{
    "issueRecord": {
        "header": {
            "identifier": "oai:https:\/\/www.adeddergi.com\/:sayi\/68a8ae1176e09",
            "datestamp": "2024-04-30"
        },
        "metadata": {
            "title": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi, Cilt: 8 Sayı: 1",
            "creator": "",
            "subject": null,
            "description": null,
            "publisher": "Prof. Dr. Mehmet Özdemir",
            "date": "2024-04-30",
            "type": "Journal Issue",
            "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/sayi\/68a8ae1176e09",
            "language": "tr",
            "rights": "Creative Commons"
        }
    },
    "articles": [
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae4232659",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Türk ve Moğol Dillerinde Ortak ve Benzer Hayvan Adları",
                "creator": " Başak Perçin Bostan",
                "subject": null,
                "description": "Bu çalışmada Türk ve Moğol dillerinde ortak ve benzer olan hayvan adları karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Toplam 59 ad tespit edilmiştir. Madde başları her iki dildeki biçimlerine göre sıralanmıştır. Türk dillerinde mevcut olan hayvan adlarının çok ve çeşitli olması sebebiyle konuyu sınırlandırma ihtiyacı oluşmuş, bu nedenle çalışmamıza sadece memeliler sınıfına mensup olan hayvanlara verilen adlar dahil edilmiştir. Giriş bölümünde Altayistik araştırmaları ile Türk-Moğol dil ilişkileri çerçevesinde memeli sınıfına dahil olan hayvan adlarına değinen çalışmalardan bahsedilmiş, daha sonra tespit ettiğimiz hayvan adları maddeler halinde incelenmiştir. Madde başları Türk dilindeki en eski biçimler ile Moğolcadaki karşılıklara göre sıralanmıştır. Her bir maddede hayvan adının Eski Türkçe döneminden itibaren tarihi Türk dilinde almış olduğu biçimlerden bahsedilmiş, ardından çağdaş Türk dillerinde mevcut olan biçimlerine yer verilmiştir. En sonda ise Moğol dillerinde mevcut olan karşılıklardan bahsedilerek, Türk ve Moğol dillerindeki biçimler karşılaştırılmıştır. Ayrıca çalışmamızda her bir hayvan adına ilişkin daha önce yapılmış olan etimolojik açıklamalara, mevcut olan farklı değerlendirmelerle birlikte yer verilmiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae4232659",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae4341e30",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Ortodoks Kurgunun Heterodoks Düzlemden Görünüşü: “Ansiklopedideki Vahşi”nin “Estetik Boyut”u",
                "creator": " Bi̇lgi̇n Güngör",
                "subject": null,
                "description": "“Ansiklopedideki Vahşi”, telif ve çeviri eserleriyle Cumhuriyet’in ilk 50 yıllık sürecinde toplumcu düşünce ve eleştiri literatürünün gelişmesine katkıda bulunmuş önemli isimler arasında yer alan Kerim Sadi’nin 1929’da yayımlanan hikâyesidir. Bu hikâyede yazar, toplumcu gerçekçi estetiğin sunduğu paradigmaya uygun olarak anamalcı dönemin, biri temel olmak üzere üç önemli çelişkisini (doğa-medeniyet, emek-sermaye ve kolonyal nesne-kolonyal özne çelişkileri) belirli simge ve karakter karşıtlıkları üzerinden kurgulaştırmıştır. Bundan ötürü “Ansiklopedideki Vahşi”, her şeyden önce, anamalcı düzenin tarihsel durumunu, bir başka deyişle verili toplumsal ilişkileri içeren gerçeklikle kurduğu estetik ilişki üzerinden yorumlanmaya elverişli bir eser kabul edilebilir. Bu makalede, Frankfurt Düşünce Okulu’nun temsilcilerinden Herbert Marcuse’ün, ana akım Marksist sanat anlayışı -ortodoks Marksizm’in estetiği- karşısında eleştirel ve heterodoks bir anlayışı temsil eden, daha çok tekelci anamalcılığın çeşitli siyasal ve kültürel görünümleriyle bireysel\/öznel varlık alanını baskılama pratiklerine bir tür tepki olarak somutluk kazanan estetik algısı ışığında söz konusu hikâyenin gerçeklik karşısındaki bağımlılığı\/özerkliği üzerine eleştirel bir okumada bulunulmuştur. Böyle bir okumada amaç, bir yandan Türk edebiyatında toplumcu anlatının ilk ürünlerinden olmakla birlikte edebiyat tarihlerinde ve eleştiri metinlerinde pek sözü edilmeyen “Ansiklopedideki Vahşi”yi araştırmacıların dikkatine sunmak diğer yandan da hikâyenin gerçeklikle ilişkisi üzerinden toplumcu gerçekçi bir anlatının Marcuse’ün penceresinden nasıl göründüğüne dair örnek bir okuma pratiği ortaya koymaktadır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae4341e30",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae4452711",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Sessiz Ev&#039;in Çok Sesliliğinde Groteskin Sesini Duymak",
                "creator": " Burcu Uşaklı Sandal",
                "subject": null,
                "description": "ABSTRACT Having placed postmodern techniques at the basis of his works, Orhan Pamuk frequently benefited from these techniques in his second novel, Silent House, published in 1983. In this sense, the concept of polyphony, in which the narration is made through various sources rather than a single source, stands out in the novel. Polyphony enables the text to have a multi-layered quality; the narrator constantly changes within the text, thus the novel takes on a varied structure, as in Mikhail Bahtin’s concept of carnival. Moreover, this carnivalesque structure is supported by the descriptions of the summer house, which forms the main place of the text, and the events experienced by the three generations who came together in this house. On the other hand, in order to diversify the carnival, Pamuk also included the grotesque body, which is an integral part of it. The grotesque body, pushed out of society and condemned to live with the misfortune of its deformity, stands right next to the sublime, turning the text inquestion into a carnival venue. Based on this, this study will examine the position of the grotesque body in Silent House and its function within the text.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae4452711",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae4bb2bd9",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "İbn Sîrîn’den Tercüme Edilen Bir Rüya Tabîrnâmesi: “Hacı Muhammed Mostârî’nin Tabîrnâmesi”",
                "creator": " Deva Özder",
                "subject": null,
