{
    "issueRecord": {
        "header": {
            "identifier": "oai:https:\/\/www.adeddergi.com\/:sayi\/68a8bc37bde1a",
            "datestamp": "2022-04-30"
        },
        "metadata": {
            "title": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi, Cilt: 6 Sayı: 1",
            "creator": "",
            "subject": null,
            "description": null,
            "publisher": "Prof. Dr. Mehmet Özdemir",
            "date": "2022-04-30",
            "type": "Journal Issue",
            "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/sayi\/68a8bc37bde1a",
            "language": "tr",
            "rights": "Creative Commons"
        }
    },
    "articles": [
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc50a1003",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Ahmed Paşa&#039;nın \"Kerem\" Redifli Manzumeleri Hakkında",
                "creator": " Sercan Kadaş",
                "subject": null,
                "description": "Divan şiirinin kurucu şairlerinden Ahmed Paşa, inişli çıkışlı hayatının zor dönemlerinde devlet büyüklerine isteklerini kasidelerle bildirmiş bir şairdir. Onun hayat hikâyesinde önemli bir eşik, Fatih Sultan Mehmed’e sunduğu kerem kasidesidir. Ali Nihad Tarlan’ın hazırlamış olduğu Ahmed Paşa Divanı’nda, Ahmed Paşa’nın Fatih’e sunduğu “kerem” kasidesinin yanı sıra ıydiye türünde kaleme alınmış bir kerem kasidesi daha bulunmaktadır. Tarlan, bahsi geçen çalışmasında, ikinci kerem kasidesinin kime sunulduğu ile ilgili herhangi bir bilgi vermemektedir. Ayrıca, Ḳullaruz ḥālümüz añlatmaġa geldük ḳapuya \/\/ İntiẓāruz ki icāzet vire sulṭān-ı kerem beytinden itibaren duygudaki değişime bağlı olarak farklı bir manzumenin varlığına işaret etmektedir. Ahmed Paşa Divanı’nın tenkitli neşri amacıyla hazırlanmakta olan doktora tezi vasıtasıyla elde edilen kırk nüsha tanıklığında Tarlan’ın kısmen değindiği bu yeni nazım şeklinin on yedi beyitten oluşan bir kıta-i kebire olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada, kerem kasideleri etrafında, nazım şekli ve tenkitli metin bağlamında var olan birtakım karışıklıklar ile manzumelerin sunuldukları kimseler ile ilgili belirsizlikler giderilecektir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2022-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc50a1003",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc5178e30",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Edip Cansever&#039;in Şiirlerinde Zaman Algısı",
                "creator": " Sinan Bakır",
                "subject": null,
                "description": "Bireyin psikolojik karmaşası, varlık, varolma sıkıntısı, ölüm psikolojisi ya da insanın dış dünya algısı, gerçeklik kurgusu zamanın algılanma biçimini etkiler. Edip Cansever şiirinde zamanın bu yönlerine rastlanmakla birlikte kavramın hem kurgusal yapıda hem de bireylerin eylemlerini, duygusal ve düşünsel kırılmalarını anlamada işlevselleştiği söylenebilir. Cansever şiirinde zamanın problem alanları varlık, varoluş sıkıntısıyla ilişkilidir. Zamanın fenomenolojik boyut üzerinden algılama alanına sokulduğu bu şiirlerde varoluş, ölüm, ölümlülük, sonsuzluk, geçicilik, belirsizlik, geçmişe dönük hatıralar, şimdiki zamanda yaşanan krizler, geleceğe yönelen beklentiler, bunalma, yabancılaşma, yalnızlaşma süreçleri kavramın daha çok soyut olarak tasarlanmasında rol oynar. İmgenin psikiyatrik veri işlevi gördüğü bu şiirlerde zamanın psikolojik algılama alanlarına yönelme söz konusudur. Cansever şiirinde soyutlaşan insan ve hayat gibi zaman da soyut bir imge olarak tasarlanırken varoluşsal krizlerin bilinçaltı karmaşayla ilişkisi üzerinde durulur. Bir