rol, yaşadıkları nesneleştirilme ve bedeninden, emeğinden faydalanılan bir obje olarak sömürülmesi sorunları temelinde, kadın izleği irdelenecektir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c354088c1",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c35d42ca8",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "\"Küçük Adamın Keşfi\" ve Oluşum Aşamasında Ötekinin Yüzü Orhan Kemal&#039;in &#039;\"Avare Yıllar\" Romanı",
                "creator": " Ferhat Uzunkaya",
                "subject": null,
                "description": "Bu çalışmada, Küçük Adam’ın Romanı dizisinin ikinci romanı olan Orhan Kemal’in Avare Yıllar adlı romanı, ben’in sınırlarını belirleyen niteliğiyle olumlu bir değer olarak görülen öteki(lik) kavramı bağlamında incelenecektir. Baba Evi romanının devamı niteliğindeki Avare Yıllar romanında öteki, başkişinin varoluşunu anlamlandıran ve onu bir amaca karşı yönlendiren yönü ile olumlu bir değer olarak ön plana çıkar. Başkişi avare olarak yaşadığı ve yaşam tasarımını avarelik olarak benimsediği evrende benliğini ontolojik düzlemde kurmakta başarısız olduğu için sürekli bir boşluk ve varoluşsal anlamda bir yokluk içindedir. Ancak, başkişinin\/öznenin öteki yüzü olan İzzet Usta ile tanışmasından sonra belli bir amaç kazanmıştır ve varoluşunu anlamlandırmaya çalışmıştır. Bu bağlamda Avare Yıllar romanının başkişinin, öteki’nin yüzü ile tanışması\/karşılaşmasından sonra varoluşsal anlamda benliğini kavradığı görülmektedir. Bu bakımdan romanda ‘Küçük Adam’ın kendini keşfi ve oluşum aşamasında karşılaştığı yeni bir yüz olan İzzet Usta’nın\/ötekinin yapıcı, kişilik kurucu özelliği ile bireyin macerasını okuma ve başkişiye etik değer kazandırma konusunda oynadığı rol üzerinde durulacaktır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c35d42ca8",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c3606f2b6",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal&#039;in \"Ekmek Kavgası\" Adlı Hikâye Kitabında Temalar",
                "creator": " Canan Uğurdağ",
                "subject": null,
                "description": "Türk edebiyatında toplumcu gerçekçi romanın önde gelen isimlerinden biri de Orhan Kemal’dir. Edebiyat dünyasına şiir yayımlayarak giren sanatçı, daha çok romancılığı ve hikâyeciliği ile ön plana çıkmıştır denilebilir. Bu edebi türlerin haricinde oyun ve senaryo çalışmaları da vardır. Orhan Kemal’in Ekmek Kavgası adlı ilk hikâye kitabı ise toplumcu gerçekçiliğe ait bazı temel çatışmaları içermekte ve toplumsal eleştiri özelliği taşımaktadır. Çalışmamızın ilk kısmında toplumcu gerçekçilik akımına ait temalardan, bu akımın Türk edebiyatındaki temsilcilerinden ve Orhan Kemal’in hikâyeciliğinden kısaca bahsedilmiştir. İkinci kısımda ise Ekmek Kavgası adlı eser hakkında bilgi verildikten sonra bu eserde yer alan yirmi dört hikâyedeki temalar konularıyla birlikte ele alınmıştır. Çalışmamızın amacı ise bu hikâyelerin toplumcu gerçekçi bakış açısına göre edebiyat tarihindeki yeri ve önemini tespit etmeye çalışmaktır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c3606f2b6",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c3658d74c",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Savaşın Tekrarlanan Gerçeğine Dair Örneklem: \"Dünyada Harp Vardı\"",
                "creator": " Emrah Seferoğlu",
                "subject": null,