                "description": "İnsanların müşterek tutkuları arasında yer alan geleceği bilme arzusu çok eski zamanlardan itibaren insanları, rüyalar ile yaşanan ve yaşanacak olan hadiseler arasında ilgi kurmaya yöneltmiştir. Bu durum rüyaların tabirinin yapılmasına ve rüyalarda görülen kavramların neyi sembolize ettiğini izah eden pek çok eserin kaleme alınmasına vesile olmuştur. Edebiyatımızda bu türden eserlere “tabîrnâme” adı verilmiştir. Mensur şekilde yazılmakla birlikte manzum örneklerine de rastlanan tabîrnâmeler, genellikle bâb sistemi ile tasnif edilmiştir. Türk edebiyatında bir tür olarak XIV. asırdan itibaren görülmeye başlanan tabîrnâmelerin birçoğu Arapçadan tercüme edilmiş eserlerdir. Rüya tabirciliği ile bilinen Basralı İbn Sîrîn’in (ö. 110\/729) tabîrnâmesi, Türk edebiyatında tercümesi en çok yapılan eserlerdendir. Bu çalışma Mostar Hersek Devlet Arşivi 631 numarada kayıtlı tabîrnâme üzerinedir. Daha önce herhangi bir akademik çalışmaya konu olmayan tabîrnâme, Hacı Muhammed Mostârî tarafından İbn Sîrîn’den tercüme edilmiştir. Çalışmada rüya, rüya tabiri, tabîrnâmeler ve İbn Sîrîn’in Türk edebiyatındaki tercümeleri hakkında genel bilgiler verildikten sonra söz konusu eserin şekil ve muhteva özelliklerine değinilmiştir. 63 varaktan müteşekkil tabîrnâmenin çevriyazılı metninin tamamına yer vermek makale sınırlarını aşacağı için tabîrnâme içerisinden seçilen bölümlerin Latin harflerine aktarımı yapılmıştır. Bu çalışmayla hem tabîrnâme türüne hem de Türk edebiyatında İbn Sîrîn’den yapılan tercümelere katkıda bulunmak amaçlanmıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae4bb2bd9",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae4edfd9f",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "\"Kelleci Memet\" Romanında Dilin İdeolojik Fonksiyonu: Roman Söylemine Yansıyan Marksist İdeoloji",
                "creator": " Doğukan Yüknü",
                "subject": null,
                "description": "Her ideolojik düşünce yapısının kendine özgü bir söylem tarzı bulunmaktadır. Söylem, dilin bireysel veya toplumsal kullanımına işaret etmektedir. Bir dil pratiği olarak söylem, salt göstergelerden oluşmaz aynı zamanda sosyal bir pratiktir. Söylem nosyonu, sosyal bilimlerin de inceleme alanına girdikten sonra birçok kavramla ilişkisi üzerinden incelenmeye başlanmıştır. Bu kavramlardan birisi de ideolojidir. Söylemler, ideolojileri yapılandırabildiği gibi ideolojiler de söylemleri dil boyutunda yapılandırabilmektedir. Dolayısıyla her türlü söylem yapısı, birtakım ideolojik algı biçimleri tarafından şekillendirilmiş dil kullanımları barındırabilir. Çoğu ideolojide olduğu gibi Marksizm’in de kendi has bir söylem yapısı vardır. Marksizm, kuramsal temelleri Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından oluşturulan bir düşünce sistemi veya ideolojidir. Temelde ekonomik teori üzerine inşa edilen bu ideoloji, tarihsel süreci “Tarihsel Materyalizm” ve “Diyalektik Materyalizm” ilkeleriyle açıklamaktadır. Marksizm’in temelinde sınıf mücadeleleri yatmaktadır. Edebi metinler de açık veya gizli bir şekilde ideolojik söylemleri içerisinde barındırabilmektedir. Özellikle dil kullanımı boyutunda edebi metinler, yazarın ideolojik görüşü ekseninde şekillenebilmektedir. Bilhassa roman, yapısı ve içeriği itibariyle ideolojik söylem tarzlarını yansıtabilmesi açısından çok uygun bir edebi türdür. Romanlarda bu genellikle örtük bir şekilde dil boyutunda sözcük seçimleri çerçevesinde gerçekleşmektedir. İdeolojik söylem yapılarını özellikle metin düzeyinde yorumlamak için söylem analizi, dilsel göstergelere yoğunlaşmayı gerektirmektedir. Bu çalışmada da Kemal Tahir’in Kelleci Memet romanı, Marksist ideoloji açısından dilsel göstergeler ve metin dışı bağlamlar çerçevesinde yorumlanacaktır. Kemal Tahir, bu romanda diyalogların yoğun olduğu bir anlatım tarzını tercih etmiş, anlatıcı olarak ideolojik söylemini romana yansıtmamıştır. Bu yüzden yazarın ideolojik dil tercihi, daha çok isimler, tasvirler, adıllar ve sıfatlarda yaptığı dilsel tercihler ayrıca da karakter söyleminde yansıttığı ideolojik söylem ekseninde incelenecektir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae4edfd9f",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae544f0de",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Yûnus Emre&#039;nin \"Çıktım Erik Dalına...\" Mısraıyla Başlayan Şathiyesine Yazılan Şerhlerin Mukayeseli Olarak İncelenmesi",
                "creator": " Dursun Özyürek",
                "subject": null,
                "description": "Yûnus Emre’nin (ö. 1320-21) “Çıkdum erik talına anda yidüm üzümi” mısrasıyla başlayan şathiyesi XV. yüzyıldan günümüze kadar pek çok kez şerh edilmiş ve şerh edebiyatımız açısından üzerinde en çok durulan manzumelerden biri olmuştur. Bugünkü bilgilerimize göre onun şathiyesine klasik dönemde Şeyhzâde Müslihüddin Efendi (ö. 1544), Niyâzî-i Mısrî (ö. 1694), İsmail Hakkı Bursevî (ö. 1725), İbrahim Hâs (ö. 1761), Şeyh Ali Nakşbendî en-Nevrekanî ve meçhul bir müellif tarafından şerh yazılmıştır. Modern dönemde ise onun şiirine duyulan ilgi devam etmiş, Bekir Sıdkî Visâlî (ö. 1962), Şevket Turgut Çulpan (ö. 1990), Ahmet Kabaklı (ö. 2001), İsmail Yakıt ve Haydar Murad Hepsev gibi isimler onun şiirini anlamaya ve yorumlamaya çalışmıştır. Bu çalışmada söz konusu şerhler klasik ve modern dönem başlıkları altında kısaca tanıtıldıktan sonra mukayeseli olarak incelenecektir. Bu anlamda söz konusu şerhler kaynakları, muhtevası, tasavvufî göndermeleri, yöntemi ve kullanılan dil olmak üzere çeşitli açılardan ele alınacaktır. Özellikle klasik dönem şerhleri benzerlikleri ve farklılıkları açısından değerlendirilecek; modern dönemde yazılan şerhlerin önceki dönem şerhleri ile kurdukları bağlar açıklanacaktır. Böylece Yûnus Emre’nin “Çıktım erik dalına…” mısrasıyla başlayan meşhur şathiyesine yazılan şerhler, şerh geleneğimiz etrafında mercek altına alınacaktır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae544f0de",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae59af53d",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Doğu Türkçesinin Önemli Verimlerinden Muhammed Rızâ Âgehî’nin Riyâzü’d-Devle Adlı Eseri",
                "creator": " Duygu Koca",
                "subject": null,
                "description": "Çağatay edebiyatının son dönemi Eckmann’ın tasnifine göre 1800-1920 yılları arasındadır ve bu dönemde yazılan eserlere ulaşmak oldukça güçtür. Son dönem eserlerinin yazıldığı tarihlerde Şiban Hanlığı’nın yıkılmasından sonra ortaya çıkan Hive, Buhara ve Hokand hanlıkları devrin siyasî coğrafyasını şekillendirmiştir. Bu hanlıkların ortadan kaldırılması ile oluşan siyasî kargaşalar sebebiyle bu eserlere ulaşmak zorlaşmıştır. Hive (1804-1920), medeni hayatı, edebî muhiti ve birçok yönü ile farklıdır. 19. Asırda Fars kültürünün şiddetli etkisi altında kalan Buhara Hanlığı’nda Çağatay edebiyatının gittikçe önemsizleşmesine karşın Hive (Harezm) Hanlığı’nda bunun tam tersine şahit oluruz. Bu dönemde başka iyi isimlerin olduğu da muhakkaktır; ancak kimi Özbek araştırmacılara göre Çağatay edebiyatının Nevâyî’den (1441-1501) sonra en güçlü ismi olarak anılan, Mûnis (1778-1829) ölünce Firdevsü’l-İkbâl’i tamamlayan, Riyâzüd-Devle’nin de yazarı olan Âgehî (1809-1874) yalnız Hive edebiyatının değil, son dönem Çağatay edebiyatının da çok önemli bir ismidir. Âgehî, Türkistanlı şairler içinde en çok tarih kitabı yazan ve Türkçeye çeviren büyük bir sanatkârdır. Bu çalışmada, Hive dönemi tarihi, kültürel çevresi ve tarih yazıcılığı bağlamında Âgehî ve eseri Riyâzü’d-Devle hakkında bilgiler verilmeye çalışılacaktır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae59af53d",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae60ee228",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Kısa Öykü Ölçütleri Işığında Sami Paşazade Sezâi’nin “Hiç” Adlı Kısa Öyküsünün İncelenmesi",