boğuntudan, acıdan, sıkıntıdan, ölü gömme töreninden doğan anlatı figürlerinin zamanın herkes için işleyen boyutunu aşma, yeniden var olma çabaları yabancılaşma duygusu üzerinden aktarılır. Bölünmüş kişilik yapıları gibi zaman da bilinçdışı yönelim gösterir. Edip Cansever şiirinde zamanın çizgisel, izlenebilir dilimlerinden olan kış ve sonbahar mevsimlerine yönelik olumsuz imgelere yer verilirken yazın ise aşkı çoğaltıcı etkisine rastlanır. Bu makalede Edip Cansever şiirindeki varoluşsal sıkıntının, psikolojik atmosferin ve yabancılaşma düzeyinin zamanla ilişkisi üzerinde durulmuştur.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2022-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc5178e30",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc52d851d",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Yapı Kredi Araştırma Kütüphanesi Y. 0339 Numarada Kayıtlı \"Mecmua-i Eş’âr\" ve MESTAP’a Göre Tasnifi",
                "creator": " Şeri̇fe Akpinar,  Cihan İner",
                "subject": null,
                "description": "Mecmualar, edebiyat tarihinin temel kaynaklarından biridir. Özellikle antoloji niteliği taşıyan şiir mecmuaları, dönemin edebî zevki yanında mürettibinin zevkini yansıtan birer kişisel kayıttır. Her mecmua, kendine mahsus bir tertip ve muhtevaya sahiptir. Son yıllarda bu eserlerin gün yüzüne çıkarılması, dijital bir veri tabanında toplanarak tanıtılması çalışmalarına öncelik verilmeye başlanmıştır. Bu çalışma ile Yapı Kredi Araştırma Kütüphanesi’nde Y-0339 numarada kayıtlı Mecmûa-i Eş’âr, Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi’ne (MESTAP) göre tasnif edilmiştir. Yazmada tertip tarihi ve müellifle ilgili bir bilgiye rastlanmamakla beraber yapılan inceleme neticesinde mecmuanın 19. yüzyıl başlarında, Bayramiyye tarikatı mensubu ya da muhibbi bir mürettib tarafından tertip edildiği düşünülmektedir. 91 varaktan oluşan Mecmûa-i Eş’âr, 15.-19. yüzyıllar arasında yaşamış şairlerin şiirlerinden derlenmiştir. Bu durum, mecmuanın neredeyse bütün klasik Türk edebiyatı sahası şiir zevkini yansıtma çabasıyla tertip edildiğini düşündürmektedir. Mecmuada 128 farklı şaire ait 357 şiir bulunmakta olup bu şiirlerin bazılarının şairleri tespit edilememiştir. Birkaç Farsça manzumenin de derlendiği mecmuada klasik Türk şiiri ve dinî-tasavvufî Türk halk şiirinin numunelerine rastlanmaktadır. Aruz vezninin yanı sıra hece ile yazılmış şiirler de bulunan Mecmûa-i Eş’âr’da, hemen hemen bütün nazım şekillerinden şiirlere yer verilmiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2022-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc52d851d",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc55e2f0c",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Bekir Yıldız&#039;ın \"Türkler Almanya&#039;da\" Adlı Romanının Odaklanma Yöntemi İle Analizi",
                "creator": " Faruk Dündar",
                "subject": null,
                "description": "Günümüz dünyasında göç, en önemli toplumsal sorunların başında gelmektedir. Türk toplumu için ise Türklerin Almanya’ya göçü önemli bir toplumsal konudur. Bu konu, Almanya’ya göç eden Türk işçilerin sayısının yüksek olması nedeniyle, Türk yazarlar tarafından ele alınmış, hem Almanya’ya göç edenlerin yaşadıkları deneyimler hem de Türk toplumunda bu göçün yol açtığı sorunlar bu yazarların eserlerinde dile getirilmiştir. Hatta bazı yazarlar eserlerinde Almanya’daki kendi deneyimlerini anlatmışlardır. Bunlardan biri de Bekir Yıldız’dır. Almanya’ya bir Türk işçi olarak göç eden Bekir Yıldız, kendi gözlemlerinden ve deneyimlerinden yola çıkarak Türkler Almanya’da romanını yazmıştır. Bekir