                "description": "İnsanlık tarihiyle yaşıt olan savaşlar sadece cephede gerçekleşmez. Savaşın etkileri sonuçlarının yansıdığı bütün toplumlarda görülür. Toplumda yaşayan bireylerin savaş öncesi konumları ile savaştan sonraki konumları arasında doğrudan bağlantı vardır. Dünyadaki doğuşu, kaderi mensup hissettiği halk ve konumdan farklılaşan kişi sorunsalı, \"Dünyada Harp Vardı!\" özelinde Orhan Kemal yazınının ortak yönelimlerinden biridir. Öyküde tarihsel süreçte Dünyaʹdaki büyük bunalım kişiye ait problemleri, gel-gitleri, açmazları birçok şekilde fazlalaşır ve yoğun bir anlam kazanır. Öykü; insanlığın savaş durumu içinde bireylerin hem kendi, hem bir yanıyla evrensel hikâyelerini anlatır. Bu sebeple, Öykü, verili dünya ve gerçeklik karşısında kurgu dünyalar üzerinden gerçekleri görünür kılar. İkinci Dünya Savaşı ve birey arasındaki ilişkiyi örnekleyen metin, birey sorunsalını benlik algısını, toplumsal çöküşü, cezaevindeki kapalılık algısını aktarır. Makalede; \"Dünyada Harp Vardı!\" öyküsünden hareketle savaş durumunun toplumdan bireye uzanan görünümleri incelenecektir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c3658d74c",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c36cc9a46",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal&#039;in Hayatını Otobiyografik Romanlarından Okumak",
                "creator": " Burcu Özaydın Yakıştıran",
                "subject": null,
                "description": "Birçok yazarın yazı hayatına kendinden, yaşanmışlıklarından yola çıkarak başladığını söylemek mümkündür. Orhan Kemal’in severek okuduğu ve örnek aldığı Panait Istrati ve Maksim Gorki, romanlarında sıklıkla kendi hayatlarından esinlenmişlerdir. Benzer biçimde Orhan Kemal de ilk romanlarına \"Küçük Adamın Notları\" başlığıyla yaşadıklarını yazarak başlamıştır. İlk romanı Baba Evi (1949), \"Küçük Adamın Notları\" serisinin birinci kitabıdır. Onu izleyen Avare Yıllar (1950) ise ikincisidir. Araya başka romanlar girse de Orhan Kemal hayatını yazmaya devam etmiştir. Avare Yıllar’ın devamı niteliğinde olan Cemile (1952), ilk yayımlandığında \"Küçük Adamın Notları 3\" üst başlığını taşır. Cemile’nin devamı niteliğinde olan Dünya Evi, çok daha sonra 1958’de yayımlanır. 1965’te yazdığı Bir Filiz Vardı romanı yaşadığı bir aşktan esinlenmesi dolayısıyla bu kapsama alınabilir. Bu otobiyografik roman serisine 1968’de yayımlanan Arkadaş Islıkları da eklenebilir.Bu romanlar, yazarın hayatından yoğun izler taşıyan ve otobiyografik özellikler gösteren eserlerdir. Bu çalışmanın amacı, Orhan Kemal’in otobiyografik ayrıntılar taşıyan altı romanını inceleyerek yazarın hayatını, romanlarına nasıl aksettirdiğini dikkatlere sunmaktır. ",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c36cc9a46",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c37214814",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal’in Hikâyelerinde Suç ve Suçlu",
                "creator": " Cennet Altundaş",
                "subject": null,
                "description": "Bu çalışmada Orhan Kemal’in hikâyelerinde suç ve suçlu kavramı değerlendirilmiştir. İncelenen eserlerde suç çeşitleri, ceza kanununa göre sınıflandırılmıştır. Toplumcu gerçekçi yazar kimliği ile öne çıkan Orhan Kemal’in, eserlerinde ele aldığı “küçük insanın” suça yönelmesinin sebepleri ortaya konulmuştur. Aynı zamanda hikâyelerde yasalarca suç kabul edilen bu davranışların, suçlu üzerindeki etkisi de tespit edilmiştir. Orhan Kemal’in hikâyelerinde suç, geçim zorlukları ile çeşitli türlerde ortaya çıkmaktadır. Hikâyelerde yer alan suçların hepsi ceza kanuna göre bireysel suçlardır ve suçların ortaya çıkış sebebi çoğu hikâyede ekonomik temellidir. Hikâyelerde hırsızlık, dolandırıcılık, yaralama, cinayet, taciz, tecavüz öne