                "creator": " Ebru Değe Güven",
                "subject": null,
                "description": "İngilizcede ‘short story’ olarak kullanılan kısa öykü edebi tür olarak 19.yüzyılda Amerika’da ortaya çıkar. Poe’nun kısalık, etki birliği ve yoğunluğa odaklanan çalışmaları kısa öykü türünün ilk ölçütleridir. Eleştirmenler tarafından uzun süre ihmal edilen kısa öykü 1950’den sonra gelişir. Yayımlanan yeni çalışmalarla kısa öykü kuramına ait temel ölçütler belirlenir. Türk edebiyatına kısa öykü 19.yüzılın sonunda terminoloji sorunuyla birlikte girer. Yazarlar öykü ön sözlerinde ve dergilerde yayımladıkları yazılarla roman ve öykü türlerini birbirinde ayırmak için uğraşır; öykü sözcüğünün de literatüre girişi ile kuramsal çalışmalarda aynı türün kısa öykü, kısa hikâye, küçük öykü, küçük hikâye şeklinde farklı adlandırmaları izlenir. Türk edebiyatında geleneksel öykü çizgisinin değişmesinden sonra ilk modern kısa öykü kitabı olarak kabul edilen Küçük Şeyler yayımlanır. Bu çalışmada kısa öykü türünün kısalık, bütünlük, yoğunluk, şiirsellik, sıkıştırma, sıradanlık, yazar mesafesi, açık son gibi temel ölçütleri üzerinde durulmuş ve Küçük Şeyler öykü kitabında bulunan “Hiç” adlı öykü saptanan ölçütlere göre incelenmiştir. Çalışma sonucunda eserin kısa öykü ölçütlerine göre kısalık, bütünlük, şiirsellik, sıkıştırma, sıradan konulara odaklanma, edilgen bireyleri ele alma ve epifani açısından uygun olduğu; yoğunluk, olay örgüsünde ve zamanda kırılma, yazar mesafesi, açık son ve okur katılımı açısından ise uygun olmadığı tespit edilmiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae60ee228",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae665a3f6",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Türkiye Türkçesi Sözcük Türleri Araştırmalarında Eylemlerin Tasnifine Genel Bir Bakış",
                "creator": " Elif Arı,  Ahmet Akçataş",
                "subject": null,
                "description": "Sözcük türleri, dilbilgisinin en tartışmalı konularından birisidir. Sözcüklerin hangi kategorilere ayrılacağı ve bu kategorilerin nasıl belirleneceği konusunda araştırmacılar arasında henüz tam bir fikir birliği sağlanamamıştır. Bu konu literatürde hâlâ güncel bir araştırma ve tartışma konusudur. Sözcük türleri literatürde genellikle sekiz grupta sınıflandırılır: İsim, sıfat, zarf, zamir, edat, bağlaç, ünlem ve fiiller. İlk yedi grup isimler başlığı altında değerlendirilir. Bu çalışmada fiiller ele alınmıştır. İlk olarak, araştırmacılar tarafından fiil sözcük türüne ilişkin yapılan tanımlar ortaya konmuş ve fiilin kapsamı kısaca ele alınmıştır. Sonrasında, kronolojik bir sıraya uyularak, literatürde bulunan sözcük türleri tasniflerinde fiillerin nasıl ele alındığı üzerinde durulmuştur. Son olarak, elde edilen bulguların değerlendirmesi yapılmıştır. Sözcük türleri sınıflandırması genellikle isimler ve fiillerin temel kategorizasyonu üzerinde odaklanır. Literatürdeki tartışmaların çoğu isim odaklıdır. Anlamsal ve yapısal özelliklerinden dolayı fiiller diğer sözcük türlerinden açık bir şekilde ayrılan ayrı bir kategori olarak kabul edilir. Fiiller, biçimce morfolojik unsurlara bağlıdırlar. Bu durum fiillerin bağımlı sözcükler olarak değerlendirilmesinde etkili olmuştur.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae665a3f6",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae6bba1e8",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Ahmedî Dîvânı&#039;nda Biçimbirimsel Yinelemeler ve Koşutluklar",
                "creator": " Fatih Uğur",
                "subject": null,
                "description": "Klasik Türk şiirinde yinelemelerin büyük önemi vardır. Dil kullanımı ve üslup bakımından kusursuzluğu yakalamaya çalışan şairler ses, sözcük, sözcük öbeği ve kimi zaman paralel mısra tekrarları yaparak belli bir ritim ve ahenk oluşturmaya çabalamışlar; bunun için de yineleme yapılarından istifade etmişlerdir. Klasik şiirde pek çok kez bedî’ sanatlar vasıtasıyla sağlanan bu yineleme yapıları bir eleştiri disiplini olan deyişbilimdeki yineleme ve koşutluk ile benzerlik gösterir. Klasik Türk şiirinin kurucu şairlerinden Ahmedî de deyişbilim yöntemiyle incelemeye açık olduğu görülen çok sayıda biçimbirimsel yinelemeye ve koşut yapıya yer vermiş şairlerdendir. Dîvân’daki pek çok şiirde, deyişbilimde yer alan yineleme ölçütlerine uygun şiirler ve beyitler yer almaktadır. Öte yandan mısralar arası koşut yapıyla kurduğu çok sayıdaki şiirinde belli bir ahenk yakalamaya çalışmış gibidir. Dolayısıyla bu çalışmada Ahmedî Dîvânı’ndaki yineleme yapıları ele alınmış ve deyişbilimdeki biçimbirimsel yinelemeye örnek gösterilebilecek özellikleri bakımından incelenmeye çalışılmıştır. Bunun için öncelikle biçimbirimsel yinelemelerin her biri örnek beyitler üzerinden gösterilmiş, ardından çoklu biçimbirimsel yinelemeler ve koşut yapılar incelenmiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae6bba1e8",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae73179d3",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Kaos Kozmos Döngüsü Bağlamında Türk Mitik Metinlerine Freudyen Bir Okuma",
                "creator": " Gizem Çelik",
                "subject": null,
                "description": "Her daim bir yaratılışın ve bu yaratılanların akıbetini anlatan mitler, kaos kozmos döngüsü etrafında varlıklarını sürdürmektedir. Genel manada kaos düzensizliği, yaratılmamışlığı ifade ederken kozmos düzeni ve yaratılışı ifade eder. Bahsi geçen kaos ve kozmos döngüsü birtakım motifleri de beraberinde getirmektedir. Bu motifler mitin işleyişi içinde önemli bir yere sahiptir. Nitekim bahsi geçen motifler hem kültürel olarak kutsallık atfedilen hem de psikolojik olarak insan bilinçdışının sırlarını ortaya koyan anahtarlardır. Bu bağlamda çalışmada Bahaeddin Ögel’in Türk Mitolojisi I-II ve Saim Sakaoğlu ve Ali Duymaz’ın ortak çalışması İslamiyet Öncesi Türk Destanları eserlerinden alınan mit metinleri kaynak olarak kullanılacaktır. Akabinde tespit edilen mit metinlerindeki kaosu ve kozmosu yaratan motifler tespit edilerek Freud’un rüya simgeciliği bağlamında incelenecektir. Çalışmanın amacı mitlerde kaosu ve kozmosu işaret eden sembollerin bilinçdışı ifadelerini ortaya koymaktır. Çalışmadan mitlerde evrenin kaos ve kozmos döngüsü üzerine kurulu olduğu ve bu kaos kozmos döngüsünün bilinçdışında önemli simgelerle ifade edildiği sonucunu çıkarmak mümkündür",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae73179d3",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae7873d5d",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Türkçede Soyut Sözcükler Üzerine Bazı Tespitler",
                "creator": " Hanife Yaman",
                "subject": null,