Yıldız, kendi yaşadıklarını anlattığı bu romanda, Almanya’ya göç eden Türk işçilerin Almanlar tarafından ötekileştirilmesinin yanı sıra, bu işçilerin Türk toplumu tarafından da ötekileştirilmesini ele almaktadır. Aynı zamanda, Türk toplumunu ve Alman toplumunu karşılaştırmakta, Alman toplumunun Türk toplumundan daha iyi olan özelliklerini romanında yansıtmaktadır. Bu çalışma, yazarın Türkler Almanya’da romanında dile getirdiği Türk işçilerin Almanya’da ve Türkiye’de ötekileştirilmesini, Türk-Alman karşılaştırmasını anlatıbilim metotlarından odaklanma tekniğini kullanarak analiz etmektedir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2022-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc55e2f0c",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc5f5e482",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Güvâhî&#039;nin \"İbretnâme\"si",
                "creator": " Haci İbrahim Demirkazik",
                "subject": null,
                "description": "Güvâhî Türk edebiyatında Pendnâme adlı eseriyle tanınmıştır. Şairin bunun dışında Tazarrunâme, Gurbetnâme ve İbretnâme isimli üç eseri daha vardır. Bu çalışmanın konusu başlıktan da anlaşılacağı üzere İbretnâme’dir. İbretnâme, dünya hayatının fâniliğini, ahiret için hazırlık yapılması gerektiğini temsili hikâyelerle anlatan nasihatname türünde bir eserdir.Hazırlanan bu çalışmada biyografik kaynaklar ile daha önce yapılan çalışmalardan istifade edilerek Güvâhî’nin hayatı ve eserleri üzerinde durulmuştur. İbretnâme’nin yazmaları yurt içi ve yurt dışındaki kütüphaneler taranmak suretiyle tespit edilmiştir. İçeriği ve nüshalarından yola çıkarak İbretnâme’nin yazılış tarihi belirlenmeye çalışılmıştır. Ulaşılabilen yazmalardan hareketle eserin beyit sayısı ortaya konulmuştur. İbretnâme’de yer alan bölümler ve bu bölümlerin içeriği ve konusuna dair bilgi verilmiştir. Eserdeki aruz, kafiye ve redif kullanımına ilişkin değerlendirme yapılmıştır. İbretnâme’nin tespit edilen yedi yazma nüshasına dair bilgi verilip mukayeseli bir şekilde bunların özellikleri ve ihtiva ettikleri beyit sayıları üzerinde durulmuştur. Son olarak elde olan nüshalardan faydalanılarak İbretnâme’nin tenkitli metni ortaya konulmuştur.Çalışmada Güvâhî’nin bu kıymetli eserinin metni ortaya konularak ilim âleminin istifadesine sunulması amaçlanmıştır. ",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2022-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc5f5e482",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc64535e4",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Necip Fazıl&#039;ın \"Çile\" Adlı Eserinde Yol ve Yolculuk Teması",
                "creator": " Tuğba Aker",
                "subject": null,
                "description": "Necip Fazıl Kısakürek, Cumhuriyet Devri Türk şairleri içerisinde, eserleri ve toplumsal fikirleri dolayısıyla özel bir konuma sahiptir. Edebiyatın birçok türünde kalem oynatmış olan şair, “Örümcek Ağı”, “Kaldırımlar”, “Ben ve Ötesi”, “Sonsuzluk Kervanı” adlı şiir kitaplarının ardından “Çile” adlı eserinde şiirlerini bir “seçki” hâlinde toplamıştır. “Çile” kitabında; insan, cemiyet, ölüm ve dünya hayatının geçiciliği gibi şairin ruh ve fikir dünyasının yansımalarını içeren şiirler tematik başlıklar şeklinde düzenlenmiştir. “Necip Fazıl’ın Çile Adlı Eserinde Yol ve Yolculuk Teması” başlıklı bu çalışmada ise şairin şiirleri incelenmiş, bahsedilen temanın kullanım şekilleri örnekler üzerinden aktarılmıştır. “Çile” adlı eserde yolculuğun farklı açılardan incelendiği görülmüş ve bu çalışmada yol ve yolculuk teması üç bölüm hâlinde ele alınmıştır. Öncelikle şairin bu temaya hangi gözle baktığı ve yolculuğa