çıkan bireysel suçlar arasındadır. Hikâyelerde işlenen suçlar, planlanmadan, hayatın doğal akışı içinde ortaya çıkan suçlardır. Eserlerdeki suçlu tipi çoğu zaman işlediği suçun asıl mağduru olan kişilerdir. Suçlu olanın güçlü ve acımasız olması fikrinin aksine Orhan Kemal’in suçluları okuyucuda merhamet uyandıran, mecbur kaldığı için bu suçu işledi denilen suçlulardır. Özellikle çocuk ve kadın suçlular çoğu zaman işledikleri suçtan en çok zararı gören kişiler olarak hikâyelerde yer almıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c37214814",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c37872231",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Orhan Kemal&#039;in Hikayeciliği Kurgu Teknik ve Anlatım",
                "creator": " Sinan Bakır",
                "subject": null,
                "description": "Kurgu, metnin dünyasında anlatılanların belirli bir kompozisyon dâhilinde bir araya gelmesinde; olayların, durumların birbirine eklemlenme biçiminde belirleyici olduğu kadar teknik ve anlatımın üzerinden yükseleceği zemini tayin etme noktasında da işlevseldir. Dolayısıyla edebî metinlerin kurgulanma biçimlerinin ortaya çıkarılması aynı zamanda onların oluşum aşamasındaki iskeletine ulaşmayı da mümkün hale getirir. Kurgu, teknik ve anlatımın aksayan yönleri bu sayede daha anlaşılabilir bir düzeye indirgenir.Bu makalede Orhan Kemalʹin hikâyeleri kurgu, teknik, dil ve anlatım, kısmen de anlatıcı ve bakış açısı gibi açılardan ele alınmış, metnin yapısal bütünlüğünü ortaya koymaya dönük olarak da hikâyelerin oluşum aşaması üzerinde durulmuş, yapı eksenli bir okumaya gidilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda yarı imtiyazlı bir konumda olayları nakleden anlatıcıların daha çok gözlemci pozisyonunu benimsediği, olaylarla, kişilerle kinaye mesafesini koruduğu, entrik unsurun, çatışmanın yörüngesini karakterler arasındaki gerilmenin oluşturduğu, hikâye kişilerinin bir ideolojinin savunucusu olmaktan uzak kaldığı, kültürel, düşünsel, entelektüel alt yapılarının ya da yaşam tarzlarının buna uygun olmadığı, hikâyelerin klasik yapılanmaya uygun olarak geliştiği, metnin kurgulanma aşamasında olayların geçtiği çevrenin ya da karakterlerden birinin bir iki cümleyle tasvirinin yapıldığı, bazen de bu yolun atlanarak metne doğrudan giriş yapıldığı, sonraki aşamalarda diyalogların öne çıktığı, olayları izlemekle yetinen dış anlatıcıların yer yer özetleme, geriye dönüş, iç çözümleme, tasvir gibi yollarla varlıklarını belirginleştirdiği, psikolojik muhtevanın karakterlerin diyaloglarında, iç monologlarında kendiliğinden ortaya çıktığı gözlenmiştir. Kurgunun iskeletini oluşturan diyaloglar, bireysel ve toplumsal gerilmenin ya da psikolojik muhtevanın yansıtılmasında belirleyicidir. Yöresel söyleyişin yoğun biçimde yansıdığı bu diyaloglar kısa cümlelerden oluşur, metni sade ve anlaşılabilir bir zemine taşır. Olayların, durumların birbirine bağlanma aşamasında ya da geriye dönüş tekniği üzerinden zamansal geçişlere yer verildiği durumlarda kurgunun aksamadığı, geçişlerin büyük bir ustalıkla yapıldığı söylenebilir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c37872231",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c37daaa3e",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Mizahi Bir Tip İncelemesi: \"Murtaza\"",
                "creator": " Pelin Görgülü",
                "subject": null,