                "description": "Dildeki bütün birimlerin bilişsel bir süreci ifade ettiği düşüncesinden -dil bir soyutlamadır, ilkesinden- hareket edilerek evrendeki bütün canlı ve cansız varlıklar adlandırılmaya çalışılmıştır. Bu adlandırmayla üretilen birimler (sözcükler), nesne ya da varlıkların kendisini değil soyutlama yoluyla oluşturulmuş olan ses ve yazı birimleri karşılamaktadır. Dilbilimde bu birimler göstergeler olarak adlandırılmaktadır. Bu göstergeler, duygu, düşünce veya diğer insanlarla paylaşılmak istenen ne varsa onların diğer insanlara aktarımını sağlamaktadır. Dildeki bu kavramların ortaya çıkışı, insanoğlunun doğal ve sosyal çevre içerisinde var olması ve onlarla çeşitli ilişkiler kurmasıyla (saymaca, iğretileme) açıklanabilir. Bu ilişkiler neticesinde duyularla algılananlar somut; algılanamayanlar ise soyut kavramlar olarak nitelendirilmektedir. Sözcüklerin soyut ya da somut olarak belirtilmesi tamamen göstergenin maddesel özelliklerine dayalı olduğu söylenebilir. Bu sebeple göstergeler yani sözcükler anlam yönünden bir soyutluk ifade etmektedir. Soyut sözcükler, bir dilin söz varlığının gelişmişliğini, işlenmişliğini ve kavramlaştırma gücünü ortaya koyan önemli unsurlardır. Türk dilinin ilk yazılı kaynakları olan Orhun yazıtlarından itibaren soyut sözcüklerin\/kavramların varlığı ve genişliği dikkat çekmektedir. Soyut kavramlar, bir dilin kültür dili özelliğine sahip olabilmesinde ölçüt olarak gösterilmekte ve dilbilgisi çalışmalarında yer bulmaktadır. Ancak sözcükbilim, anlambilim ve dilbilgisi çalışmalarında bu kavramlar farklı bakış açılarıyla değerlendirilmektedir. Bu çalışmada, alanyazınında yapılan tanımlamalardan\/çalışmalardan hareketle soyut sözcük kavramı hakkında bilgi verilmesi, Türk dilinin söz varlığında önemli bir yere sahip olan soyut sözcüklerin biçim ve anlam açısından incelenmesi, sunulan bilgilerden yola çıkılarak Türkçede soyut sözcüklerle ilgili bir tanım ve çerçeve ortaya konulmaya çalışılmıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae7873d5d",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae7df2356",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Mehmed Murad Nakşibendî’nin Hülâsâtü’ş-Şürûh Adlı Mesnevî Şerhinin 3. Ve 4. Cildinde İnsân-ı Kâmil",
                "creator": " Hi̇lal Yi̇ği̇t,  Zi̇ya Avşar",
                "subject": null,
                "description": "19. yüzyıl divan şairlerinden Mehmed Murad Nakşibendî’nin Mevlânâ’nın Mesnevîsi’nin tamamını şerh ettiği “Hülâsâtü’ş-Şüruh” adlı eseri, şerhlerin özeti anlamına gelen tercüme-şerh hüviyetinde bir eserdir. Şarih Mesnevî beyitlerini şerh ederken zaman zaman beyitlerde geçen bazı kavram ve metaforları insân-ı kâmil anlamında yorumlamış ve insân-ı kâmilin özelliklerine değinmiştir. İnsân-ı kâmilin yetkinliği ve ontolojik mahiyeti, Allah ve âlemle ilişkisi, eşya ve müminin kalbi üzerindeki tasarrufu ve ayrıca ahlakı şârihin Mesnevî beyitleri dolayısıyla temas ettiği konulardandır. Eserde deve, Tanrı arslanı ve hayvân-ı latîf terkipleri güç, kuvvet ve riyazeti yüklenme anlamıyla, İsa ve Musa gibi peygamberler diri ve zinde olmaları ve ölüyü diriltme gibi mucizleri nedeniyle, Nuh’un gemisi kurtuluşa ulaştırması açısından insân-ı kâmil olarak şerh edilir. Afitâb, nûr-ı hurşîd, Hilâl, yakaza hâli gibi kavramlar ise insân-ı kâmilin müridin yolunu aydınlatması ve gözüne basiret vermesi gibi özellikleriyle ilgi kurularak insân-ı kâmil olarak yorumlanmıştır. Şarihe göre deryâ, bahr ve kale-i ab ise insân-ı kâmilin büyüklüğünü ve derinliğini sembolize eder. Din şahı, dâye ve hâtib gibi metaforlar insân-ı kâmilin insanlığı hakikatin yoluna çağırması ve din yolunda taviz vermemesi cihetiyle insân-ı kâmil anlamında yorumlanır. Kimyâ-sâzân, mînâgerân ve nakkâş lafızları kâmil velînin tasarruf ve terbiye yetkisi bakımından gülistan ve âyine ise Hakk’ın mazharı olması bakımından insân-ı kâmil şeklinde yorumlanır. Bu makalede Mehmed Murad Nakşibendî’nin insân-ı kâmilin özelliklerine değindiği ve Mesnevî’de insân-ı kâmil şeklinde yorumladığı metaforlar ele alınmıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae7df2356",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae855f50a",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Türkmen Türkçesi Okuyuş ve Söyleyiş Kuralları",
                "creator": " Yildirim Hüseyi̇n",
                "subject": null,
                "description": "Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dildir. Türkçenin günümüzde yaşayan çağdaş lehçelerinde de belirli imla kuralları olduğu ve kelimelerin bu imla esaslarında söylendiği gibi yazılıp, yazıldığı gibi de okunduğu görülür. Diğer bir ifadeyle edebî dilde yazıldığı gibi okunma özelliği, Türk lehçelerinde de yaygın olarak işletilir. Türk dilinin Oğuz Grubu lehçeleri arasında yer alan Türkmen Türkçesinin standart dilinde ise işletilen imla kaideleri ile okunuş\/söyleyiş kuralları arasında belirli farklılıklar mevcuttur. Türkmen Türkçesi de çoğunlukla yazıldığı gibi okunsa da bu lehçenin bazı tipik özellikleri ve kurallara bağlanmış ancak yazıda gösterilmeyen bazı özel durumlar okunuşu belirler. Böylece hem imla ile okunuş hem de edebî söyleyiş arasında farklılıklar ortaya çıkar. Fakat bu farklılıklar sistemlidir ve kurallara bağlanmıştır. Bazıları imladan ama çoğunluğu Türkmen Türkçesinin yazıldığı gibi okunmamasından kaynaklı bu okunuş\/söyleyiş farklılıkları hem kelime kök ve gövdelerinde hem de ekler ve eklerin kelime köklerine eklenmesinde görülür. Başta uzun ünlü olmak üzere, diğer bazı ünlü ve ünsüzlerin söyleniş biçimleri; ünlü yuvarlaklaşması, ünsüz benzeşmesi, ünlü türemesi gibi ses olaylarına bağlı doğru okuma ve söyleme kuralları her ne kadar yazıda gösterilmese de belirli bir sistem çerçevesinde işletilir. Bu kuralların bilinmesi Türkmen Türkçesinin öğrenimini ve doğru kullanımını kolaylaştıracaktır. Bu çalışmada Türkmen Türkçesinin standart dilinde yazıda gösterilmeyen doğru okuma biçimleri ve aynı zamanda edebî dil olarak Türkmen Türkçesinin konuşulması esnasında uyulması gereken doğru telaffuz şekilleri üzerinde durulacak; örneklerle buna dair kurallar tespit edilerektir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae855f50a",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae8a93c14",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Ahmet Muhip Dıranas’ın “Bulutlar, “Ve Bulutlar” ve “Şehrin Üstünden Geçen Bulutlar” Adlı Şiirlerinde Bir Esin Kaynağı Olarak Bulut İmajı ve Yüklendiği Estetik Değer",
                "creator": " İlknur Ay",
                "subject": null,