atfettiği değer belirtilmiştir. Metafizik arayış bölümünde ise yol ve yolculuğun dünyevî ve mistik sebepler için araç olarak kullanıldığı şiirler yer almıştır. Son olarak gündelik anlamda kullanılan yolculuk kavramının “Çile” kitabı içerisindeki örnekleri tespit edilmiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2022-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc64535e4",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc6776e57",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "I. Mahmud Devri Hekimlerinden ‘Osmân Bin Mûsâ’nın \"Muhtasar-ı Fi’t-Tıbb\" İsimli Eseri",
                "creator": " Nuray Demir Öztürk",
                "subject": null,
                "description": "Osmanlı bilim tarihine bakıldığında matematik, astronomi, tıp gibi çeşitli alanlarda yazılmış birçok eser mevcuttur. Bu sahanın içinde kaleme alınan tıp metinlerinin özellikle ihtiva ettikleri bilgiler, dilsel özellikleri, tercüme yahut telif olabilmeleri, yazıldıkları dönem, kimler için ve ne sebeplerle meydana getirildikleri gibi başlıklar eserler için dikkat çekici olduğundan pek çok araştırmanın da konusunu oluşturmuştur. Bu çalışmanın esasını da I. Mahmud devri tabiplerinden ‘Osmân bin Mûsâ bin Habîb el-Karahisârî’nin yazmış olduğu Muhtasar fi’t-Tıbb oluşturur. Bir mukaddime, on makale ve bir hatimeden meydana gelen eser 23 Şubat 1731’de müellifin kendi hattıyla tamamlanmıştır. Müellif, eserini Arapça muteber tıp kitaplarından faydalanarak hazırlamıştır. Literatür çalışmalarında Muhtasar fi’t-Tıbb’ın tek nüshasından söz edilmiştir. Ancak eserin daha eski ve yine müellif hattından çıkmış başka bir nüshasının daha tespiti tarafımızca yapılarak ayrıca eserin tanıtımı ve içeriği hakkında da bilgi verilmiştir. Eserin her iki nüshası incelendiğinde ortaya çıkan sorun farklı padişahlara yapılan ithaftan kaynaklanan yanlışlığın bulunmasıdır. Bu hususta yine incelememizde çözümlenmiştir. Çalışmamızda müellifin hayatı hakkında, kaynaklardan ve kendi eserlerinden yola çıkarak bahsedilmiş ardından eserlerine kısaca değinilmiş ve burada kendisine atfedilen ancak onun olmayan bir eserden de kısaca söz edilerek esas konumuzu oluşturan Muhtasar fi’t-Tıbb’a geçilmiştir. İncelememizde, eserin bütün makalelerinin içeriğine ve bölümlerine tek tek değinilmiş ve eser hakkında ayrıntılı bir tanıtımda bulunulmuştur. Amacımız böylesi hacimli ve muteber bilgiler ihtiva eden bu değerli tıp metninin ilim dünyasına tanıtımının yapılarak bundan sonra yapılacak çalışmalara zemin hazırlanmasını sağlamaktır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2022-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc6776e57",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc6ebb77d",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Ömer Seyfettin’in \"Ferman\" Hikâyesinde Kaderine Karşı Gelemeyen İnsan ya da Trajedinin Reddi",
                "creator": " Caner Solak",
                "subject": null,
                "description": "Bu çalışmada Ömer Seyfettin’in “Ferman” hikâyesinde Tosun adlı başkahramanın yapmış olduğu tercihlerin hem kurmaca düzlemde kahramanın kaderini hem de metnin türünü nasıl belirlediği üzerinde durulacaktır. Giriş bölümünde eser hakkında tanıtıcı bilgiler verilmiş ve eser üzerine yapılan geçmiş okumaların değerlendirilmesi yapılmıştır. Trajedinin temel ilkeleri başlıklı kısımda eserin bilinçli bir şekilde içerisine sokulmadığını iddia ettiğimiz trajedi türünün genel özellikleri üzerinde durulmuştur. Ferman hikâyesinde trajik aksiyon başlıklı bölümde hikâyenin detaylı bir özeti ve olay örgüsü içerisinde yer alan trajik unsurlar verilmiştir. Tosun adlı başkahraman her