                "description": "Toplumlarda aksayan kurumlar, iktidarlar, olaylar ve kişiler genellikle mizah yoluyla eleştirilir. Mizah, hayatın gülünç yanlarını ortaya çıkaran sanat türüdür. Hikâye, roman, şiir, komedi, fıkra gibi türlerde karşımıza çıkan mizah unsurları, güldürü amaçlı yazıldığı gibi aynı zamanda belirli fikirleri okuyucuya açıklamak için de neşredilebilir. Türk edebiyatında, Tanzimat Dönemiʹnden itibaren edebi türlerin çeşitlilik göstermesiyle mizahın kullanımı da oldukça yaygınlaşmıştır. Edebi türler arttıkça mizah çeşitleri de farklılık göstermeye ve farklı kollara ayrılmaya başlamıştır. Orhan Kemalʹin Murtaza isimli romanı İkinci Dünya Savaşı sonrasında ülkedeki otorite eleştirisini ve ruhsal parçalanmanın trajikomik halini yansıttığından, mizahın en belirgin örneklerinden biri olarak karşımıza çıkar. Toplumcu gerçekçi edebiyatın öne çıkan ismi Orhan Kemal, eserlerinin çoğunda eserlerinin çoğunda zengin-fakir karşıtlığında teşkil ettiği vakaları işler. Bu zıtlığı eleştirel bir bakışla verirken, mizah öğelerinden de sıklıkla yararlanır. Murtaza birçok yönden tutarsız bir tiptir. İnsan ruhundaki çelişkilerin, sosyal adaletsizliğin ve otorite kavramının timsali bir kişidir. Kendisini otoriteyle denk gören Murtazaʹnın toplum genelinde yarattığı etkiyi, romanda izlemek mümkündür. Toplumun değişim sürecini, otoriteye başkaldırmanın arka planını Orhan Kemal Murtazaʹnın üzerinden vermeye çalışır. Onun kurduğu hastalıklı ilişkiler toplum yapısını gözler önüne sermektedir. Orhan Kemal de bunu mizah öğelerini kullanarak okuyucuyla paylaşır. Bu çalışmamızın amacı, Murtaza isimli romanı mizahi yönünden inceleyerek bir çıkarıma ulaşmaktır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c37daaa3e",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c384e2750",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Çaresizlik ve Ölüm Arasında Sıkışmış Beden: Kötü Kadın",
                "creator": " Sümeyye Yazıcı",
                "subject": null,
                "description": "Asıl adı Mehmet Raşit Öğütçü olan Orhan Kemal, 1914 yılında dünyaya doğumunu gerçekleştirir. Yaşamın getirilerini eserlerine işleyen sanatkar mevcut düzene eleştiri nitelikli anlatılar kurgular. Toplumcu gerçekçi edebiyat ürünleri veren Orhan Kemal, gözlemleriyle oluşturduğu deneyimleri, her kesimin aşina olduğu olay ve durumları yazınsal ürünlerine tem edinir. Yoksulluk, işsizlik, sömürü, yozlaşma kavramları anlatılarının zeminini oluşturur. O, insanın yaşadığı şartlar dolayısıyla meydana gelen gerçekliğini yansıtan eserleri aracılığıyla bir dönüşüm meydana getirmeyi hedefler. Toplumun sorunlarını çözecek eylemselliği kaleminin ustalığıyla okuyucusuna sunar.Orhan Kemal'in 1952 yılında ilk baskısı yapılan Çamaşırcının Kızı adlı eserinde yer almış on üç hikâyeden biri olan Kötü Kadın geçmişi ve geleceği şu andaki sıfatıyla bütünlenmiş dişi bir bedenin hikâyesini anlatır. Cismen yok sayılan ve aidiyetsizliği her koşulda hisseden kadının hikâyesi 'ad' kavramının yoksunluğu ile belirgin hale getirilir. Yaşam ve ölüm gibi bir ikiliğin arasına sıkışan kadın, bedenini sermaye olarak kullanır. Sanatkar, açlık ve yoksulluğun meydana getirdiği çaresizliği biyolojik olarak kendine verilen bedeni ile gidermeye çalışan kadın aracılığıyla ahlaki yozlaşma ve toplumsal çürümenin izleksel boyutunu vermeye çalışır. Bu çalışmada Orhan Kemal'in Kötü Kadın adlı hikâyesi izleksel boyutta incelenecektir. Kadının toplumdaki yerinin ve kadınlık kimliğinin yansılarının da yer aldığı hikâyede cinsel sömürü yoluyla kadın kavramı ele alınacaktır. Kora şeması aracılığıyla aktarılan simgesel ve kavramsal düzlemler yapı unsurunun eserdeki yansıları ile bütünleştirilerek verilecektir. ",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c384e2750",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c38a447f6",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Öteki’nin Gözünden Dünya Düşü: \"Bir Çocuk\"ta Yapı ve Tema",