                "description": "Şairin nesne üzerindeki öznel tasarrufları, şiirin temel karakteristiğinde vardır. Şiir için herhangi bir unsur esin kaynağı olabilir ve sanatçı onun üzerinde farklı tasavvurlarla imgeler oluşturarak duygu ve düşüncelerini dikkat çekici bir şekilde yansıtma imkânı bulur. Böylece şairin bir sözcüğün elinden tutup bir duygunun dilinden konuşması sırasında şekillenen mısralar ortaya çıkar. Şair dış dünyadaki muhtelif unsurlar ve ruhundaki karmaşa arasında çok ince bağlar kurar. Temaşa edilen ögelerin nitelikleri arasında aktarım yapılıp birbiriyle kaynaştırılır ve bütünlüğü kurma yolunda aşama aşama ilerlenir. Şair adeta kendi ruhundaki bütünlüğü dolduracak, eksiklikleri karşılayıp giderecek tek tek parçaların arayışı içindedir. Bu sırada oluşan imgeler de sanatçının elindeki bütün malzemenin onun bilincinde ustaca yoğrulup yeni bir duyarlılıkla yansıtılmasıdır. Önce dış dünyadaki unsurlar arasında sonra da öznenin kendi dünyasıyla bu unsurlar arasında kurulan ilişkinin sonucunda şiirsel öz ortaya konulur. Ahmet Muhip Dıranas da “Bulutlar”, “Ve bulutlar”, “Şehrin Üstünde Geçen Bulutlar” şiir dizisinde “bulut” nesnesinden hareketle duygusal çağrışımlarla manzaradaki derinliği kavrayıp ayırt eder ve sergiler. Söz konusu şiirler sanatçının dış dünyadaki nesneleri ve kendi özünü algılayış düzleminde ortaya çıkar. Şiirlerde “bulut” kavramı belli bir bağlam içerisinde değerlendirilir. “Bulut” nesnesinden hareketle bir armoni ve sonrasında denge kuran şair, bir taraftan bulutlar arasında kendisini kaybederken diğer taraftan oluşan şiirsel ortamda kendini bulur. Şiirde önce görünüş yansıtılırken sonra “einfühlung” (özdeşleşme) gerçekleşir. Dolayısıyla bu çalışmada Ahmet Muhip Dıranas’ın ele alınan şiirlerinden hareketle öznenin nesneleri algılayış tarzı ve tavrına bağlı olarak ortaya çıkan imgesel oluşum ve özdeşleyim aşamalarına dair tespit ve değerlendirmeler ortaya konulmaya çalışılmıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae8a93c14",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae8fd1a08",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Sadık Vicdânî’nin Perîşân’daki Gazelleri ve Diğer Şiirleri",
                "creator": " Lokman Taşkesenlioğlu",
                "subject": null,
                "description": "Türk edebiyatının en uzun soluklu dönemlerinden olan divan edebiyatı 19. yüzyıldan bugüne kadar gelişen edebiyatı etkilemeye ve beslemeye devam etmektedir. Özellikle yüzyılın sonlarında ortaya çıkan yenilik hareketlerini dahi şekillendirmeye devam etmiş, kendisi ömrünü tamamlamasına rağmen etkisini uzun müddet sürdürmüştür. Klasik şiir geleneğinin devamı niteliğinde olan, bununla birlikte yeniliklere de açık bir edebiyat dönemi olarak kabul edilen ara neslin en önemli şairlerinden biri de Sadık Vicdânî’dir. Daha çok tasavvuf tarihinin en önemli eserlerinden olan Tomar-ı Turuk-ı Aliye adlı çalışmasıyla bilinen Sadık Vicdânî’nin manzum ve mensur edebî eserleri de bulunmaktadır. Gazetelerde yayımladığı bazı yazıları, tercümeleri ve klasik tarzdaki şiirlerini derlediği Perîşân ise onun ilk eseri olarak bilinmektedir. Bu çalışmada Sadık Vicdânî’nin son dönem edebiyat geleneği içerisinde yeri üzerinde kısaca durulmuş, Perîşân adlı eseri hakkındaki tespitler derlenmiştir. Daha sonra şairin bu eserin ilk bölümünü oluşturan manzumeleri ve klasik tarzdaki şiirleri üzerinde durulmuştur. Bu metinler muhteva, şekil ve üslup açısından incelenmiş; Latin harflerine aktarılarak okuyucuya sunulmuştur.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae8fd1a08",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae9748a76",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Türkçe Sözlük’te Yer Alan Ölü ve Ölüm, Yaşam, Yaşam ve Hayat Kavram Alanlarına Bakış",
                "creator": " Muammer Şehitoğlu",
                "subject": null,
                "description": "Çalışmada, Türk kültüründe Türkçenin kavram alanında yer alan ve Türkçe Sözlük’te de madde başı sözlük ögesi olarak bulunan ölü \/ ölüm, yaşama, yaşam \/ hayat kavram alanını karşılayan kavram işaretlerinin türleri ve niteliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın kapsamını, kavram alanlarına ilişkin kavram işaretlerinin Türkçe Sözlük’teki anlam değerleri, sözcük türleri ve çok anlamlılık nitelikleri bakımından üç boyutta ele alınması oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemine dayalı belge incelemesi tekniği kullanılmıştır. Teknikle kavramların işaretlenmesi, bilimsel disiplin alanlarındaki kullanımları ve çok anlamlılık niteliği açısından Türkçe Sözlük’te yer alan söz varlığı analiz edilmiş ve bu üç boyut çerçevesinde sınıflandırılarak yorumlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, ölü \/ ölüm, yaşama, yaşam \/ hayat kavram alanlarında Türkçe Sözlük’te yer alan söz varlığı birden fazla anlam değeri taşıyan hem tek hem de birden fazla anlam ögesinden oluşan genel anlamlı kavram işaretleriyle ifade edilmiştir. Birden fazla anlam ögesiyle oluşan kavram işaretlerinde belirtisiz isim tamlaması şeklinde oluşan kavram işaretlerinin geçiş sıklığı yüksektir. Ölüm ve ölü kavram alanında ise, niteleme sıfatı + isim biçiminde oluşan kavram işaretlerinin geçiş sıklığı dikkat çekerken, Türk kültüründe bu kavram alanın daha çok niteleyici dil ögeleriyle ifade edildiği tespit edilmiştir. Yine ölü ve ölüm kavram alanında bilinenin ve düşünülenin tersine bilimsel disiplin olarak din bilimi değil, hukuk alanındaki terimlerin ve kavram işaretlerinin geçiş sıklığının yüksek olduğu görülmüştür",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae9748a76",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae9c8b4ca",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Yanyalı Süleyman Efendi’nin Şerh-i Divan-ı Urfî Adlı Eserinin Çeviri Stratejileri Açısından İncelenmesi",
                "creator": " Mustafa Yasin Başçeti̇n",
                "subject": null,
                "description": "Osmanlı döneminde, özellikle Farsça ve Arapça eserlerin tercüme ve şerhleri, çeşitli şarihler ve mütercimler tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu zengin geleneğin içerisinde farklı yaklaşımlar ve yöntemler kendini göstermiştir. Şarihler ve mütercimler, eserleri üzerine yazdıkları şerhlerde belirli tercüme yöntemlerini kullanarak kendi teorilerini oluşturmuşlardır. Bu uygulamaların belirlenmesi ve yapılan çevirilerin niteliklerinin ortaya konması, Osmanlı çeviri geleneğini anlamak açısından son derece önemlidir. Çalışmada, Urfî-i Şirâzî’nin kasidelerine Yanyalı Süleyman Efendi tarafından kaleme alınan “Şerh-i Divan-ı Urfî” adlı şerh eserinden alınan örnekler üzerinden çeviri stratejileri incelenmiştir. Çalışmada, Osmanlı dönemindeki çeviri yöntemleri ve stratejileri hakkında genel bir bilgi sunulmasının ardından; telafi (kültürel ikame), yabancılaştırma, öykünme, yerlileştirme (uyarlama), kültürel ödünçleme (ödünç alma), iletişimsel çeviri, somutlama, özelleştirme (alt anlamlı çeviri), genelleştirme (üst anlamlı çeviri), açımlama (açıklamalı çeviri) ekleme (genişletme), çıkarma (daraltma), çıkarım (öneri terim), yer değiştirme, dönüştürüm, standartlaştırma, perspektif kaydırma (değiştirme), birebir çeviri (sözcüğü sözcüğüne), tarihselleştirme, metin manipülasyonu gibi genel çeviri stratejilerinin Şerh-i Divan-ı Urfî’de ne şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu çerçevede, Osmanlı döneminde kaleme alınan çeviri ve şerh içeren eserlerden bir örnek üzerinden çeviri stratejileri tespit edilerek Osmanlı çeviri geleneğinin özellikleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu analiz, Osmanlı döneminde çeviri ve şerh geleneğinin öne çıkan stratejilerini ortaya koymayı amaçlamış ve bu geleneğin teorik anlamda anlaşılmasına katkı sağlamıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8ae9c8b4ca",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aea4d42f7",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Yerel Folklor Dergiciliğinde Uzun Soluklu Bir Hamle: Harran Dergisi Üzerine Tematik Bir İnceleme",