ne kadar birçok trajik özelliğe sahip olsa da olay örgüsü içerisindeki en önemli karar anlarında yapmış olduğu tercihlerle eser için en fazla neredeyse trajedi diyebiliriz. Kendisinden üstün güçler tarafından belirlenmiş olan hak etmediği bir kadere karşı çıkma fırsatına sahip olmasına karşın Tosun’un hayatın akışına teslim olup, ona karşı gelmekten vazgeçtiğini görürüz. Kahramanın kendince haklı bu pasif direnişi ise hikâyenin mensup olduğu edebi geleneğin bir neticesi olarak yorumlanmıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2022-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc6ebb77d",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc73ded31",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Tanzimat Edebiyatında “Ben”i İfade Etme Arayışları: Muallim Naci’nin Hatıraları",
                "creator": " Banu Öztürk Akay",
                "subject": null,
                "description": "Tanzimat edebiyatıyla başlayan modernleşme sürecinde “birey” önem kazanır. Bunun bir sonucu olarak “biz”in karşısında “ben”in varlığı sorgulanmaya başlanır. Bu ise hatırat, otobiyografi, biyografi, günlük gibi otobiyografik yazım türlerinin gündeme gelmesini sağlar. Birçok Tanzimat yazarı bu doğrultuda eserler verir. Muallim Naci de çocukluk hatıralarını kaleme aldığı Ömer’in Çocukluğu ve edebi tecrübelerini aktardığı Medrese Hatıraları adlı eserleriyle bu kervanda yer alır.Hatıralarında, kendi “ben”ini ortaya koymaya çalışan Tanzimat yazarlarından biri de Muallim Naci’dir. Muallim Naci’nin hatıraları bu bağlamda önemli ipuçları içermektedir. Bununla birlikte Muallim Naci’nin eserlerini incelemek, “hatıralarında yaşamına, dönemine ve\/veya çevresine ait nelerden ve kimlerden bahsediyordu? Vurgu yapmak istediği olay, kişi ve mekânlara bakışı nasıldı?” gibi sorulara cevap vermesi açısından da önem kazanmaktadır. Ayrıca bu inceleme daha sonraki dönemlerde yazılan hatıralar üzerine yapılacak çalışmalara ön ayak olmanın yanı sıra, hatırat türü üzerine yapılacak kuramsal çalışmalar için gerekli malzemenin ortaya çıkarılması konusunda faydalı olacaktır. Aynı zamanda bugüne kadar edebiyat tarihlerinde hatıratla ilgili eksik kalan bilgilerin tamamlanmasını da sağlayacaktır.  ",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2022-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc73ded31",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc7d3b6d9",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Atasözleri ve Deyimlere Tematik Bir Yaklaşım: Arife Köyü Örneği",
                "creator": " Serap Aki",
                "subject": null,
                "description": "Sözlü ve yazılı iletişimin önemli birer parçası olan atasözleri ve deyimler, etkili ifade araçları olma özellikleri ile öne çıkarlar. Günümüzde konuşma ve yazı dilinin yanı sıra, sosyal medya dilinde de anlatımı çarpıcı hale getirmek için sıklıkla tercih edilmektedirler. Bu özellikleri, onları değerli ve zengin bir dil malzemesi olarak öne çıkarmaktadır.Günümüze kadar atasözleri ve deyimlerin kavram alanı, tasnifi, özellikleri ve tarihçesi gibi konular üzerinde pek çok çalışma yapılmıştır. Ancak bu çalışmada, atasözü ve deyimin bahsi geçen özellikleri üzerinde durulmayacaktır. Sınırlı bir bölgeden derlenen malzemenin konularına göre sınıflandırılması, bu makalenin ana konusudur. Çalışmanın malzemesi, Yozgat’ın Şefaatli ilçesine bağlı Arife köyünden yaklaşık on yıllık bir süre boyunca derlenen atasözleri ve deyimlerdir.Bu çalışmada malzemenin tespit edilebilmesi için kullanılan yöntem, Özarslan ve Veren’in önerdiği ani\/tesadüfi derleme kriterlerine uygundur. Buna göre tesadüf edilen her ortamda, yöre