                "creator": " Büşra Gökçe Yüce",
                "subject": null,
                "description": "Orhan Kemal, Türk Edebiyatının, hayat karşısında yeterli bilgisi ve görüsü olmayan bireyinin, yaşama tutunabilme öyküsünü gerçekçi bir bakış açısı ile anlatan bir sanatkârıdır. \"Bir Çocuk\" öyküsü, 1968 yılında yayımlanan Önce Ekmek isimli kitapta bulunur. 1969 yılı Sait Faik Hikâye Armağanı ve Türk Dil Kurumu Ödülünü alan Önce Ekmekʹte on yedi öykü yer alır. Zamandan ve mekândan bağımsız yapıtları ile Türk edebiyatının ölümsüz ismi Orhan Kemal, anlatıyı leitmotifler ve güçlü betimlemeler ile donatır. Yazar, yaşam mücadelesi veren, hayatta kalmak için çalışan ve emek harcayan insanın edebiyatımızdaki sözcüsüdür. \"Bir Çocuk\", yetersizlik durumunu ifade eder. Eserin ismi ile belli yaş aralığı ve kişiden bağımsız insan imlenir. Her yaştan kimse, belli konularda çocuk sayılır. Bir kelimesi ile tek başına, savunmasız olduğu anlaşılan insan, anonim bir görüntü çizer, bu yönüyle kapsayıcılığı artar, eserin etki alanı genişler. Bu çalışmada Orhan Kemalʹin \"Bir Çocuk\" adlı öyküsü yapı ve tema bakımından tahlil edildi. Yoksulluk, sosyal adaletsizlik, yabancılaşma, toplumsal boyuttaki görüngüsü yozlaşma temaları ekseninde şekillenen öyküde, başkişinin içinde bulunduğu yaşam koşullarının eylem düzlemine yansımaları vurgulandı. Rehberi olmadan dünyada varlığını devam ettirmeye çalışan bireyin, kurtuluş yolu olarak toplumun yasaklarına yönelmesinin sebepleri, isim- içerik, olay örgüsü, bakış açısı ve anlatıcı, zaman, mekân, kişiler dünyası ve tema bağlamında incelendi ve tahlil edilen hikâye özelinde sanatkârın Türk öykücülüğünde anonim ve kapsayıcı bir kavram dizgesi oluşturduğu tespit edildi. ",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c38a447f6",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c38f85380",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "\"Tersine Dünya\" Romanından Hareketle Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet ve Kadın-Erkek Rollerinin İncelenmesi",
                "creator": " Gonca Şarklı Güvercin",
                "subject": null,
                "description": "Kadın- erkek arasındaki ilişki hemen her çağda edebiyatımızın konusu olmuştur. Sosyo- ekonomik açıdan her tabakadan kadının ve erkeğin bulunabileceği edebiyatımızda, ataerkil toplum yapısının dayattığı toplumsal rolün aksine davranan kadın tipini bulmak ise oldukça güçtür.Tersine Dünya romanında toplumumuzdaki ilişkiler alışılmışın dışına çıkılarak, toplumsal hâkimiyetin kadında olduğu bir bakış açısıyla verilmiştir. Böylelikle ülkemizdeki kadın ve erkek rollerinin nasıl şekillendiğine ve rollerin neler olduğuna okuyucunun dikkati çekilmiştir. Roller tersine döndürülerek, okuyanın cinsiyet, toplumsal cinsiyet- özellikle kadın- ve toplumsal rol üzerine düşünmesi sağlanmıştır.Makalemizde Orhan Kemalʹin mizahi romanlarından olan Tersine Dünyaʹdaki kadın ve erkek rollerine değinilerek, toplumun bireylerden beklentileri vurgulanmaya çalışılmış ve kadınların toplumsal yaşamda karşılaştıkları sıkıntıların kitap üzerindeki yansımaları ele alınmıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2020-09-11",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8c38f85380",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        }
    ]
}