                "creator": " Ömer Kırmızı",
                "subject": null,
                "description": "Ülkemizde “folklor” teriminin bilimsel manada kullanımının üzerinden yüz yılı aşkın bir süre geçmiştir. Bu zaman zarfı içinde inişli çıkışlı bir ilgi seyrine mazhar olan bu disiplin Cumhuriyet’in kuruluş döneminde yönetim kadrosuna ideoloji, eğitim, kurumsallaşma vb. birçok alanda rehberlik etmiştir. Bu kapsamda Cumhuriyet’in ilk yıllarında folklor araştırmalarının ilk adımı kabul edilen derleme faaliyetlerine çeşitli kuruluşlar aracılığıyla hız verildiği görülmüştür. Zaman zaman devlet katında destek gören bu faaliyetler yardımıyla Türk folkloru adına önemli bir derleme külliyatı oluştuğu söylenebilir. Şüphesiz bahsi geçen derleme faaliyetlerinin hem teşvik edicisi hem de derlemelerin yayımlandığı mecralar olarak mahallî dergiler bu döneme damgasını vurmuş, bir dönemin “yükünü” çektikten sonra tarihteki yerlerini almıştır. Bu çalışmanın konusunu oluşturan Harran dergisi nispeten daha yakın bir tarihte (1979-2002) toplamda 62 sayı yayımlanan mahallî dergilerden biridir. Mahallî bir dergi için uzun sayılabilecek bir yayın süresi geçiren Harran dergisi, uzun yıllar Şanlıurfa halk kültürüne dair derlemeler başta olmak üzere muhtelif yazıların yayımlandığı en önemli mecralardan olmuştur. Bu çalışmada Harran dergisinde çıkan yazılar tematik olarak sınıflandırılmış, derginin yayın politikası ve amacı bu yazılar üzerinden irdelenmiştir. Dergide birçok farklı konuda yazı çıkmasına rağmen derlemeler, biyografi ve tanıtım yazıları, araştırma-inceleme yazılarının önemli bir yekûn tuttuğu görülmüştür. Sonraki yıllarda şiirlerini kitaplaştıracak ve ülke sathında tanınacak birçok şairin ilk şiirleri de Harran dergisinde yayımlanmıştır. Ayrıca şehrin sorunlarına dair tespit, teklif ve öneriler içeren yazılar da Harran dergisinin sayılarında kendine yer bulmuştur. Dergi bu yönüyle bir taraftan yayıncılık faaliyetini sürdürürken diğer taraftan yerel yönetimler üzerinde yönlendirici bir odak hüviyetine sahip olmuştur. Harran dergisi 23 yıl boyunca amatör bir ruhla kıymetli bir birikim meydana getirmiş; şehrin edebiyat, kültür, sanat ve siyaset adamlarının daima etkisinde kaldıkları bir kültürel mahfil olma özelliğini sürdürmüştür. Bu itibarla Harran dergisi, Şanlıurfa halk kültürü ve folklor tarihimizin dergicilik safahatının yereldeki gelişim seyri üzerine çalışacak araştırmacılar için önemli bir kaynak olarak gösterilebilir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aea4d42f7",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aea8010de",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Yaşamdan Kurguya: Mebrure Alevok’un Hikâyelerinde Otobiyografik Anlatım",
                "creator": " Özgül Özbek Giray",
                "subject": null,
                "description": "Cumhuriyet Devri kadın yazarları arasında yer alan Mebrure Alevok, telif ve tercüme pek çok hikâye, roman, tiyatro eseri, makale ve seyahat yazıları kaleme almış ancak daha çok romanları ve Batı edebiyatından yapmış olduğu tercümelerle ön plana çıkmış bir isimdir. Henüz çocuk denecek yaşta çalışma hayatına atılan, öğretmenlik, tezgâhtarlık, tercümanlık ve yazarlık gibi meslekleri icra ederek hayat mücadelesinden galip çıkan Alevok, hikâyelerin merkezine kendisini yerleştirerek, hayal kırıklıklarını, aldanışlarını ve varolma çabasını anlatır. Hikâyelerini kendi hayatı ve çevresindeki kişilerin onun hayatındaki rolü üzerine kurması onun hikâyelerini büyük ölçüde otobiyografik kılar. Bu çalışmada yazarın hayatıyla ilgili kısa bir giriş yapıldıktan sonra, otobiyografik anlatı hakkında bilgi verilecek, daha sonra da yazarın bir kitapta toplanmayan, farklı gazete ve dergilerde kalmış olan Cadı, Deli, Küçük Kanburun Sırrı, Çıldıran Kadın, Bir Edibenin En Güzel Aşkı, Gözyaşından Kahkahaya, Karımı Ben Öldürdüm, Güneşe Âşık Yarasa, Kaderin Yalanı, Sevginin Yakutu, Lale Perisi, Bir Mektup, Murat Köprüsü, Saadet, Şüphe, Düğümlenen Hülya ve Eşyaların Dili Olsaydı adlı hikâyelerinde hayatına dair ayrıntıların nasıl yansıdığı üzerinde durulacaktır. Sonuçta da yazarın hikâyelerinde kendi hayatından kesitleri, anlatıcı vasıtasıyla aktardığı belirtilerek eserlerinde otobiyografik anlatıma yer verdiği ifade edilecektir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aea8010de",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aeafa6754",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Sûrnâmelerde Türk Halk Kültürünün İzleri: Vehbî Örneği",
                "creator": " Rabia Gökcen Kayabaşı",
                "subject": null,
                "description": "18. yüzyılda yetişmiş önemli divan şairlerinden olan Vehbî, şöhretini Sultan III. Ahmet’in şehzadeleleri için düzenlenen sünnet düğününü anlattığı sûrnâme ile kazanmıştır. Genel olarak sûrnâmeler incelendiğinde de en geniş ve en şöhretli sûrnâme, Vehbî’nin “Sultan Ahmet Düğünü” sûrnâmesidir. Sûrnâmeler aynı zamanda Türk edebiyatının folklor unsurları bakımından zengin kaynaklarındandır. Sünnet, evlenme ve tahta çıkma nedeniyle yapılan şenlik ve eğlenceleri içeren sûrnâmeler, manzum ve mensur eserlerdir. Sûrnâmeler, yazıldıkları dönemdeki halkın geleneklerini, şenliklerini bütün yönleriyle hem yazılı hem minyatürler yoluyla aktarmaktadır. Minyatürler, Türklerin geleneksel kitap resimleme sanatı olarak bilinmektedir. Kültür ve sanatının önemli anlatılarından olan, Türklerde kökü Orta Asya’ya kadar uzanan bu minyatürler, Osmanlı’nın toplumsal ve kültürel yaşamında kıymetli bir belge niteliğindedir. Vehbî Sûrnâmesi’nde Levnî’nin yaptığı minyatürler de yer almaktadır. O dönemde yapılan ritüeller hem sûrnâmelere konu olmuş hem de minyatürlerde yerini bulmuştur. Bu çalışmanın evrenini Vehbî’nin sûrnâmesinin ana temasını oluşturan sünnet ve sünnet törenindeki ritüellerle beraber, Türk halk kültürüne ait kült ve motifler oluşturmaktadır. Çalışmada Vehbî’nin sûrnâmesine yansıyan, ağaç kültü, kurban motifi, atalar kültü, hayvan motifi, geleneksel Türk tiyatrosu, cirit oyunu, halk hikâyesi anlatıcılığı gibi halk kültürü oluşturan çeşitli unsurlar tespit edilip değerlendirilecektir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aeafa6754",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aeb5150ab",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Kadı Burhaneddin Divanı’nda Farklı Şekillerde Kullanılan İkileme ve Tekrar Grupları",