halkından olan kaynak kişilerin herhangi bir olay veya durum karşısında kullandığı atasözü veya deyim, anlık olarak tespit edilip yazıya geçirilmiştir.Yapılan derleme ve inceleme çalışması sonucunda 58 atasözü ve 60 deyim tespit edilmiştir. Söz konusu atasözü ve deyimler Bölge Ağızlarında Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, Ömer Asım Aksoy’un Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü I-II, Nurettin Albayrak’ın Türkiye Türkçesinde Atasözleri ve Türk Dil Kurumunun Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü Veri Tabanı ile mukayese edilmiştir. Atasözlerinden 31’inin; deyimlerden 49’unun taranan sözlüklerde bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun dışındaki atasözü ve deyimler, çeşitli kelime veya cümle yapısı farklılıkları ile bu sözlüklerde mevcuttur. İnceleme kısmında, söz konusu atasözü ve deyimler, öncelikle alfabetik sıraya uygun olarak sıralanmıştır. Daha sonra her birine anlam verilerek bulundukları tematik alan, her bir atasözü ve deyimin yanında parantez içerisinde verilmiştir. Ayrıca derlenen atasözü ve deyimlerin, taranan sözlüklerde bulunan benzerleri ilgili maddenin altında sunulmuştur.Yapılan inceleme sonucunda, tespit edilen atasözü ve deyimlerin yöre halkının yaşayış şekilleri, sosyokültürel yapısı, iletişim becerileri gibi pek çok konuda aydınlatıcı görevinde olduğu görülmektedir. Atasözleri ve deyimlerde açgözlülük, güven, gayret etme, çalışma, temizlik, kibir, menfaat, yardımseverlik, tedbirli olma, kötümserlik, iyimserlik vs. gibi olumlu veya olumsuz pek çok konuda telkin, nasihat verildiği veya durum tespiti yapıldığı gibi gündelik hayata dair çeşitli fiziksel tanımlamalar da ortaya konulmaktadır.Bu çalışmada ortaya konan verilerle hem kültür mirasına katkı sağlamak hem de Türk atasözleri ve deyimlerinin konu alanı sınıflandırmasının önemine dikkat çekmek amaçlanmıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2022-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc7d3b6d9",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc806a2d0",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "19. Asır Şairlerinden Ali Rızâyî’nin \"Mevlûd-i Şerîf\" İsimli Eseri",
                "creator": " Emrah Bilgin",
                "subject": null,
                "description": "Türk-İslâm edebiyatının en mühim ve tanınan türlerinden biri olarak mevlid, Hz. Peygamber’in doğumu, vasıfları, nübüvveti, miracı, hicreti ve vefatı gibi hayatının mühim aşamalarını içermektedir. Şairler, Hz. Peygamber’e olan muhabbetlerini mevlid kaleme alarak göstermeye çalışmışlar ve bu vesile ile Hz. Peygamber’den şefaat talep etmişlerdir. Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n-necât’ı, bu türdeki eserler içerisinde tesiri tartışılamayacak kadar açık olan bir başyapıttır. Her ne kadar mevlid denildiğinde akla ilk olarak bu eser gelse de bu türün tek örneği Vesîletü’n-necât değildir. Farklı asırlarda pek çok örneği kaleme alınmış olan bu türün bir örneği de 19. asırda Ali Rızâyî tarafından kaleme alınmış olan Mevlûd-i Şerîf isimli eserdir. Bu çalışmada söz konusu eser üzerine ayrıntılı bir inceleme yapılmış, eserin hangi sebeplerle telif bir eser olarak değerlendirilemeyeceği ortaya konmuş ve eserin transkripsiyonlu metni araştırmacıların istifadesine sunulmuştur. Yapılan incelemede başta Vesîletü’n-necât olmak üzere birkaç eserden çok sayıda beytin aynen alıntılanmasıyla hazırlanmış olan eserin bu yönüyle telif bir eser olarak değil derleme bir eser olarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülmüştür. Ayrıca çalışma neticesinde bir araştırma problemine değinilmiştir. Bu sorun, mevlid türü eserlerin tamamının metinlerinin ortaya konması ile çözülebilecektir. Tespit edilen araştırma problemi, Vesîletü’n-necât haricinde hangi metinlerin diğer metinlere tesir etmiş olduğudur.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2022-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc806a2d0",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc859c24e",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Doğu Grubu Ağızlarında Eylemlerin Söz Dizimsel İstem Farklılıkları",