                "creator": " Sali̇m Küçük",
                "subject": null,
                "description": "Söz varlığı, ait olduğu dilin tarihini önemli ölçüde aydınlatır. Tarihi derinlik içerisinde yıllara bağlı olarak ait olduğu dilin ses, şekil, kelime ve anlam bilgisinde ortaya çıkan değişiklikleri göstermenin yanı sıra sözdiziminde ve kelime gruplarında ortaya çıkan değişiklikleri yansıtır. Ayrıca hangi dilleri etkilediğini ve hangilerinden de etkilendiğini gösterir. Türkçenin söz varlığının temel taşlarından biri de ikilemelerdir. Geçmişten günümüze farklı terimlerle karşılanan ikilemeler yönünden Türkçe oldukça zengin bir dildir. Bunun göstergelerinden biri de Türkiye Türkçesi sahasında hazırlanmış Türkçe İkilemeler Sözlüğü’dür. Ülkemizde ikilemeler üzerine yapılan çalışmalar genellikle yapısalcı çalışmalara konu edinilmiş olup yazılı ifadeyi zenginleştiren, güzelleştiren, şaire hareket kabiliyeti sağlayan ve edebî bir unsur olan ikilemeler yaratıcılık yönünden yeterince ele alınmamış, incelenmemiş ve değerlendirilmemiştir. Eski Anadolu Türkçesi sahası şairlerinden Kadı Burhaneddin’in 14. yüzyılda yazmış olduğu Divan’ında yer alan bütün ikileme ve tekrar gruplarını değil bu alanda yapılan diğer çalışmalardan farklı olarak değişik yapıdaki ikileme ve tekrar gruplarını incelemeyi amaçlayan bu çalışmada mesele yapı, söz varlığı, cümle, kelime grupları, kip ve ek-fiil yönünden ele alınmış, şairin şiirlerinden hareketle somutlaştırılarak farklı bir bakış açısı ile bir bütünlük içerisinde değerlendirilmeye çalışılmıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aeb5150ab",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aeba7f8af",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Yenisey Yazıtlarında Geçen “er at”lar Üzerine",
                "creator": " Selin Bayrak,  Arzu Arican",
                "subject": null,
                "description": "Yenisey Yazıtları, 18. yüzyıldan itibaren araştırmacıların dikkatini çeken ve bugün sayısı hemen hemen 250’ye ulaşan mezar yazıtlarından oluşmaktadır. Bu yazıtlarda çeşitli kahramanlıklar göstererek halkı ve milleti için mücadele eden kişilerin kahramanlıkları, düşmana karşı mücadeleleri, savaşta öldürdükleri kişi sayıları ve sevdiklerinden ayrı kalmanın üzüntüsü gibi bilgiler yer almaktadır. Yenisey Yazıtlarında yer alan bu bilgiler Türk dili, kültürü, tarihi, yaşam biçimi gibi birçok konuda bilgiler vermektedir. Bu bilgiler arasında kahramanlıkları ile ön plana çıkan kişilere verilen adlar dikkat çekmektedir. “er at” şeklinde ifade edilen bu adlar çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Çalışmada Yenisey Yazıtlarında sıklıkla kullanılan ve “erkeklik adları” olarak nitelendirilen er atlar “tek sözcükten oluşan” ve “söz grubu şeklinde oluşan” olmak üzere iki başlıkta alfabetik sıra gözetilerek incelenmiştir. Araştırmada, söz konusu başlıklar altında incelenen ve “erkeklik adları”nı oluşturan sözcüklerin veya söz gruplarının yapıları, kökenleri ve anlamları hakkında çeşitli kaynaklardan faydalanılarak değerlendirmelerde bulunulmuştur. Ayrıca daha sonraki dönemlerde kişi ad ve ünvanlarının kullanılıp kullanılmadığı Uygur ve Karahanlı dönemine ait eserlerden örneklerle gösterilmiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aeba7f8af",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aebfde3ad",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Türlerin Sınırlarındaki Çözülmede Postmodernizm Etkisi: Murat Gülsoy’un Nisyan Romanı Örneği",
                "creator": " Semanur Dayıoğlu,  İlknur Tatar Kırılmış",
                "subject": null,
                "description": "Tür, tanımlandığı noktadan itibaren problemlerini de üreten; uzlaşımsal bir kararda bulunulamayan bir konudur. Tür tanımlamasının bizatihi kendisinin üretmiş olduğu bu problemli yapısı başlangıçta kabul edilebilir. Ancak ön anlamayı da açığa çıkarması; bu ön anlamaların okuma sürecinde revize edilmesiyle bir metnin bünyesinde diğer türlere de alan açabilmesinin mümkün olabileceği önemli bir husustur. Özellikle postmodernizm sonrasında görünür hale gelen bu durum, metin üzerinden tür yaklaşımını etkilemektedir. Bu yaklaşımda geleneksel tür çerçevesine, türlerin sınırlarına, postmodernizmin getirmiş olduğu yorumun türler arasındaki geçirgenliği anlamada etkili olduğu görülmektedir. Bu ifadelerden yola çıkarak bu çalışmada, roman ve günlük türünün arasındaki ilişki, dil boyutunda birbirlerinin sınırlarında dolaştığını fark ettirmektedir. Buradan hareketle bu araştırma, postmodernizm sonrası türlerin sınırlarındaki çözülmeye işaret ederek edebi metnin çoktürlü bir yapı sergileyebileceği iddiasını taşımaktadır. Edebi türlerin sınırlarındaki çözülme, çalışmanın odağında yer alan ve postmodernist unsurlar barındıran Murat Gülsoy’un Nisyan romanından örneklenerek gösterilmeye çalışılmıştır. Böylelikle çalışmanın sınırlarını oluşturan bu metnin, söz konusu türlerin birlikteliğini ve bir türün ötekinin alanına taşabileceğini gözlemek için elverişli olduğu görülmüştür. Çalışmanın metodolojisi için Geleneksel Tür teorisinin birikimi dikkate alınmıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aebfde3ad",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aec75c81c",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Türkülerin Dünyasında Mekânsal Yaratımlar Bağlamında Irmaklar ve Kadınlar",
                "creator": " Yasemi̇n Yavuz",
                "subject": null,
                "description": "Türküler, yaratıcısı olan toplumun duygu ve hayallerini yansıtırken hayatı doğal bir kurgu ile yorumlayarak gerçekçi imajlar çizerler. Sosyokültürel ve toplumsal psikoloji bağlamlarında değerlendirilebilecek bu imajlardan mekânla ilgili olanlar, cinsiyet rolleriyle ilişkiseldirler. Bu makalede amaç, doğal mekanlardan ırmaklar ile kadın toplumsal cinsiyet rolü arasındaki ilişkiyi türküler bağlamında incelemektir. Bu amaç doğrultusunda doküman inceleme ve nitel veri toplama yöntemleriyle türkü metinleri tahlil edilmiştir. TRT repertuarında ırmak imajını içeren türküler ile araştırmanın sınırları belirlenmiştir. Analizler neticesinde bu türkülerin büyük çoğunluğunda ırmağın kadınlar için kamusal alana çıkış mekânı olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte türkülerde ırmakların kimi zaman da sonucu ölüme bağlanan bir bilinçli sığınış mekânı olduğu görülmüştür. Bir gurup türküde tipik olarak görülen kadının intihar eylemine mekân olarak ırmağı seçmesi motifi bu çalışmanın eksenini teşkil etmiştir. Bu araştırmada, bir intihar mekânı olarak ırmağın Anadolu ve Balkanlar’ın pek çok yöresinde var olduğunu vurgulayacak biçimde üç farklı bölgeden üç farklı ırmağın mekân olarak yer aldığı üç adet türkü seçilerek bunların üzerine yoğunlaşılmıştır.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aec75c81c",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aeccc9228",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "İsmail Hikmetî’nin Farsça-Türkçe Manzum Sözlüğü: Tuhfe-i Nâdîde",