                "creator": " Bilgit Saglam,  Ahmet Buran",
                "subject": null,
                "description": "İstem (valency) bir istem taşıyıcısının etrafında söz dizimsel düzeyde doldurulacak boşluklar açma kapasitesi olarak tanımlanmaktadır. Kimi ad, önad ve ilgeçlerin de bu kapasiteye sahip oldukları bilinse de istem taşıyıcıları genel olarak eylemlerdir. Tümcede sunulan yargının temel taşıyıcısı olarak eylemler, bu özellikleri dolayısıyla tümcede hangi tamamlayıcıların bulunacağını ve tamamlayıcıların hangi anlam bilimsel ve söz dizimsel özelliklere sahip olmaları gerektiğini tayin eder. Bu bakımdan eylem sahip olduğu istem kapasitesi sayesinde tümcenin söz dizimsel özelliklerini büyük oranda belirler.Lucien Tesniére (1959) tarafından ortaya atılan istem kavramı kendisinden sonra gelen araştırmacılar tarafından eylem merkezli söz dizimsel bir metot olarak geliştirilmiş ve birçok dilin eşzamanlı, tarihsel ve karşılaştırmalı incelemelerinde kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada da Doğu Grubu Ağızları’ndaki eylemlerin ölçünlü dilden farklı istem gerçekleşmeleri incelenmiştir. “Doğu Grubu Ağızlarında İstem” adlı doktora tez çalışması için hazırlanan derlem kullanılarak eylemlerin söz dizimsel düzeyde görülen istem farklılıkları tespit edilmiş ve bu farklılıklar; farklı tamamlayıcı sayısı, farklı tamamlayıcı tipi ve farklı durum eki kullanımı başlıkları altında değerlendirilmiştir. Söz dizimsel farklılıkların olası nedenleri ise ağızların bazı arkaik kullanımları muhafaza etmeleri ile dil ilişkileri ve iki dillilik gibi dil dışı etkenler üzerine temellendirilmiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2022-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc859c24e",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc8cf3334",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Şeyhülislâm Yahyâ Dîvân&#039;ının Yeni Tespit Edilen Nüshaları ve Şairin Neşredilmemiş Şiirleri",
                "creator": " Esra Bozyiğit",
                "subject": null,
                "description": "XVI. yüzyılın ikinci yarısında dünyaya gelen Şeyhülislâm Yahyâ (ö. 1644), yaşadığı devrin önde gelen âlimlerinden ve seçkin şairlerinden biridir. Onun pek çok araştırmaya konu olan Dîvân’ı, biri Arap harfleriyle olmak üzere üç kez neşredilmiştir. Söz konusu neşirler incelendiğinde, bu çalışmalarda Dîvân’ın kimi nüshalarına başvurulmadığı görülmüştür. Makalede, Dîvân neşirlerinde yer almayan nüshalar tespit edilmeye çalışılmış; ulaşılabilenler incelenerek nüshaların muhtevalarıyla ilgili bilgiler verilmiş ve şairin daha evvel neşredilmemiş şiirleri ortaya koyulmuştur. Makalede öncelikle Şeyhülislâm Yahyâ Dîvân’ı neşirleri tanıtılmış; daha sonra Dîvân’ın neşirlerde bulunmayan nüshaları, “Şeyhülislâm Yahyâ Dîvân’ının Kütüphanelerde Taşlıcalı Yahyâ Bey Adına Kayıtlı Nüshaları” ve “Şeyhülislâm Yahyâ Dîvân’ının Neşirlerde Başvurulmayan Diğer Nüshaları” başlıkları altında okuyucuya sunulmuştur. Çalışmanın sonraki aşamasında nüshalarda tespit edilen şiirlerin ilk mısralarının kayıt altına alındığı, şiirlerin nüshalardaki yerini gösteren tablolar bulunmaktadır. Yahyâ’nın yeni tespit edilen nüshalarda bulunan ve daha önce neşredilmemiş şiirlerinin transkribe edilmiş metinleri, çalışma sonunda verilmiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2022-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc8cf3334",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc92391e7",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Türkiye Türkçesinde Ertelenmiş Çekim Eklerinin Dilbilimsel Analizi",
                "creator": " İsa Kerem Bayırlı",
                "subject": null,
                "description": "Bu makalede Türkiye Türkçesinde ek paylaşımı içeren ifadelerin dilbilimsel analizine odaklanılmaktadır. Türkiye Türkçesinde [[A ve B]-ler] gibi bir öbek, [[A-lar] ve [B-ler]] şeklindeki bir öbeğe anlamsal açıdan denk olabilmektedir. Burada [A ve B]-ler ifadesindeki çoğul eki, bağlaç ile bağlanmış olan ögelerin ikisini de anlamsal olarak etkilemektedir. Bu nedenle bu tip ifadelere ertelenmiş ekleme yapıları adı verilmiştir (Lewis, 1967). Ertelenmiş ekleme içeren öbekler ile ertelenmiş ekleme içermeyen öbekler arasındaki anlamsal denkliğin ne şekilde açıklanacağı sorusu, dilbilimsel analiz açısından önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Kornfilt’e (2012) göre bu anlamsal denkliği mümkün kılan şey, ertelenmiş ekleme yapılarının Sağa Budak Taşıma adı verilen bir işlem yardımı ile türetilmiş olmasıdır. Bu makalede Kornfilt’in taşıma işlemine dayanan bu analizine karşı çıkılacak ve ertelenmiş ekleme yapılarının, iki adı içeren bir bağlaç öbeğine çoğul ekinin doğrudan doğruya eklenmesinden ibaret olduğu iddia edilecektir. Özetle, [[A ve B]-ler] şeklindeki bir öbek ile [[A-lar] ve [B-ler]] şeklindeki bir öbek arasında herhangi bir türetimsel bağ kurulmasına gerek yoktur. Bu tezi savunmak için çoğul çekimli adların bağlanmasıyla oluşan yapıların ertelenmiş ekleme yapılarında gözlemlenmeyen bazı okumalara sahip oldukları gösterilecektir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2022-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc92391e7",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc9b7fe28",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Hayatın Teatral İz Düşümü: Oyun Kültür Benlik Türk Halk Kültüründe Geleneğin “Temsil”leri",
                "creator": " Gizem Ece Gönül",
                "subject": null,
                "description": "Genel itibarıyla kolektif bir icrayı çağrıştıran oyun, kültürün şekillenmesinde rol sahibidir. Ancak bundan daha önce, varoluşun güçlü bir parçası, bireyi oluşturan temel bir fenomendir. Gerek kültür yapıcı olması, gerekse de bireyin zihnini, yetilerini ve benliğini hem kişiye hem oyun arkadaşlarına hem de seyircilere yansıtmasına olanak vermesi sebebiyle oyun, çok işlevli bir kavramdır. Bu konuya dikkat çeken Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Aysun Dursun, Oyun Kültür Benlik Türk Halk Kültüründe Geleneğin “Temsil”leri isimli çalışmasında geleneğin ve bireyin oyun alanındaki görünümlerini ayrıntılı bir şekilde inceler. Bahsi geçen alana sadece edimsel değil, aynı zamanda sözlü-yazılı halk kültürü ve edebiyatı örneklerini de içeren bütüncül bir bakış geliştirir. Geleneğin izini temelde geçiş dönemleri (doğum-evlenme-ölüm) üzerinden süren araştırmacı, bunun yanı sıra komşuluk, misafirlik ve esnaflık geleneklerinin temsillerini de inceler. Böylece bireyin rolleri, farklı performans alanlarında, farklı sosyal ilişkiler düzleminde, farklı “oyun sahalarında” açığa çıkartılır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2022-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8bc9b7fe28",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        }
    ]
}