                "creator": " Yunus Kaplan",
                "subject": null,
                "description": "Klasik Türk edebiyatının sahip olduğu renkli zenginliği yansıtan edebî türlerden biri olan ve genel itibarıyla Türkçe dışında farklı bir dilin öğretimini kolaylaştırmak için tanzim edilen manzum sözlük türünde birçok eser kaleme alınmıştır. Bunlardan biri de 18. yüzyıl mutasavvıf şairlerinden İsmail Hikmetî’nin (öl. 1773) Farsça-Türkçe şeklinde kaleme aldığı Tuhfe-i Nâdîde’dir. 1161\/1748 yılında telif edilen eserin şimdilik bilinen tek yazma nüshası, Süleymaniye Kütüphanesi Hacı Mahmud Efendi Koleksiyonu 3638 numarada kayıtlıdır. Müellifinin ifadesiyle Farsça-Türkçe manzum sözlüklerin en meşhuru olan Tuhfe-i Şâhidî’de bulunmayan bazı kelimeleri ihtiva eden Tuhfe-i Nâdîde, mensur bir mukaddime ve kelime anlamlarının verildiği beyit sayısı 13 ile 34 arasında değişkenlik gösteren beş kıtʻadan müteşekkildir. Beyit sayısı 99’u bulan kıt‘aların tanziminde herhangi bir tertip hususiyeti gözetilmemiş, kahir ekseri isim kökenli olan 280 civarında Farsça kelime ve ibarenin Türkçe karşılığına yer verilmiştir. Bu çalışmada manzum sözlükler hakkında özet mahiyetinde bilgilendirmede bulunulduktan sonra, Tuhfe-i Nâdîde’nin sahip olduğu şekil ve muhteva özelliklerine temas edilmiş ve çeviri yazılı metnine yer verilmiştir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aeccc9228",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aed2515ea",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Dede Korkut Hikâyelerinde Gösterge Değeri Olarak Niteleme Grupları",
                "creator": " Yusuf Gökkaplan",
                "subject": null,
                "description": "Niteleme grupları yazın alanında ve günlük konuşma dilinde anlatımı akıcı ve güçlü kılmak, söyleyişe zenginlik katmak için sıklıkla kullanılan söz öbekleridir. Kullanımdaki sıklık yazarın, konuşucunun, anlatıcının bilinçli tasarrufuyla açıklanabilir. Bütün bunlara alıcı konumundaki kimsenin tasavvurunda oluşan düşünceler de eklendiğinde sözcüklerin anlam sınırlarının ne kadar genişlediğini görmek mümkündür. Türkçede niteleme grupları sıfat ve zarf olmak üzere iki ana başlık altında ele alınabilir. Bunun yanında bazı edatlarla da fillerin farklı durum ifadeleriyle nitelenebildiği görülmektedir. Sıfat ve zarf görevli niteleyicilerin fiilimsi ekleriyle yan cümlecik oluşturarak niteleme grubu oluşturduğu da görülmektedir. Burada ifade edilen tüm niteleme grupları söz dizimi açısından da önemlidir. Bir tümce içerisinde yer alan niteleme grupları tümcedeki anlam zenginliğine doğrudan tesir eden unsur olarak da değerlendirilebilir. Çünkü bir isim veya fiilin sıfat veya zarf görevli bir sözcükle nitelenmesi o sözcüğün yeni bir anlam ilgisiyle kullanılabileceğinin de göstergesidir. Bu bağlamda niteleyiciler aklımızda olan bir sözcüğün farklı algılanmasını sağlayan birer aracıdır. Niteleyiciler sözcüklerin giyebileceği birer kıyafet veya kılıf olarak da değerlendirilebilir. Bu bağlamda niteleyiciler sınırlayıcı, belirleyici, işaretleyici ve açıklayıcı işlevleriyle dikkat çekerler. Bir niteleme grubunda yer alan niteleyicinin zihinde karşılık bulduğu değer onun gösterge değeri olarak ifade edilebilir. “Büyük” sözcüğü bir niteleyici olarak ele alındığında “ev” sözcüğü ile farklı, “tehlike” sözcüğü ile farklı, “gel-” fiili ile farklı bir gösterge değeri ile zihinde karşılık bulur. Bu noktada yazınsal bir metnin veya sözlü bir ifadenin icrasında kullanılan niteleyiciler farklı gösterge değerleriyle yeni çağrışım ve anlam ilgisiyle kullanılabilir. Basit bir denklemle “gösterge=gösteren+gösterilen” şeklinde ifade edilebilecek bu kullanımlar sözcüklerin algılanması, anlamlandırılması ve metnin anlaşılmasında oldukça önemlidir. Bu çalışmada, Türk kültürünün önemli eserlerinden biri olan Dede Korkut Hikâyelerinde F. de Saussure’ün “gösterge” kavramı çerçevesinde niteleme gruplarının gösterge değerlerinin analizi ele alınacaktır. Kültürel açıdan, dil ve anlatım özellikleri bakımından önemli olan bu eserdeki niteleyicilerin farklı disiplinler çerçevesinde ele alınmasının bir model oluşturması ve alana katkı sağlayabilmesi hedeflenmektedir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aed2515ea",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aedbcf74d",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Ercüment Ekrem Talu ve Kopuk Romanı Üzerine",
                "creator": " Zeynep Şener",
                "subject": null,
                "description": "II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Ercüment Ekrem Talu (1888-1956) edebiyat alanındaki eserlerinin yanı sıra gazeteci ve siyasetçi kimliğiyle de dikkati çeker. Hikâye, şiir, hatıra, tiyatro ve roman türlerinin yanında çeşitli gazete ve dergilerde fıkra ve makaleleri bulunan Ercüment Ekrem yazdığı yazılarda özellikle İstanbul ve onun değişik yüzlerini okuruna aktarır. Kopuk romanı, yazarın İstanbul’u mekân olarak seçtiği ve kimsesiz kalan Ahmet’in başından geçenler sonucunda yaşadığı değişimi okura sunduğu bir eserdir. Hırsızlık, cinayet, polis tarafından aranma ve zenginden çalıp fakire vererek halk kahramanı hâline gelme gibi hususları içeren bu romanda suç kavramı ele alınır. Suç ve suçluya odaklanan Kopuk romanı bahsi geçen bu başlıkları içerse de polisiye roman türüne dahil edilemez. Polisiye romanlarında olduğu gibi bir detektif, muamma yahut çıkarsamaya yer vermeyen bu romanda suçu işleyen kişi de sebepleri de romanın başından bellidir. Bu çalışmada Ercüment Ekrem Talu’nun, Kopuk romanıyla, hayatta yalnız kalan çocukların hatalarını, yanlış verilen kararların yol açabileceği sonuçları, işlenen suçları ve haksızlığa karşı çıkmanın haklılığını irdelemesi incelenecektir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aedbcf74d",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        },
        {
            "header": {
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aedf0d930",
                "datestamp": "2025-01-15"
            },
            "metadata": {
                "title": "Balkanları İhmâl Ederek Türk Edebiyatı Tarihi Yazılamayacağını Gösteren Bir Kitap: Prof. Dr. Mustafa İsen – Prof. Dr. Tuba Durmuş, Balkanlarda Türk Edebiyatı Tarihi",
                "creator": " Serife Yalçinkaya",
                "subject": null,
                "description": "PROF. DR. MUSTAFA İSEN – PROF. DR. TUBA DURMUŞ, BALKANLARDA TÜRK EDEBİYATI TARİHi kitabının değerlendirmesidir.",
                "publisher": "Akadmeik Dil ve Edebiyat Dergisi",
                "date": "2024-04-30",
                "type": null,
                "identifier": "https:\/\/www.adeddergi.com\/makale\/68a8aedf0d930",
                "language": "Türkçe",
                "rights": "Creative Commons"
            }
        }
    ]
}



